Bebeğim,
Annelikte vicdan azabının hiç eksik olmadığını duymuştum bir yerlerden. Yaşadığın şartlar, olanakların, çocuğuna maddi manevi verebildiklerin ne olursa olsun bunu yaşıyorsun. Her zaman tam tersi seçeneğin daha iyi olup olmadığını sorguluyorsun çocuğun için. Ya da yeteri kadar iyi bulmuyorsun ilişkinizi, ona sunabildiklerini.
Şu dönem kaynağı belirsiz bir iç sıkıntısı içindeyim. Bu geçici mi, son bir senede yaşananların birikimi mi bilmiyorum. Kolay süreçler değildi ve halen devam ediyor. Corona, evin satışı, iki ayrı yere taşınma ve en önemlisi Mesut'un kaybı... Bu aralar endişem, acaba seninle yeterince oyun oynayıp oynamadığım... Açıkçası bunu bazen hiç istemiyorum, zor geliyor çok. Ama buna da yemek gibi, uyku gibi ihtiyaç duyduğunu biliyorum. Oyunsuz günümüz yok ama bunu şevkle yapmadığım için de vicdan azabı duyuyorum. Bol bol sarılma, öpüşme, koklaşma komiklikler ve kahkaha ile idare ediyoruz bu dönem. Tebdil-i mekanda ferahlık vardır diyorum. İnşallah Bodrum'a gidişimizle ve baharın gelişiyle daha güzel oyun zamanları bizi bekliyor olacak. Senin için dileğim, vicdan azabı duyduğunda içini ferah tut. Geçerli bir sebebi ve çaresi vardır, yeter ki sağlık olsun.
Not: Şimdi yanıma yaklaştın şunu diyerek: Oyun oynayalım mı anne!

