27 Aralık 2017 Çarşamba

89. Uzun uyu

Milacığım, yavrucuğum, 11 aylık oldun kuzum.



Hemen unutmadan son dönemde öğrendiğin yeni sözcükleri yazayım. "Nerede" diyebiliyorsun. Tabii Milaca "Nayde" gibi bir şey çıkıyor ağzından. Hatta "tıss nayde" dediğin için teyzene göre cümle kurmaya bile başladın. Kedi nerede demek istiyorsun. Ayakkabının, topun, ışığın ve memenin anlamını biliyorsun. Artık tek elinle tutunup kalkabiliyorsun, benimle kovalamaca oynamaya bayılıyorsun. Biliyorum tüm bu yenilikler her gün çoğalacak ve ben bu heyecanla nasıl başa çıkacağım acaba... Genel olarak baban ve benim dışımdaki insanlara karşı bir ürkekliğin vardı, o neredeyse bitti gibi. Kucaklara daha rahat gidiyorsun. Mesut dayının bile kucağına gittiysen bu iş tamamdır, ki ilk doğduğunda seni kucaklayan oydu, yine de en son ona alıştın. Bence bunda uzun sakallarının da negatif etkisi oldu. Şimdi saçı ve sakalı gidince kucağına atladın ve inmek istemedin. Mesut dayın da ailemizin nevi şahsına münhasır üyelerindendir! İnanılmaz altın kalplidir bir kere, şefkatli ve vefalıdır. Güçlü, dirayetli, atılgan ve cesurdur. Fazlasıyla disiplinli ve çalışkandır ki bu özelliklerini babasından yani İzzet dayımdan almış bence. Çocukluğumuz, gençliğimiz birlikte geçti. Yetişkinliğimiz de birlikte geçiyor işte. Biliyorum ki başım sıkışsa elinden geleni yapacak bir erkek kardeş, hatta ağabey kendisi. Güven, huzur, eğlence, o kadar çok şey ifade ediyor ki bana o... Mesko dayın seni çok seviyor bebeğim. Sen de ona bayılacaksın.



Bu arada kendi kendini besleme işini ilerlettin. Artık küçük parçaları bile parmaklarınla kavrayıp ağzına götürebiliyorsun. Seni zevkle yerken izlemek büyük zevk. Unutmadan, 7. dişini de çıkarttın! Nasıl oldu anlamadım durdun durdun, peş peşe geldi inciler. O yüzden zaman zaman iştahsızlıkların oluyor ama genel olarak yemek yemeyi ve anne sütünü seven bir bebeksin. 



Uykuların da dişlerden nasibini alıyor. 2-7 ay arası neredeyse tüm gecelerde deliksiz uyuyan sen artık genelde bölük pörçük uykular alıyorsun. Gündüz, öğleden önce ve öğleden sonra olmak üzere fiks 2 uykun var. 1, 1.5 saatlik. Bazı günler, çok nadir de olsa 2.5 saate çıkarsa gündüz tek uyku uyuyor, gece uykusuna daha erken geçiyorsun. Gece uykuların çok dengesiz. Bazen 1 ya da 2 kez uyanıp emerek devam etsen de çoğu gece 3-4 kez kalkıyor, bu sayıyı diş dönemlerinde 9-10'a çıkarıyorsun. Emzirmeden seni tekrar uykuya döndürmek gerçekten çok zor, o yüzden çoğunlukla emerek devam ediyorsun. Bu tabii ki benim için de yorucu. Ertesi günkü dinçliği ciddi anlamda zedeliyor. Uzun uykular uyuduğunda sen de neşeli ve güzel uyanıyorsun. Ama ne yapalım, şimdilik bu şekilde idare edeceğiz. Uykuların ile ilgili ar-ge'yi 1. yaş gününden sonraya erteliyor ve sana tatlı rüyalar, ikimize de uzun uykular diliyorum.

16 Aralık 2017 Cumartesi

88. Doğum günününe kadar anne ve baba de

Milacım... Yavrucum... Şu son 1 haftayı özet geçeyim. Cuma günü karşıya Pınar teyzenlere gittik, Zehra teyzenler de geldiler ve biz sizi yine buluşturmuş olduk.



Oradan Pendik'e geçtik ve 2 gece orada kaldık. Teyzen, Esra teyzen ve Leyla ile birlikte. Çok güzeldi... Orada anneannenle deden sana bir kelime öğrettiler. "Işık". Artık "ışık nerede" diye sorduğumuzda parmağınla gösterebiliyorsun. Kediyi zaten gösteriyorsun ve seslendiriyorsun malum. Memeyi de öğrendin. Ama gel gelelim anne ve babayı anlamıyorsun! Babanla krizlerdeyiz bu konu yüzünden hahah! Sanki aslında biliyorsun da özellikle bizi kızdırmak için göstermiyorsun gibi geliyor bana ama dur bakalım... Hadi bugünkü dileğim de doğum gününe kadar anne-baba diyebilmen olsun. En azından göster bari. Şunun şurasında kaldı 1 ay. 

Geçen pazar birlikte ilk yılbaşı ağacımızı süsledik. Yılbaşında teyzelerin ve halan bizimle olacak inşallah. Bu haftaki bir diğer gelişme de Fuat dayımın senin, Deniz, Damir ve Leyla'nın Sırp pasaportlarınızı aldırmak için harekete geçmesi oldu. Bizim için yani tüm kuzenler için senelerdir uğraşan da yine oydu. Aslına bakarsan Fuat dayımı inşallah tanıyınca anlayacaksın ki o bizim ailemiz, yani geniş ailemiz için bir nimet. Kimin bir derdi olsa o koşar, yetişir ve bir şekilde halleder. Bazen babama bile söyleyemediğimiz durumlarda annemin ondan yardım istemişliği vardır. İnanılmaz iyi kalpli ve tatlıdır, onu benim sevdiğim gibi seveceğine eminim bebeğim.




7 Aralık 2017 Perşembe

87. Şaşır

Bebişkom, artık maviyi, yeşili, kırmızıyı, sarıyı mumla aradığımız günler geldi. Gökyüzü boz bir gri, yan bahçedeki ceviz ağacının yaprakları tamamen döküldü, dallar çırılçıplak bir bej, etrafta renkli bir çiçek görmek imkansız gibi bir şey. Doğa, bizi şaşırtmayı, sevindirmeyi seviyor ama. Eğer bu devinim olmasaydı baharda gördüğümüz ilk çiçekli erik dalı yüreğimizi hoplatabilir miydi?

Sen de bu ara bolca şaşırıyorsun. Öyle eni konu sürprizli bir şeyler de gerekmiyor bunun için. Kitaplıktaki bir oyuncak ayı, içinde fokurdayan su olan cezve, balkondaki kediler -özellikle onlar- seni şaşırtmaya ve beni mest eden o "aah" sesini çıkartmana yetiyor. Hafif çığlığımsı, tiz ve keskin bir ahh bu, daha çok ağğ aslında. Bayılıyorum, taklit etmeye çalışıyorum ama başarılı olamıyorum. Sana özgü bir jest bu çünkü. Bebeklerin masumiyeti var özünde, o yüzden de o kadar değerli ki. Keşke denk gelse de kaydedebilsem ama o kadar ani yapıyorsun ki çok zor yakalamak. 



Sanırım büyüdükçe o sıradan şeylere şaşırabilme yetimizi kaybediyoruz. Gördükçe, yaşadıkça, hissettikçe bizi heyecanlandırmak zorlaşıyor. Sen de elbette bu aşınmayı yaşayacaksın, bedenin kalmayacağı gibi ruhun da bebek kalmayacak ama yine de senin için dileğim, ilk erik dallarını sık sık görmen, o çığlığı içinden de olsa bol bol atman kuşum. Sevecen gözlü, bal dudaklı, güler yüzlü kızım benim...