Tırtılım, madem 41. dilekteyiz, 41 kere maşallah diyeyim sana ve hayatın boyunca Allah'ın seni kem gözlerden korumasını dileyeyim. Cumartesi annem, Filiz ve Esra geldiler. Kıyafetlerini bir güzel ütüleyip dolabına yerleştirdik. Zink de gelecekti ama ananemi yalnız bırakamadı. Şu sıralar biraz hasta maalesef. Dolabını dolu dolu görünce gözlerim de dolu dolu olacaktı az kalsın. Gelişine az kaldığı gün gibi ortada artık.
Bugün Çarşamba. Cumartesi, yani 31 Aralık'ta doktor randevumuz var yine. Yarından itibaren kar yağışı olduğunu söylüyor meteoroloji. Yılbaşına da bembeyaz girecekmişiz. Bakalım doğru çıkacak mı tahminler... Seni karla özdeşleştirdim nedense. Bir kar tanesi kadar beyaz, masum, kırılgan ve eşsiz olacaksın diye belki. O yüzden karlar düştükçe kollarıma geleceğin gün yaklaşıyor gibi hissediyorum. Buna deli gibi sevinsem de geçen gün Bihter teyzene dediğim gibi hamile olma halini sevdim ben. Son aydaki zorluklarına rağmen...
Sana bir şey öreceğimi söylemiştim ya, ördüm. Aslında daha büyük olacaktı ama hamilelerde örgü çeşitli sorunlar yaratıyormuş. Eller şiştiği için sanırım. Parmaklarımı açıp kapatmakta zorluk çekiyorum, hareket ettirdikçe ağrımaya başladığı için bıraktım. Biraz küçük oldu o yüzden. Ancak ilk haftalarında seni kucaklar. Bazı hatalar da yok değil örgüde ama söküp tekrar yapmadım. Hatalarıyla daha güzel gibi geldi. Sen de görmezden gel. İkimize de bir hatıra işte. Öpüyorum bir tanem, kar tanem...
Bu blog aslında sadece bir kişi için açıldı. Şu an karnımda kendi kendine oyunlar oynayan ve her geçen gün hızla büyümeye devam eden bebeğim için. Her yazı, senin için tuttuğum bir dilek içerecek bebeğim. Bir gün okuyabilmen dileğiyle...
dilek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dilek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Aralık 2016 Çarşamba
29 Eylül 2016 Perşembe
24. Duygularını dışa vur
Bebeğim,
Havalar son 1 haftada ciddi anlamda soğudu. Bir anda kış moduna geçtik hepimiz. Battaniyeler çıktı, montlar giyildi (ben önünü ilikleyemeden tabii). Bugün biraz ısınır gibi oldu. Sanırım önümüzdeki birkaç gün de ılık geçecek. Ama bu eylülün de bittiği ve artık resmi olarak sonbaharın geldiği gerçeğini değiştirmiyor. Hoş gelsin, sonbaharı severim. Melankolik bir güzelliği var, bu hoşuma gidiyor. Bu seninle üçüncü mevsimimiz olacak kızım. İlkbaharda tanıştık, koca bir yazı devirdik beraber, şimdi de sonbaharı karşılıyoruz. Kışın da kollarımda olacaksın inşallah. Bakalım ilk kar mı önce gelecek, yoksa sen mi kar tanem...
Havalar soğurken, biz de babanla yeni evimize iyiden iyiye ısındık. Küçük küçük hatıralarlarla, neşeli ya da sıkıntılı yaşanmışlıklarla bir ev, ev oluyor. İnsan sadece içinde zaman geçirerek değil, onu yaşayarak, ona emek vererek bir evi benimsiyor galiba. Gelelim bugünkü dileğime... Biraz büyüyüp bizi tanıdıkça sen de göreceksin ki baban da ben de duygusal tipleriz. Acıklı bir filmde çok kolay ağlayabiliriz ya da hayatın içinde verdiğimiz kararlarda duygularımız ön plandadır. Böyle ebevenynler denk geldi sana n'apalım! Senin nasıl bir karakterin olacağını bilemiyorum elbette. Nasıl şekillenirse şekillensin, dileğim duygularını rahatça dışa vurabilen ve bundan rahatsızlık duymayan bir insan olman. Sadece pozitif duygulardan bahsetmiyorum. Tabii ki, sevgiyi, şefkati, neşeyi, umudu, huzuru iliklerine kadar hissetmek ve hissettirmek harika. Ama aynı zamanda öfkeleneceksin, kıskançlık duyacağın zamanlar da olacak. Belki hırsına yenik düştüğün anlar da... Dileğim hiçbirini içine atmaman bebeğim. Yüzleş ve paylaş. Bir dostunla, benimle ya da bazen kendinle. Bu bile yok sayıp, derinlere itmenden iyidir. İster sözle ifade et karşındakine, istersen kendine bir mektupla dök içini, ama mutlaka sisteminden çıkar. İyi duyguları paylaştığın anda çoğaldıklarını, kötülerin ise senden çıktıktan sonra değersizleşip azaldığını göreceksin kuzucuğum. Bak mesela "özlem" de bir duygu. İyi mi kötü mü sence? Sonunda kavuşacağını biliyorsan iyi sanırım. Seni özlüyoruz güzel kızım.
Havalar son 1 haftada ciddi anlamda soğudu. Bir anda kış moduna geçtik hepimiz. Battaniyeler çıktı, montlar giyildi (ben önünü ilikleyemeden tabii). Bugün biraz ısınır gibi oldu. Sanırım önümüzdeki birkaç gün de ılık geçecek. Ama bu eylülün de bittiği ve artık resmi olarak sonbaharın geldiği gerçeğini değiştirmiyor. Hoş gelsin, sonbaharı severim. Melankolik bir güzelliği var, bu hoşuma gidiyor. Bu seninle üçüncü mevsimimiz olacak kızım. İlkbaharda tanıştık, koca bir yazı devirdik beraber, şimdi de sonbaharı karşılıyoruz. Kışın da kollarımda olacaksın inşallah. Bakalım ilk kar mı önce gelecek, yoksa sen mi kar tanem...
Havalar soğurken, biz de babanla yeni evimize iyiden iyiye ısındık. Küçük küçük hatıralarlarla, neşeli ya da sıkıntılı yaşanmışlıklarla bir ev, ev oluyor. İnsan sadece içinde zaman geçirerek değil, onu yaşayarak, ona emek vererek bir evi benimsiyor galiba. Gelelim bugünkü dileğime... Biraz büyüyüp bizi tanıdıkça sen de göreceksin ki baban da ben de duygusal tipleriz. Acıklı bir filmde çok kolay ağlayabiliriz ya da hayatın içinde verdiğimiz kararlarda duygularımız ön plandadır. Böyle ebevenynler denk geldi sana n'apalım! Senin nasıl bir karakterin olacağını bilemiyorum elbette. Nasıl şekillenirse şekillensin, dileğim duygularını rahatça dışa vurabilen ve bundan rahatsızlık duymayan bir insan olman. Sadece pozitif duygulardan bahsetmiyorum. Tabii ki, sevgiyi, şefkati, neşeyi, umudu, huzuru iliklerine kadar hissetmek ve hissettirmek harika. Ama aynı zamanda öfkeleneceksin, kıskançlık duyacağın zamanlar da olacak. Belki hırsına yenik düştüğün anlar da... Dileğim hiçbirini içine atmaman bebeğim. Yüzleş ve paylaş. Bir dostunla, benimle ya da bazen kendinle. Bu bile yok sayıp, derinlere itmenden iyidir. İster sözle ifade et karşındakine, istersen kendine bir mektupla dök içini, ama mutlaka sisteminden çıkar. İyi duyguları paylaştığın anda çoğaldıklarını, kötülerin ise senden çıktıktan sonra değersizleşip azaldığını göreceksin kuzucuğum. Bak mesela "özlem" de bir duygu. İyi mi kötü mü sence? Sonunda kavuşacağını biliyorsan iyi sanırım. Seni özlüyoruz güzel kızım.
20 Ağustos 2016 Cumartesi
17. Hareket et
Güzel kızım,
17. dilek ve 18. haftamız beraber... Neredeyse yarısı bitiyor hamileliğimin ama inan hala inanamıyorum gerçekliğine. Göbeğim ciddi anlamda çıktı bu son 2 haftada. Yavaş yavaş kendini göstermeye başladın bebeğim. Hatta galiba hissettirmeye de başladın. Çok emin değilim ama geçen hafta birkaç kez sanki karnımdaki hareketlerini hissettim. Her kadın farklı haftalarda hissedermiş ama genel olarak 16. haftadan itibaren hissedildiğini okudum. Emin olmak için aynı hisleri daha güçlü yaşamaya başlayacağım birkaç hafta sonrasını beklemem gerekiyor. O yüzden bugünkü dileğim, karnımda kendini evinde gibi hissetmen ve hareketlerini kısıtlamaman. :) Uzat şöyle bacaklarını, kaldır kollarını, dön poponu, savur bir tekme. Çekinme!
Tabii ki sadece içimdeki hareketlerine yönelik değil bu dileğim, dışarı çıkınca, büyüyünce, koca kadın olunca bile hareketli olmanın vücuduna, ruhuna, beynine faydalarını hisset. Seveceğin bir spor mutlaka olur. Onu yapmaya çalış düzenli olarak. Yapamasan bile bol bol yürü. Sadece bedenini değil, beynini de çalıştırır uzun, güzel yürüyüşler.
Ben de bugün hareketliydim. Hamile yogası derslerine başladım. O kadar iyi geldi ki... Bir de hoca dersin başında bize şöyle dedi: "Şimdi herkes sağ elini kalbinin, sol elini karnının üstüne koyup bebeğini hissetsin." İnanamadım. Ben zaten bu hareketi ilk üç ay her sabah uyandığımda, sana yakın hissetmek için içgüdüsel olarak yapıyordum bebeğim. O zamanlar hem kaybetme korkum yüksekti hem de karnım belirginleşmediği ve tabii ki hareketlerini hissetmediğim için kendimi sana o pozisyonda yakın hissediyordum. Hatta buraya bile yazmıştım geçen aylarda bunu. Sonradan unutuverdiğim oldu bazı sabahlar ama demek ki bilmeden doğru bir şey keşfetmişim. Yine her sabah seni elimin altında ve kalbimin içinde hissederek uyanmaya devam o zaman. Seni seviyorum bebeğim.
17. dilek ve 18. haftamız beraber... Neredeyse yarısı bitiyor hamileliğimin ama inan hala inanamıyorum gerçekliğine. Göbeğim ciddi anlamda çıktı bu son 2 haftada. Yavaş yavaş kendini göstermeye başladın bebeğim. Hatta galiba hissettirmeye de başladın. Çok emin değilim ama geçen hafta birkaç kez sanki karnımdaki hareketlerini hissettim. Her kadın farklı haftalarda hissedermiş ama genel olarak 16. haftadan itibaren hissedildiğini okudum. Emin olmak için aynı hisleri daha güçlü yaşamaya başlayacağım birkaç hafta sonrasını beklemem gerekiyor. O yüzden bugünkü dileğim, karnımda kendini evinde gibi hissetmen ve hareketlerini kısıtlamaman. :) Uzat şöyle bacaklarını, kaldır kollarını, dön poponu, savur bir tekme. Çekinme!
Tabii ki sadece içimdeki hareketlerine yönelik değil bu dileğim, dışarı çıkınca, büyüyünce, koca kadın olunca bile hareketli olmanın vücuduna, ruhuna, beynine faydalarını hisset. Seveceğin bir spor mutlaka olur. Onu yapmaya çalış düzenli olarak. Yapamasan bile bol bol yürü. Sadece bedenini değil, beynini de çalıştırır uzun, güzel yürüyüşler.
Ben de bugün hareketliydim. Hamile yogası derslerine başladım. O kadar iyi geldi ki... Bir de hoca dersin başında bize şöyle dedi: "Şimdi herkes sağ elini kalbinin, sol elini karnının üstüne koyup bebeğini hissetsin." İnanamadım. Ben zaten bu hareketi ilk üç ay her sabah uyandığımda, sana yakın hissetmek için içgüdüsel olarak yapıyordum bebeğim. O zamanlar hem kaybetme korkum yüksekti hem de karnım belirginleşmediği ve tabii ki hareketlerini hissetmediğim için kendimi sana o pozisyonda yakın hissediyordum. Hatta buraya bile yazmıştım geçen aylarda bunu. Sonradan unutuverdiğim oldu bazı sabahlar ama demek ki bilmeden doğru bir şey keşfetmişim. Yine her sabah seni elimin altında ve kalbimin içinde hissederek uyanmaya devam o zaman. Seni seviyorum bebeğim.
16 Temmuz 2016 Cumartesi
9. Darbe görme
Canım,
Şu an saat akşam dokuz suları, günlerden cumartesi. Dünden beri ülkede acayip şeyler oluyor. Onları anlatacağım sana ama öncelikle daha önemli haberler var. Seni yeniden gördük, yeniden duyduk çok şükür. Yeni doktorumuz Figen Taşer öyle tatlı ve güler yüzlü ki tanıştığımız andan itibaren, kontrol öncesi stresten başıma saplanan ağrı yok olup gitti.
Senin keyfin gayet yerinde görünüyordu. Oturur vaziyette takılıyordun içimde. Kalbin her zamanki gibi hızlı hızlı çarpıyordu. Küçük de olsa eğer uygun pozisyondaysan cinsiyetini öğrenme şansımız vardı ama dedim ya keyfin yerindeydi, istifini bozmadın. O heyecanı bir sonraki ultrasona bıraktın. 2-3 hafta sonraya yani... O gün aynı zamanda ikili test zamanıydı ve bu da beni endişelendiren konulardan biriydi. Doktor, ense kalınlığının normal olduğunu söyledi. Diğer bir kıstas olan kan testi de dün belli oldu. Çok şükür ki her şey yolundaydı orada da.
Ne olduysa ondan sonra oldu. Akşam babanla evde içimiz rahat bir şekilde takılırken (o tablette oyun oynuyordu ben de meyve yiyip televizyona bakıyordum) boğaz köprülerinin askerler tarafından kapatıldığını öğrendik. Kimse hiçbir şey bilmiyordu, haberciler şaşkındı.
Ve zaman geçtikçe bunun bir darbe girişimi olduğu öğrenildi. İşin iç yüzünü aslında hala bilmiyoruz ve belki de hiç öğrenemeyeceğiz. Ama 161 kişiyi kaybettiğimiz, binden fazla yaralının olduğu, gencecik erlerin katledildiği 15 Temmuz 2016 gecesini asla unutmayacağız. Sen de daha minicikken annenin karnında tanık oldun o geceye yavrum. Umarım gece üzerimizden geçen jetlerin çıkardığı sesten korkan annenin kalbinin telaşla atışını duyup huzursuz olmamışsındır. Umarım sağlıklı, huzurlu ve uzun hayatında bir daha böyle bir gece yaşamazsın. İşte senin için bugünkü dileğim budur. Çünkü en kötü sivil yönetim bile askeri darbeden iyidir.
Şu an saat akşam dokuz suları, günlerden cumartesi. Dünden beri ülkede acayip şeyler oluyor. Onları anlatacağım sana ama öncelikle daha önemli haberler var. Seni yeniden gördük, yeniden duyduk çok şükür. Yeni doktorumuz Figen Taşer öyle tatlı ve güler yüzlü ki tanıştığımız andan itibaren, kontrol öncesi stresten başıma saplanan ağrı yok olup gitti.
Senin keyfin gayet yerinde görünüyordu. Oturur vaziyette takılıyordun içimde. Kalbin her zamanki gibi hızlı hızlı çarpıyordu. Küçük de olsa eğer uygun pozisyondaysan cinsiyetini öğrenme şansımız vardı ama dedim ya keyfin yerindeydi, istifini bozmadın. O heyecanı bir sonraki ultrasona bıraktın. 2-3 hafta sonraya yani... O gün aynı zamanda ikili test zamanıydı ve bu da beni endişelendiren konulardan biriydi. Doktor, ense kalınlığının normal olduğunu söyledi. Diğer bir kıstas olan kan testi de dün belli oldu. Çok şükür ki her şey yolundaydı orada da.
Ne olduysa ondan sonra oldu. Akşam babanla evde içimiz rahat bir şekilde takılırken (o tablette oyun oynuyordu ben de meyve yiyip televizyona bakıyordum) boğaz köprülerinin askerler tarafından kapatıldığını öğrendik. Kimse hiçbir şey bilmiyordu, haberciler şaşkındı.
Ve zaman geçtikçe bunun bir darbe girişimi olduğu öğrenildi. İşin iç yüzünü aslında hala bilmiyoruz ve belki de hiç öğrenemeyeceğiz. Ama 161 kişiyi kaybettiğimiz, binden fazla yaralının olduğu, gencecik erlerin katledildiği 15 Temmuz 2016 gecesini asla unutmayacağız. Sen de daha minicikken annenin karnında tanık oldun o geceye yavrum. Umarım gece üzerimizden geçen jetlerin çıkardığı sesten korkan annenin kalbinin telaşla atışını duyup huzursuz olmamışsındır. Umarım sağlıklı, huzurlu ve uzun hayatında bir daha böyle bir gece yaşamazsın. İşte senin için bugünkü dileğim budur. Çünkü en kötü sivil yönetim bile askeri darbeden iyidir.
Etiketler:
1001,
anne,
bebek,
darbe,
dilek,
Figen Taşer,
ikili test
7 Temmuz 2016 Perşembe
7. Doğayı koru
Tatlım benim,
Senin için bugünkü temennim, yeşili, doğayı seven duyarlı bir birey olman. Seni yetiştirirken bu bilinci kazanman için elimden geleni yapacağım. Bir ağaç dikersen, acımasızca yok edilen ormanlar için daha az çaresiz hissedersin kendini. Yüreğin yine yanar ama soğutursun içinin korlarını o fidenin can suyuyla. Bir ağaç dikersen, gelecek nesillere de can suyu verirsin. Çünkü bunu onlara borçlusun.
Ayvalık'tan evimize döndük sonunda. Bayram tatili devam ediyor ama babanla burada işlerimiz var. Bir buçuk ay kadar sonra taşınacağız. Sana, ailemize güzel bir ev hazırlıyoruz. Yapılacak pek çok tadilat, alınacak onlarca eşya var. Sana bunları sonra anlatacağım. Yolculuk, özellikle gidişte trafik yüzünden çok yorucuydu. Umarım çok yıpranmamışsındır bebeğim. :(
Tatilin son günü Ayvalık'taki bahçeye bir ağaç diktik. Nektarin ağacı. Sen de şu an karnımda bir nektarin boyutunda olmalısın. O ağaç sesinle birlikte büyür ve meyvelerinden sana elimle yedirmek kısmet olur inşallah.
27 Haziran 2016 Pazartesi
1. Sağlıklı ol
10 hafta, 3 gün... Birbirimizi bu kadarcık süredir tanıyoruz bebeğim. Ve ben bir cesaret, seninle birlikte yapacağımız tüm o sıradan ve sıra dışı şeyleri yazmaya karar verdim. Cesaret diyorum çünkü aslında hala tüm bu olanlara, senin içindeki varlığına inanmakta güçlük çekiyorum. Belki de sana biraz zor bir şekilde kavuştuğumuz içindir bu. İki başarısız, biraz sıkıntılı, biraz gözyaşlı ama şimdi unutulan tüp bebek denemesinin ardından oldun sen. Üçüncü denememizde bağışladı Allah seni bize. Ona her gün bunun için şükrediyorum. Her sabah varlığını hatırlayarak, gülümseyerek uyanıyorum. Her aklıma geldiğinde, belki de bir koruma içgüdüsüyle sol elimle karnıma sağ elimle kalbime dokunuyorum. Seni en çok o anlarda hissediyorum.
Buradaki dileklerimin bazıları senin elinde olmayanlar bazılarıysa özgür iradenle olmayı ya da yapmayı seçeceğin şeyler. Bunları bir duygusal bir baskı ya da hayat tercihlerine müdahele olarak algılama lütfen. Nasıl bir insan olacağını sen seçeceksin. Ben sadece bir anne adayının iç dökmelerini, hayallerini ve hayata dair öğrendiklerini kaleme alıyorum.
İlk dileğim hariç, herhangi bir önem sırası gözetmeyeceğim bebeğim. Yani bir gün daha az ağlamanı dileyebilirim, ertesi gün dünya barışı için bir şeyler yapmanı! Ama bu 1001 dilekten biri yani ilki hep en önemlisi olacak ve aslında sadece bunu dilesem yetecek. Benim ve tabii ki her anne adayının, annenin çocuğu için isteyeceği ilk şey... Sağlıklı bir şekilde doğmanı diliyorum bebeğim. Sağlıkla seni kucağıma almayı ve sağlıkla büyümeni...
Seni seviyorum miniğim.

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

