Kuzucuğum,
19. haftaya girdik bugün. İçimde kıpır kıpır olduğunu hissediyorum. Sen de beni özledin mi? Tam bir hafta kaldı buluşmamıza, yani detaylı ultrasona. Haftaya pazar da taşınıyoruz sonunda. Gözümü kapatıp açsam ve her şey olup bitse keşke. Yapılacak daha çok şey var ama bebeğim. Neyse geçiyor işte zaman su gibi. Neredeyse benimle aynı zamanda tüp bebek yapan Zehra teyzen var, arkadaşım. Bugün onun da ikiz kızları olacağını öğrendik ve çok sevindik. Kankaların yolda bebeğim. Bir de Pınar teyzenin oğlu var senden yaklaşık 1 ay büyük. O da sizi korumak için hazırlanıyordur şimdi içeride... :) Hepiniz aynı zamanlarda gelip hayatımızı değiştireceksiniz. Sağlıkla gelin yeter, minik savaşçılar.
Kızım, daha önceden de anlatmaya çalıştığım gibi, hayat çiçeklerlerle çevrili, gökkuşağının altında yürüdüğün pembe bir yol değil. Yol betimlemesi doğru olabilir evet. Ama çakıl taşları da takılabilir bu yolda ayağına, bazen toz dumandan göz gözü görmez olur, sapmaktan korkacağın ama seni cezbeden tehlikeli patikalara rastlayabilirsin, kim bilir... Hayat zor o kesin. Zorluk dereceleri farklı sadece. Kimi insan için yolculuk, şans ya da başka faktörlerle daha az zor hale gelebilir. Ve bu geçici bir dönem de olabilir. Ertesi gün her şey bir anda tepetaklak olabilir. Hayatın gizemlerinden biri bu. O çakıl taşı, toz toprak ya da patika anlarından bahsetmek istiyorum bugün. O anlarla başa çıkma yöntemlerimizden. Akıl, hisler ve içgüdülerin karışımı bir formül kullanıyoruz işte hepimiz. Yüzdelerimiz farklı ama bunda da. Kimi insan tamamen hislerinin yönlendirmesine ihtiyaç duyar. Bazı zamanlarda da bu gereklidir zaten. Sadece hisleri koymak masanın üstüne. Bazı kararlar ancak hislerin dayanağıyla verilebilir. Kimi zaman da akıl olur rehberimiz. O ne derse, tamam deriz. Doğru mu değil mi buna ancak zaman yanıt verebilir.
Bir de içgüdülerimiz var bizim. Kimileri sadece hayvanların içgüdüye sahip olduğunu söylüyor. Peki sen doğduğunda meme emecek olman nasıl açıklanabilir? Bazıları da insanlarda olan içgüdüye, içdürtü denildiğini iddia ediyor. Her neyse, isminin çok önemi yok aslında. Bizi akıldan, duygulardan, deneyimlerden bağımsız bir şekilde davranmaya iten ani ataklardır bunlar. Ne zaman, nerede ortaya çıkacakları bilinmez. Sana tavsiyem, ne zaman yolda bir çakıl taşı görsen, bir toz kaçsa güzel gözlerine ya da bir patika aklını çelse, içindeki gizli odana çekilmen, orada, kimseden bağımsız bir şekilde kendini dinlemen. Sevdiklerini, güvendiklerini dinle ama son kararı hep sen ver. İster aklınla, ister kalbinle istersen de içgüdülerinle.
Bu blog aslında sadece bir kişi için açıldı. Şu an karnımda kendi kendine oyunlar oynayan ve her geçen gün hızla büyümeye devam eden bebeğim için. Her yazı, senin için tuttuğum bir dilek içerecek bebeğim. Bir gün okuyabilmen dileğiyle...
26 Ağustos 2016 Cuma
20 Ağustos 2016 Cumartesi
17. Hareket et
Güzel kızım,
17. dilek ve 18. haftamız beraber... Neredeyse yarısı bitiyor hamileliğimin ama inan hala inanamıyorum gerçekliğine. Göbeğim ciddi anlamda çıktı bu son 2 haftada. Yavaş yavaş kendini göstermeye başladın bebeğim. Hatta galiba hissettirmeye de başladın. Çok emin değilim ama geçen hafta birkaç kez sanki karnımdaki hareketlerini hissettim. Her kadın farklı haftalarda hissedermiş ama genel olarak 16. haftadan itibaren hissedildiğini okudum. Emin olmak için aynı hisleri daha güçlü yaşamaya başlayacağım birkaç hafta sonrasını beklemem gerekiyor. O yüzden bugünkü dileğim, karnımda kendini evinde gibi hissetmen ve hareketlerini kısıtlamaman. :) Uzat şöyle bacaklarını, kaldır kollarını, dön poponu, savur bir tekme. Çekinme!
Tabii ki sadece içimdeki hareketlerine yönelik değil bu dileğim, dışarı çıkınca, büyüyünce, koca kadın olunca bile hareketli olmanın vücuduna, ruhuna, beynine faydalarını hisset. Seveceğin bir spor mutlaka olur. Onu yapmaya çalış düzenli olarak. Yapamasan bile bol bol yürü. Sadece bedenini değil, beynini de çalıştırır uzun, güzel yürüyüşler.
Ben de bugün hareketliydim. Hamile yogası derslerine başladım. O kadar iyi geldi ki... Bir de hoca dersin başında bize şöyle dedi: "Şimdi herkes sağ elini kalbinin, sol elini karnının üstüne koyup bebeğini hissetsin." İnanamadım. Ben zaten bu hareketi ilk üç ay her sabah uyandığımda, sana yakın hissetmek için içgüdüsel olarak yapıyordum bebeğim. O zamanlar hem kaybetme korkum yüksekti hem de karnım belirginleşmediği ve tabii ki hareketlerini hissetmediğim için kendimi sana o pozisyonda yakın hissediyordum. Hatta buraya bile yazmıştım geçen aylarda bunu. Sonradan unutuverdiğim oldu bazı sabahlar ama demek ki bilmeden doğru bir şey keşfetmişim. Yine her sabah seni elimin altında ve kalbimin içinde hissederek uyanmaya devam o zaman. Seni seviyorum bebeğim.
17. dilek ve 18. haftamız beraber... Neredeyse yarısı bitiyor hamileliğimin ama inan hala inanamıyorum gerçekliğine. Göbeğim ciddi anlamda çıktı bu son 2 haftada. Yavaş yavaş kendini göstermeye başladın bebeğim. Hatta galiba hissettirmeye de başladın. Çok emin değilim ama geçen hafta birkaç kez sanki karnımdaki hareketlerini hissettim. Her kadın farklı haftalarda hissedermiş ama genel olarak 16. haftadan itibaren hissedildiğini okudum. Emin olmak için aynı hisleri daha güçlü yaşamaya başlayacağım birkaç hafta sonrasını beklemem gerekiyor. O yüzden bugünkü dileğim, karnımda kendini evinde gibi hissetmen ve hareketlerini kısıtlamaman. :) Uzat şöyle bacaklarını, kaldır kollarını, dön poponu, savur bir tekme. Çekinme!
Tabii ki sadece içimdeki hareketlerine yönelik değil bu dileğim, dışarı çıkınca, büyüyünce, koca kadın olunca bile hareketli olmanın vücuduna, ruhuna, beynine faydalarını hisset. Seveceğin bir spor mutlaka olur. Onu yapmaya çalış düzenli olarak. Yapamasan bile bol bol yürü. Sadece bedenini değil, beynini de çalıştırır uzun, güzel yürüyüşler.
Ben de bugün hareketliydim. Hamile yogası derslerine başladım. O kadar iyi geldi ki... Bir de hoca dersin başında bize şöyle dedi: "Şimdi herkes sağ elini kalbinin, sol elini karnının üstüne koyup bebeğini hissetsin." İnanamadım. Ben zaten bu hareketi ilk üç ay her sabah uyandığımda, sana yakın hissetmek için içgüdüsel olarak yapıyordum bebeğim. O zamanlar hem kaybetme korkum yüksekti hem de karnım belirginleşmediği ve tabii ki hareketlerini hissetmediğim için kendimi sana o pozisyonda yakın hissediyordum. Hatta buraya bile yazmıştım geçen aylarda bunu. Sonradan unutuverdiğim oldu bazı sabahlar ama demek ki bilmeden doğru bir şey keşfetmişim. Yine her sabah seni elimin altında ve kalbimin içinde hissederek uyanmaya devam o zaman. Seni seviyorum bebeğim.
19 Ağustos 2016 Cuma
16. Güzel dostlar edin
Kuzucuk, bebeğim sana yazmayalı 1 haftayı geçti farkındayım. Bu ev, tadilat, taşınma işlerinin içinde boğulmak üzere olan anne-baban var şu sıralar. Hatta dün İkea'da hatırlamadığım bir sebep yüzünden birbirimize girdik. Sebep belki de başlıbaşına İkea'ya bu ay içinde 17161181. kez gitmemizdi! Neyse az kaldı. Hem taşınmaya hem bir sonraki ultrasonda seninle yeniden karşılaşmaya.
Bugün bambaşka konudan bahsetmek istedim sana. Arkadaşlıktan, dostlardan konuşalım biraz. Arkadaşlar, çocukken beraber oyun oynadığın, ders çalıştığın, bazen küstüğün, sonra şıp diye barıştığın senin yaşlarında insanlarken, büyüdükçe asıl anlamlarına kavuşurlar. Genç kızlığa adım attığın günlerde çok iyi anlayacaksın bunu. 5 sene önce bebeğini kıskandığın çilli kız, sırdaşın, dert ortağın, birlikte eğlendiğin, dağıttığın, omzunda ağladığın dostun oluverecek belki. Daha da büyüdüğünde, hayata gerçek anlamda adım attığında ise kah geçmişten beri süregelen, kah hayatına yeni giren arkadaşların olacak. Bazılarıyla yollarınız ayrılacak, bazılarıyla beraber devam edeceksin yolculuğa.
Umarım, güzel dostlar edinirsin kızım. Ve onların değerini bilirsin. Çünkü arkadaşlar bazen aile kadar önemlidir insan hayatında. Hatta çoğu zaman kararsız kaldığın ya da seni üzen bir konuda ailenden daha objektif yorumlar yapmayı başararak ufkunu açarlar. Mutluluğunu, acını, başarını, hayal kırıklıklarını içtenlikle paylaşabilecek hayat arkadaşların hep olsun etrafında. Sadece sana benzeyen kişilikler de olmasın bunlar. Hepsi farklı çeşnilerde olsun ki sen de farklı tatlarla kendini ve ruhunu besle. Farklı bakış açıları sunun birbirinize, farklı bakın hayata. Zenginleştirin birbirinizin kişiliğini.
Acaba senin ilk arkadaşın kim olacak? Belki de karşı cinsten bir tosuncuk olur. Olamaz mı, olabilir.
Acaba senin ilk arkadaşın kim olacak? Belki de karşı cinsten bir tosuncuk olur. Olamaz mı, olabilir.
10 Ağustos 2016 Çarşamba
15. Müziğe değer ver
Sevgili kızım,
2 gündür seninle Beatles dinliyoruz. Bu haftalarda dışarıdan gelen sesleri duyabileceğini, hatta anne ve babanın sesini algılayıp tanıyabileceğini okudum. Babanla ben çok yüksek sesle konuşan insanlar olmadığımızdan bizi dinlemek için doğumunu beklemen gerekecek. Boşver, zaten ondan sonra uzunca bir süre dinleyip duracaksın. Sesimizden sıkılacağın anlar olacağından da eminim şöyle 14-15 sene sonra! Ama şimdilik orada sıkılmaman için sana fırsat buldukça ve bolca müzik dinletmeye karar verdim.
Aslında önce klasik müzikten başlayayım dedim. Anne karnındaki bebeğin gelişimi için faydası olduğu da söylenir. Zaten sen henüz karnımda pırpırlanmazken de klasik müzik dinlerdim, çalışırken, yazarken özellikle çok iyidir ya da sadece gözlerini kapatıp dinlenmek istediğinde. "Ara" kısmına "Beethoven" yazıyordum ki "be..."yi gören Spotify, aşağıda bana öneri olarak The Beatles'ın albümlerini listeledi. Ben de dayanamadım, kızımın resmi anlamda dinlediği ilk şarkılar onlarınkiler olsun istedim. The Beatles özeldir gerçekten kuzum. Bir bebeğin dinlemesi gereken ilk grup ünvanını hak eder. Sana nedenlerini bu yazıda anlatamam. Büyüyünce öğrenir, sen bana anlatırsın.
Bugünkü dileğimse The Beatles'tan bağımsız bir şekilde, genel olarak müzikle ilgili. Müziğin gücünü, anlamını, değerini sana nasıl anlatsam bilemedim şu an. "Müzik ruhun gıdasıdır" diye bir deyiş var Türkçemiz'de. Bu o kadar doğru ki... Sadece gıda da değil, ilaç aynı zamanda. Müziksiz bir hayat, anlamını büyük ölçüde yitirir. İyi ki var, iyi ki onu duyabilecek kulaklarımız, kulakların var bebeğim. Sana tavsiyem ve dileğim, müzik kültürünü sürekli geliştir, genişlet. Bu hem çok büyük bir birikim ve zenginlik, hem de kendine yapacağın bir iyilik. Ben bu konuda epeyce zayıfım, baban benden çok daha iyidir. Sen ikimizi de geç olur mu?
2 gündür seninle Beatles dinliyoruz. Bu haftalarda dışarıdan gelen sesleri duyabileceğini, hatta anne ve babanın sesini algılayıp tanıyabileceğini okudum. Babanla ben çok yüksek sesle konuşan insanlar olmadığımızdan bizi dinlemek için doğumunu beklemen gerekecek. Boşver, zaten ondan sonra uzunca bir süre dinleyip duracaksın. Sesimizden sıkılacağın anlar olacağından da eminim şöyle 14-15 sene sonra! Ama şimdilik orada sıkılmaman için sana fırsat buldukça ve bolca müzik dinletmeye karar verdim.
Aslında önce klasik müzikten başlayayım dedim. Anne karnındaki bebeğin gelişimi için faydası olduğu da söylenir. Zaten sen henüz karnımda pırpırlanmazken de klasik müzik dinlerdim, çalışırken, yazarken özellikle çok iyidir ya da sadece gözlerini kapatıp dinlenmek istediğinde. "Ara" kısmına "Beethoven" yazıyordum ki "be..."yi gören Spotify, aşağıda bana öneri olarak The Beatles'ın albümlerini listeledi. Ben de dayanamadım, kızımın resmi anlamda dinlediği ilk şarkılar onlarınkiler olsun istedim. The Beatles özeldir gerçekten kuzum. Bir bebeğin dinlemesi gereken ilk grup ünvanını hak eder. Sana nedenlerini bu yazıda anlatamam. Büyüyünce öğrenir, sen bana anlatırsın.
Bugünkü dileğimse The Beatles'tan bağımsız bir şekilde, genel olarak müzikle ilgili. Müziğin gücünü, anlamını, değerini sana nasıl anlatsam bilemedim şu an. "Müzik ruhun gıdasıdır" diye bir deyiş var Türkçemiz'de. Bu o kadar doğru ki... Sadece gıda da değil, ilaç aynı zamanda. Müziksiz bir hayat, anlamını büyük ölçüde yitirir. İyi ki var, iyi ki onu duyabilecek kulaklarımız, kulakların var bebeğim. Sana tavsiyem ve dileğim, müzik kültürünü sürekli geliştir, genişlet. Bu hem çok büyük bir birikim ve zenginlik, hem de kendine yapacağın bir iyilik. Ben bu konuda epeyce zayıfım, baban benden çok daha iyidir. Sen ikimizi de geç olur mu?
Etiketler:
anne,
bebek,
kız bebek,
müzik,
The Beatles
8 Ağustos 2016 Pazartesi
14. Kardeşlerine yakın ol
Canım kızım,
Hala bu sana bu şekilde hitap edebildiğime inanamıyorum. İçimde kelebekler uçuşuyor aklıma geldikçe. Aslında o kelebekler de sensin belki karnımın içinde! Seni görmeme daha o kadar çok var ki... Neredeyse 1 ay... Ama yapacak bir şey yok sabırla beklemekten başka. Cinsiyetini öğrenmek gibi kocaman bir merak unsuru da ortadan kalktığına göre geriye sadece saf bir özlem duygusu kalıyor. Ama bir sonraki randevu detaylı ultrason olacağı, seni her şeyinle yakından ve daha uzun süre görebileceğim için mızmızlık yapmadan sessizce bekliyorum. Önemli olan tek şey, senin sağlığın.
Geçen ultrason randevumuza teyzen de geldi. Kız olduğunu duyunca baban ve benden daha çok sevinen varsa o da odur. Neredeyse havaya zıplayacaktı. Sana bugün ondan ve kardeşlikten bahsetmek istiyorum. Biliyorsun benim tek kardeşim Filiz. O müthiş biridir. Şu an bu satırları okurken başını sallayarak beni tasdiklediğini görür gibiyim. İyi ki var, iyi ki benim kardeşim, arkadaşım, her şeyim... Kardeşim gibi gördüğüm başka insanlar da var ama. Kuzenlerim. Beraber büyüdüğüm, aynı sülaleyi, aynı mutlulukları, aynı acıları, aynı kaderi, aynı espri anlayışını, aynı çocukluğu, hatta biriyle uzunca bir süre aynı evi (Esra teyzen) paylaştığım benim canlarım. Bu kanıya tek başıma sahip değilim. Teyzen de, her bir kuzen de bu düşüncelerimi paylaşır. Birbirimiz için yapmayacağımız fedakarlık yoktur. Sadece aynı geçmişi değil, aynı geleceği de paylaşıyoruz biz aslında. Kimse birbirinden kopamaz, ufak tefek dargınlıklar bile zor olur aramızda, iyi ve kötü gününde yanında olur biri olamazsa diğerleri ya da hepsi. Bambaşka bir şey bu yakaladığımız. Hepimizin ayrı ayrı kardeşi olsa da "kuzen demek, kardeş demektir" asla değişmeyecek sloganımızdır.
Senin için bugünkü dileğime gelince... Bir kardeşin olur mu bilemiyorum... Bu konuda babanla ne düşünür, ne hissederiz hiçbir fikrim yok şu an. Ama kuzenlerin olacağını biliyorum. Hatta şimdiden 2 tane var bile. Onlara yakın ol bebeğim. Kardeşin sayılır onlar da çünkü. Biliyorum bizim kuzenlerle beraber büyümemizin yakın olmamıza etkisi çok büyüktü. Evet belki aynı mahallede oyun oynayamayacaksınız gelecekte, ama mümkün olduğu kadar birlikte zaman geçirmenizi sağlayacağım. Hepimizin de bunu yapmaya çalışacağını biliyorum. Geleceğine yapacağım en büyük yatırımlardan biri de bu olacak. Öpüyorum birkaç haftaya açılacak güzel göz kapaklarından.
Hala bu sana bu şekilde hitap edebildiğime inanamıyorum. İçimde kelebekler uçuşuyor aklıma geldikçe. Aslında o kelebekler de sensin belki karnımın içinde! Seni görmeme daha o kadar çok var ki... Neredeyse 1 ay... Ama yapacak bir şey yok sabırla beklemekten başka. Cinsiyetini öğrenmek gibi kocaman bir merak unsuru da ortadan kalktığına göre geriye sadece saf bir özlem duygusu kalıyor. Ama bir sonraki randevu detaylı ultrason olacağı, seni her şeyinle yakından ve daha uzun süre görebileceğim için mızmızlık yapmadan sessizce bekliyorum. Önemli olan tek şey, senin sağlığın.
Geçen ultrason randevumuza teyzen de geldi. Kız olduğunu duyunca baban ve benden daha çok sevinen varsa o da odur. Neredeyse havaya zıplayacaktı. Sana bugün ondan ve kardeşlikten bahsetmek istiyorum. Biliyorsun benim tek kardeşim Filiz. O müthiş biridir. Şu an bu satırları okurken başını sallayarak beni tasdiklediğini görür gibiyim. İyi ki var, iyi ki benim kardeşim, arkadaşım, her şeyim... Kardeşim gibi gördüğüm başka insanlar da var ama. Kuzenlerim. Beraber büyüdüğüm, aynı sülaleyi, aynı mutlulukları, aynı acıları, aynı kaderi, aynı espri anlayışını, aynı çocukluğu, hatta biriyle uzunca bir süre aynı evi (Esra teyzen) paylaştığım benim canlarım. Bu kanıya tek başıma sahip değilim. Teyzen de, her bir kuzen de bu düşüncelerimi paylaşır. Birbirimiz için yapmayacağımız fedakarlık yoktur. Sadece aynı geçmişi değil, aynı geleceği de paylaşıyoruz biz aslında. Kimse birbirinden kopamaz, ufak tefek dargınlıklar bile zor olur aramızda, iyi ve kötü gününde yanında olur biri olamazsa diğerleri ya da hepsi. Bambaşka bir şey bu yakaladığımız. Hepimizin ayrı ayrı kardeşi olsa da "kuzen demek, kardeş demektir" asla değişmeyecek sloganımızdır.
Senin için bugünkü dileğime gelince... Bir kardeşin olur mu bilemiyorum... Bu konuda babanla ne düşünür, ne hissederiz hiçbir fikrim yok şu an. Ama kuzenlerin olacağını biliyorum. Hatta şimdiden 2 tane var bile. Onlara yakın ol bebeğim. Kardeşin sayılır onlar da çünkü. Biliyorum bizim kuzenlerle beraber büyümemizin yakın olmamıza etkisi çok büyüktü. Evet belki aynı mahallede oyun oynayamayacaksınız gelecekte, ama mümkün olduğu kadar birlikte zaman geçirmenizi sağlayacağım. Hepimizin de bunu yapmaya çalışacağını biliyorum. Geleceğine yapacağım en büyük yatırımlardan biri de bu olacak. Öpüyorum birkaç haftaya açılacak güzel göz kapaklarından.
![]() |
| Deniz abin :) |
![]() |
| Melis ablan :) |
4 Ağustos 2016 Perşembe
13. Sürpriz yap
KIZIM KIZIM KIZIM KIZIM......
Ne kadar yazsam yetmiyor, gözlerine bakarak söylemek için can atıyorum. Bugün cinsiyetini öğrendiğimiz gün kızım. Ve o kadar mutluyum ki... Doktorun ağzından kız olacağını duyduğumuzdan beri ayaklarım yere değmiyor. Tabii ki önemli olan sağlıklı olmandı. Gönlümüz kız olmandan yanaydı ama birazcık. Hele babanın tamamen diyebilirim. :) Ama etrafımızdaki hemen hemen herkes gerek ultrason fotoğrafından gerek karnımın şeklinden erkek olduğun yorumunu yapınca kendimizi erkeğe hazırlamıştık.
Geçen gün, hafif sancılandığım zaman gittiğimiz acildeki nöbetçi doktor da "bence erkek" diyince özellikle baban iyiden iyiye erkek olduğuna inanmaya başladı. Dün gece rüyamda da ultrason masasına uzandığımı ve doktorun "erkek olacak" dediğini görünce tamam dedim. Ama bak sen bizi nasıl kandırdın! Ne tatlı bir sürpriz yaptın bebeğim. Hayatı bazen fazla düz, hareketsiz ve sıkıcı bulduğun anlar olacak. Kendi eğlenceni yarat, sevdiklerine sürprizler yap. Canım kızım. Tırtılım. Off iyi ki içimdesin. Şükürler olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









