4 Eylül 2026 Cuma

259. İngiltere vizemiz çıksın

Kuzucuğum...

Halan yoğun bakıma girmeden hemen önce planladığımız bir aile seyahati vardı Londra'ya. Bu son bir aylık süreç öngöremediğimiz şekilde gelişti ve halan her geçen gün daha kötüye gitti. Ancak biz de vize için başvurmuş bulunmuştuk ve işlemleri yaptık. Babanla beraber gidip parmak izimizi verdik, fotoğraflar çekildi. Ancak bir haftalık bekleme süreci sonunda maalesef deden, anneannen, teyzen, Cem ve İnci'ye çıkmasına rağmen bizim vizemiz onaylanmadı. Bu haberi alır almaz bir vize danışmanından hizmet alarak ikinci kez başvurduk geçen hafta. Halanın durumu belli olmadığı için baban zaten gitmek istemiyordu. Sadece senin ve benim vizemiz için beklemedeyiz şu an. Bugün tam bir hafta oldu. Cevap gelebilir. Çok heyecanlıyım ve korkuyorum ama ümitliyim de bir yandan. Çıkmazsa yaşayacağın hayal kırıklığı ve üzüntü az olmayacak çünkü hayatındaki en önemli şeylerden biri Harry Potter şu an. Orada teyzenlerle çok güzel planlarımız olacak, unutulmaz bir gezi olacak. İnşallah, inşallah diyorum çıkar ve gidebiliriz beraberce. Zor günler yaşadık, kötü haberler aldık. Bu biraz şifa olur.





2 Eylül 2026 Çarşamba

258. Hayatını yaşa

Canım... Maalesef 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü halanı kaybettik. Baban İstanbul'da, biz Bodrum'daydık. Sana söylemekte çok zorlandım ama daha fazla gizlemek istemedim. Gözlerin dolu dolu "en azından artık acı çekmeyecek" dedin bana, sarıldık. Ertesi sabah uçakla İstanbul'a gittik. Teyzenler ve annenannenler Ören'deydi, onlar da döndüler. Cenaze sırasında sen ve İnci anneannenizle kaldınız. Şimdi o günün üstünden bir hafta geçti. Biz seninle Bodrum'a döndük, baban ise bazı yasal işlemleri tamamlamak için İstanbul'da kaldı. Sen şu an iyisin, fazlasıyla olgun karşıladığını bile düşünüyorum bu durumu. Ara sıra seninle konuşmak, içine atmanı engellemek istiyorum. Halanla çok iyi bir ilişkiniz vardı ama son bir senedir hem daha az görüşmüştünüz hem de yedi aydır hastalığı nedeniyle biraz kopmuştunuz. Belki bununla ilgili olabilir, bilemiyorum ama onun senin için yerinin daima özel olacağına eminim.

Atiye, uzun sayılmayacak ömründe farklı sağlık sorunlarıyla uğraştı. Kolu, gözleri ve son hastalığı... Hayatı boyunca annesi ve babasıyla yaşadı, onlara baktı, evin düzenini sağladı, onların hastane randevularını ayarladı, getirdi, götürdü, mutfak alışverişi de ondaydı, yemek de... Her yaz Ayvalık'taki yazlığa götürdü onları. Biz de senede birkaç günümüzü orada geçirirdik. 5 gün sadece... O 360 gün onlarlaydı. Kendini ailesine adadı. Hiç evlenmedi, çocuğu da olmadı. Babana çok düşkün olduğunu hep hissederdim, aralarında farklı bir bağ vardı. Sen zaten onun biriciği, gözbebeğiydin. Beni de sevdiğini biliyordum ama daha sonra bunu günlüğüne yazdığı satırlarda da okudum. Kozyatağı ve Beşiktaş'taki evde onun eşyalarını babanla beraber topladık, ayıkladık. Bu, hayatımda yaptığım en zor işlerden biriydi. Fiziksel ve ruhsal olarak öyle yorucuydu ki... Kendim ve senin için bazı eşyaları hatıra olarak aldım. Orada gördüklerim yaşanmamış bir hayattı Mila. Açılmamış parfümler, kullanılmamış kremler, başka bir zamana saklanmış güzellikler... Senin için dileğim hiçbir şeyi ertelememen, hayatını yaşaman olacak. Ben halanın iflah olmaz iyimserliğimi attım cebime. Senin de onu hiç unutmayacağını, hep sevgiyle anacağını biliyorum kızım.