27 Nisan 2018 Cuma

106. Gelişime devam et

Kuzum, 15 aylık oldun ve biraz gelişiminden bahsetmek istiyorum bu yazıda. Artık yürüme işinde iyice ustalaşıp koşma moduna girmek üzeresin. Her sabah kalkar kalkmaz yürümek istiyorsun ve nerdeyse hiç yorulmuyorsun. Artık ayakkabı giymekle ilgili hiç bir sorunun yok Havaların anormal derecede ısınmasıyla ve evde seni tutmak gittikçe zorlandığı için parka gitme sayımız günde ikiye çıktı. Öğleden önce evden biraz daha uzaktaki parklara gidip geliyoruz, sonra sen uyuyorsun (yaklaşık 3 saate çıktı ve günde 1'e düştü), uyanınca yemek ve yine bu sefer yakındaki parka, dönüşte yemek, banyo, uyku şeklinde bir rutinimiz oldu. Gece uykuların nispeten düzeldi. Deliksiz değil tabii ki ama gece boyunca 2 ya da 3 kez uyanıyorsun sadece. Meme emip tekrar dalıyorsun. Çoğunlukla yatağında, bazen aramızda... İştahın iyi sayılır ama hala favorin anne sütü. Su ile aran düzelse de istediğim kadar içmiyorsun. Belki havalar biraz daha ısınınca ya da memeden kesince anca... Kedilerden hevesini aldın sanki, eskisi kadar heyecanlandırmıyorlar seni. Zaten deden balkona çit çekti, artık gelebileceklerini sanmıyorum. Yeni favorin köpekler. Bu aralar diline yapışan cümle "hav hav nerdessi". Hala "anne" ya da hakkıyla "baba" diyemiyorsun ama neredeyse tüm komutları anlıyorsun. "Aaa aa" şeklinde hayret nidan devam ediyor, "Al" demeyi de öğrendin. Merdivenleri tutunarak çıkabiliyorsun. Az da olsa çizgi film izlemene izin veriyorum ve bundan acayip keyif alıyorsun. Ama tabii ki her daim favorin, kitaplar. Ben de her ay 3 tane yeni kitap alıyorum sana. Okuduğumu tam olarak anlamaya başladığın zaman çok ihtiyacımız olacak onlara. Her gece seni kitap okuyarak uyutacağım zamanların hayalini kuruyorum. Müzikle aran iyi, ritm duygun ve dansa ilgin var. Çiçeklere merak saldın, toplayıp, koklayıp bana veriyorsun, içimi eritiyorsun. Seni çok seviyorum.

Bu günkü dileğim gelişime devam etmen olsun mu? Hem şimdiki zamanda, bebeklik ve çocukluk döneminde, hem de ileride yetişkin bir insan olduğunda, hatta yaşlandığında bile kendini geliştirmeye devam etmelisin ki mutlu bir kadın ol, olduğun kadını sev.


İkinci 23 Nisan Bayramın...
Zehra teyzen, Ata ve Eylül ile kutladık.
 
Deden balkon çitlerini yapmaya geldiğinde...


Halanla Emirgan Korusu Lale Festivali'ne gittik.

Parkta babanla takılıyorsunuz.

Sen merdivenden çıkarken her basamakta fileden
kafanı uzatıyorsun ve öpüşüyoruz!


20 Nisan 2018 Cuma

105. Ev işlerine fazla takılma

Bitaneciğim... Önce baban hastalandı. Hapşırık, nezle, boğaz ağrısı... Sanırım yoğun çalışmadan bağışıklık sistemi çöktüğü için oldu. Sonra sen geçen gece bir ateşlendin biraz. 38'e çıktı çok değil ama yine de panik olduk. Ateş düşürücü şurubu kustun, biz de seni ılık duşa soktuk, düştü o gece ateşin. Hatta ertesi gün Ata, Eylül, Demir ve Leyla ile Göztepe Parkı'nda takıldın. Belki de diştendi o ateş. Şimdi de ben nezle oldum, sen de bu sabah öksürmeye başladın. Umarım benden sana geçmemiştir, o öksürük geçici bir durumdur. Benim nezlem de çabucak geçer biter, bahar yakamıza hastalıkları yapıştırmadan gitmeyecek, belli. Neyse bunlar tırıvırı hastalıklar. Geçer. 

Bu aralar güzel bir rutinimiz oldu seninle: Bulaşık makinesini boşaltmak!


Şöyle yapıyoruz, seni çağırıyorum, sen gelip makinenin kapağının üstüne çıkıyorsun. Ve yıkanmış bulaşıkları bana tek tek uzatıyorsun, ben de seri bir şekilde onları yerlerine yerleştiriyorum. Üst kat bittikten sonra kapaktan inip alt katı da boşaltıyorsun. Düşürüp kırma riskine karşı hızlıca hareket ediyorum ve bu iş çok çabuk bitiyor. Sonra beraberce kapağını kapatıyoruz makinenin. Acayip zevk alıyorsun bu işten. Şaka maka benim de çok hoşuma gidiyor çünkü hem bu sıkıcı işe renk geliyor sayende hem de ciddi ciddi yardım alıyorum senden.

Benim ev işleriyle ilişkime gelirsek... Yemek yapmayı çok severim, işte o kadar! Bazen stresliyken elde bulaşık yıkamak da güzeldir ya da çamaşır asmak. Temizlik namına pek bir şey yaptığım söylenemez, o iş haftada 1 tam, 1 yarım gün gelen Fatma teyzende. Ütüyü de o yapıyor. Çamaşır, bulaşık ve yemek bende tabii. Bazen de baban yardım ediyor. Dileğim, senin de kendi evine çıkınca dilediğin ev işini yapma lüksün olması. Ama gün gelir şartlar değişir her şey yapılır tabii ki. Annem Filiz'e, bana ve Esra'ya hiçbir şey yaptırmadı. Nasıl olsa evlenince yapacağımızı düşünüp kıyamadı! Biz ara sıra yemek yapardık, sofrayı toplamaya yardım ederdik çoğu zaman, neredeyse o kadar. Ben de bu konuda anneannenin izinden gideceğim. Sana özellikle bir iş yaptırmayacağım. Sen istediğin zaman bana yardım edersin. Ama sofrayı kurmak, kendi tabağını toplamak gibi görevlerin olacak. Bu sorumluluk duygusunun sana iyi hissettireceğini düşünüyorum ve birlikte mutfakta kek yapacağımız günleri iple çekiyorum. Bulaşık boşaltmaya da hep yardım etsen fena olmaz aslında!

14 Nisan 2018 Cumartesi

104. Sinemaya git

Bebeğim, önce hemen iyi haberi vereyim: Ayakkabı sorununu çözdük. Giderek daha az ağlayarak ve sonunda dün hiç ağlamadan giydin. Bugün giyerken cici bile yaptın onlara! Eh n'apalım genlerinde var tabii... 

Bugün babanın son 2 hafta gece gündüz uğraştığı çizgi film olan Masha ve Koca Ayı'nın galası vardı. Teyzenle birlikte ona gittik.


Film başlarken acaba korkacak mısın diye biraz gerildik. Sen korkmaktan çok müthiş bir şaşkınlık yaşadın. Daha önce duymadığın şiddette bir ses ve gördüğün en büyük ekran... 5 dakika sonra hafiften rahatsız olma sinyalleri verince çıktık salondan. Zaten sorun çıkmasaydı bile daha fazla izletmeyecektim sana. Henüz fazlasıyla erken. Ama sinemada izlediğin ilk filmin babanın bu kadar emek verdiği bir film olmasını istedim. Senin için de böyle bir hatıra olur.





Bu dilek sinema filmleri ile ilgili değil sinema salonlarıyla ilgili. Televizyon, internet, ne çıkarsa çıksın karşısına, sinemalar dimdik ayakta durdu. Bir film, hakkıyla geçekten asıl sinemada izlenir. Herhangi farklı bir dış uyarana maruz kalmadan, sadece o büyülü dünyanın içine sokulup orada kaybolarak... O nedenle senin zamanında ne çıkar bilmiyorum karşısına ama sen yine de filmleri mümkün olduğunca sinemada izle bebeğim, kendini bu zevkten mahrum bırakma.

Buraya bunu yazma nedenim de şu:
Ne zaman bu şarkıyı söylemeye başlasam
sesli bir şekilde gülmeye başlıyorsun. Sana
bu şarkıyı söylemem komik geliyor nedense...
Acayip eğleniyoruz bu ara bu şarkı sayesinde!


10 Nisan 2018 Salı

103. Ayakkabılarını sev

Bir kadına yukarıdaki cümleyi kuracağım hiç aklıma gelmezdi kuşum! Hemcinslerimiz ayakkabı sever, fazlasıyla sever hatta. Kendimden örnek vereyim hemen, bu sevgim ayakkabı tasarımı eğitimi almama, sonra da bunu meslek olarak yapıp para kazanmama yol açtı. Sonra battık o ayrı! Ayakkabı konusundaki doyumsuzluğum sanırım hiç bitmeyecek. Hamilelik ve doğumdan sonraki 1 yıl boyunca 1 ya da 2 ayakkabı almışımdır. Bu, hayatımda uzun süre ayakkabı almadan durduğum tek dönem oldu. Şimdi yine başladım fırsat buldukça almaya. Çünkü asla değişmez bir tutku bu bende.

Gelgelelim sana ve bu dileğimin nedenine... Yaklaşık iki haftadır pıtır pıtır yürüyorsun ve ben de daha önce karar verdiğim gibi sen yürümeye başlar başlamaz sana bir Adidas Stan Smith ayakkabı aldım. Kargoyla geldi ve ben bu özel anı ölümsüzleştirmek için videoya çektim. Sonuçta bu gerçek anlamda ilk ayakkabındı. Ancak ayakkabıyı sana giydirmeye çalışırken kıyametler koptu. Avaz avaz bağırmaya başladın, sakinleştirmem mümkün olamadı. Bırak yürümeyi ayakta durmak bile istemedin. "Cici cici" demem de kar etmedi ki bu taktiğimin işe yaramadığı hiç görülmemiştir. Belki ilk deneme böyledir diye birkaç kez daha yeltendim ama başarılı olamadım. Baban ayakkabıdan korktuğunu düşünüyor. Belki ağır ve büyük geliyor alışık olmadığın için ya da onları giyince yürüyemeyeceğini sanıp dehşete kapılıyorsun, bilemiyorum. Halanın aldığı Skechers'larda da aynı şey yaşandı. Ben de bugün tüm ağlamalarına ve karşı çıkmalarına rağmen ayakkabılarını giydirip kapının önüne çıkardım seni. Neyse ki yardımıma kediler yetişti. Onlar gelince biraz susar ve unutur gibi oldun. El ele yürüdük biraz, sonra bıraktım seni kendin de yürüdün. Hatta eğilip cici cici bile yaptın ayakkabılara. Ama yine de temkinliyim, fazla zorlamak istemedim seni, girdik içeriye. İkinci denemenin daha kolay olacağını düşünüyorum. Kapı önünde alıştıracağım seni ayakkabılara. Benim kızım nasıl ayakkabı sevmez! Öpüyorum o ayakları...