29 Ekim 2016 Cumartesi

30. Cumhuriyeti yaşat

Çiçeğim,
Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Kutlu olsun. Seni bir cumhuriyet çocuğu olarak yetiştireceğim. Sahip olduğun hakların değerini bilerek yaşamayı öğreteceğim. Atatürk'ün ve arkadaşlarının bize hediye ettikleri cumhuriyete gerektiğinde gözün gibi sahip çıkmanı sağlayacağım. Bugünün bir önemi de aynı bedende 28 haftayı tamamlamış olmamız kuzucum. Bugünden itibaren 8. aydan gün almaya başlıyoruz. İnanılır gibi değil ama gerçek. Kavuşmaya az kaldı. O anı, seni kollarımda tutacağım anı düşünmek beni o kadar heyecanlandırıyor ki, hayal bile kuramıyorum kalbimdeki duygu yoğunluğundan. 

28. hafta, aynı zamanda bir eşikti benim için. Sana bir şeyler almak için hep tuttum kendimi, bu haftanın gelmesini bekledim. Ve fazladan bir gün bile beklemedim. Hemen bugün ilk cicilerini aldık bile! Burada tabii ki her aldığım şeyi paylaşmayacağım ama bugünküler ilk oldukları için özeller. Mamas Papas araban ve filli body'lerin. Güle güle kullan bebeğim.






25 Ekim 2016 Salı

29. Etrafını fark et

Bebeğim, "az laf çok fotoğraf" diyorum bugün. Dileğimin içeriğine de uygun. Demem o ki, hayatın hızı ve rutini içindeki ayrıntıların bilincinde ol. Yürürken yanından geçtiğin insanları, hayvanları, ağaçları, çiçekleri fark et. Sokaklara sadece bakma, gör içindeki evleri, bahçeleri, ağaçları... Sokak tabelalarını oku, ara sıra kaldır kafanı gökyüzüne bak. Bu bana ne kazandıracak deme. Dışarıya bu şekilde bakmaya alışırsan, içeriye de daha dikkatli bakar, hem kendinle hem de ilişkide olduğun insanlarla da daha derin bağlar kurarsın.

Şimdi bir akşamüstü yürüyüşüme eşlik eden ayrıntılarla baş başa bırakıyorum seni. Yakında seninle beraber gezeceğimiz yerler buralar işte kuzum. Gözlerinden ve burnundan öperim.


















20 Ekim 2016 Perşembe

28. Abartma, yetin

Miniciğim, 
2 gün önce kavuştuk yine kısa süreliğine de olsa. Senin karnımda bıcır bıcır hareketlerini izledik. Yeni fotoğrafını da alıp eve döndük, 1 ay sonra yeniden gelmek üzere. O muayeneden sonra 15 günde bir görüşeceğiz artık. Çünkü inanması zor olsa da hamileliğimin sonuna yaklaşmış oluyoruz. Bu arada neyse ki şeker yüklemesinde negatif bir sonuç çıkmadı. Her şey yolunda.

Bu günlerde sıklıkla düşündüğüm iki konu var: Adın ve odan! Aslında adın belli gibi bir şey. Sana hikayesiyle birlikte önümüzdeki günlerde açıklayacağım. Odan, yatağın, araban gibi konularda da bir fikrimiz oluştu babanla. Bakalım, daha zaman var. Çok erken davranmaya gerek yok bu konuda. Yeter ki sen sağlıkla ve zamanında gel, bunların hepsi önemsiz ayrıntılar. Bazen anne adaylarının bu tip yüzlerce ayrıntıyı gözlerinde aşırı büyüttüklerini gözlemliyorum. Bu tüketim çılgınlığı ve yetinmeme hali, sistemin hepimize ucundan kıyısından da olsa bulaştırdığı bir virüs. Anneliği bir yarış gibi pompalayan bu düzene uymayı reddediyorum. Elimden geldiğince bu farkındalığımı yitirmemeye çalışacağım. Elbette araştıracağız, okuyacağız, bilinçleneceğiz ve hazırlıklı olacağız. Ama kendimizi bir noktada sınırlamayı da öğreneceğiz. Çünkü gerçekten internette bebek arabası yazınca çıkan sonuçların da sonu yok, bir ateş ölçer hakkında farklı annelerin bambaşka yorumlarının da. O yüzden belki de bazı şeyleri oluruna bırakmak en iyisi. Her anne farklı olduğu gibi her bebek de farklı. Ben temel bilgileri edindikten sonra, bazı şeyleri seninle keşfetmeyi, seni tanıdıkça öğrenmeyi istiyorum. Bunu tercih ediyorum. Aynı her gün yaptığım yürüyüşler gibi... Kaybolmaktan korkarak farklı sokaklara girmeye cesaret etmezsem, o sokaktaki tuhaf ağacı göremem, güzel bahçeli evleri kaçırırım. O yüzden her gün ara sokaklardan yürüyüp eve geri dönüyorum. Birkaç ay sonra seninle -ve henüz almadığımız arabanla- gezerken, acaba o sokağı tekrar bulabilecek miyim diye düşünerek ve yanından geçtiğim çocuk parkında mola verdiğimizi hayal ederek...


16 Ekim 2016 Pazar

27. Cevapsız kalma

Kuzucuğum,
Nasılsın, iyisin di mi? Biliyorum iyisin, bunu kalbimin içinde hissediyorum. Çok garip ama bazen küçük endişelerim yüzeye çıktığında elimi karnıma koyuyorum, senden içimi rahatlatacak bir tepki bekliyorum. Ve sen beni hiçbir zaman cevapsız bırakmıyorsun bebeğim. Çok geçmeden bir tekme atıyorsun ya da hareketleniyorsun. "Anne merak etme her şey yolunda" dermişçesine... Aramızda şimdiden böyle bir bağ kuruldu bence. Canım benim. Senin sorularının da karşılığını her zaman vereceğime söz veriyorum şimdiden. Eskiden beri, çocuğunun sorularını yanıtlamayan ya da özensiz cevaplar veren annelere kızarım nedense. O çocuğun sorusu havada asılı kalınca rahatsız olurum, ben yanıtlamak isterim onu, tanımasam da anneyi. Bugünkü dileğim senin de yaşamın boyunca soru işaretleriyle yalnız kalmaman. Beklemediğin, ya da olumsuz da olsa o cevap, inan soru işaretleriyle boğuşmaktan iyidir. Bazen karşı taraf yanıtlamasa da seni, aradığın cevabı kendi içinde en kısa zamanda bulmanı diliyorum. 

Dün teyzenin doğum gününü kutlamak için diğer teyzelerin bizdeydi. Şansımıza hava da güzeldi, balkonda çay içtik, muhabbet ettik, güzeldi, iyi geldi. Ben de süper kahraman kadınlarla çektiğim selfie'nin aynısını bu küçük kadınlarla da çektim, aşağıya yapıştırıyorum. Gerçekten de ilham alıyoruz onlardan sanırım. Hemen birkaç gün sonra aynı yer, aynı poz! Bu arada salı günü doktor randevumuz var. Şeker yüklemesi yapılacak, umarım sorun çıkmaz. Ve tabii ki seni göreceğiz yine inşallah. Bu hafta gözlerinin açılacağını öğrendim tırtılım. Ultrasonda bana çaktırmadan göz kırpar mısın?


Soldan sağa: Simber teyzen, Bihter teyzen, teyzen, 
Esra teyzen ve orada olamasa da 
görüntülü konuşmayla bize katılan Merve teyzen.

12 Ekim 2016 Çarşamba

26. Kadın süper kahramanların olsun çevrende

Benim var kuzum. Belki uçamıyorlar ama 1 saat içinde 5 çeşit yemek yapabiliyorlar. Evet dokunduklarını altına çeviremiyorlar belki ama küçücük birikimlerle dünyayı satın alabilecek güçleri oluveriyor. Kiminin yaşam enerjisi ilham veriyor, kiminin kahkahası, hayata bağlılığı. Üretmekten, yaratmaktan bıkmayan, yorulmayan da var aralarında, fedakarlıklarının yanına asla yaklaşamayacağımız da... Hepsi biri, biri hepsi. Onlar bizim (benim, teyzenin, Esra teyzenin, Bihter teyzenin ve Simber teyzenin) süper kahramanlarımız bebeğim. Biz de senin ve senden sonra doğacak kızlarımızın onlar kadar süper olmasa bile en azından kahramanları olmaya çalışacağız. İşimiz zor yani. Öpüyorum minik parmaklarından.

Not: Bu arada fotoğrafta olmayan ama çevremde olan diğer süper kahramanları da unutmayalım. Gaye teyzenin annesi Yasemin halam ve Merve teyzenin annesi Emine teyzeme öpücükler.

Soldan sağa: Mahiye yengem, ananem, 
Ziynet teyzem, annem ve Ayşe yengem.




5 Ekim 2016 Çarşamba

25. O anda kal

Güzel kızım benim, yağmurlu bir günde yazıyorum sana. Battaniyenin altında, İtalyanca şarkılar eşliğinde ve bir bardak soda limon yudumlayarak. Düşünüyorum da hamilelik kadar hem doğal hem sürreal bir süreç var mıdır acaba insan hayatında? Yani karnın şişiyor evet ama bu tek başına bir şeyleri kanıtlamaya yetmez. Kilo alınca da karnın şişer sonuçta. Ultrasonda bebeğini görüyorsun ama yine de algılamana, ilişki kurmana yetmiyor o görüntüler. Galiba işin ciddiyetini bebeğinin içinde dans ettiğini fark ettikten sonra anlıyorsun. Şu paragrafı yazarken bile birden çok kere minik tekmeler attın annene. Umarım sen de bir gün bu inanılmaz güzel hissi tadarsın.

24. haftanın içindeyiz seninle. Günler acayip hızlı bir şekilde geçmeye devam ediyor. Bu arada unutmadan bir düzeltme yapmak istiyorum. Zehra teyzenin ikizlerinden biri erkekmiş. Diğeri hala kız ama merak etme, kankan da seninle birlikte yolda. 30. haftada baby shower düzenlemeyi planlıyorum. Daha doğrusu teyzen ilgilenecek tüm ayrıntılarla, ben pek bir şey yapmayacağım. Birkaç kişiden hediyeler aldın ama ben henüz sana hiçbir şey alamadım. İlk alacağım şeyin özel olmasını istiyorum, o yüzden öyle bir parça görene kadar bekliyorum. Biraz daha zaman geçsin, kış kapıya dayansın senin için bir şey öreceğim. Ne bilmiyorum gerçi... Belki bir yelek, becerebilirsem bir battaniye, bakalım... Okuduğum kitaplarda bu dönemde hamilelerin bebekleriyle konuşmalarının aralarındaki bağı güçlendireceği yazıyor. Üstelik bebekler böylece annelerinin seslerini tanımaya başlarlarmış. Karnıma doğru konuşmayı başarabileceğimi sanmıyorum bebeğim. O yüzden en iyisi sana yazdıkça, blog yazılarını okumak olacak.

Bugünkü dileğim ne mi? Yaşadığın anın farkına varman. O farkındalık o kadar önemli bir şey ki ve o kadar nadir yakalanıyor ki anlatamam. Çoğumuz ya geçmişte takılıp kalırız ya da gelecekle ilgili hayaller ve beklentiler içine girip "şimdi"yi kaçırırız. Hepimizin elindeki telefonlar yani kameralarla anı yaşamak gittikçe de zorlaşıyor. Bunun önemini ilk kez Küba, Havana'da anladım sanırım. Babanla başıboş bir şekilde dolaşırken, büyük bir parkın yakınına geldik. Müzik sesine doğru ilerledik. Bir de baktık, yerel bir grubun konseri var. Ücretsizdi tabii ki, insanlar öyle özgürce eğleniyordu ki... Biz de katıldık onlara bir süre. Sonra biraz ilerideki bir banka oturup izlemeye başladık. Tüm kalabalık grubun yanında dans ediyordu ve biz ikimiz orada o bankta, bankın yanındaki ağacın gölgesinde otururken o kadar mutluyduk ki... Babana "şu anı, bu ağacı ve bankı sakın unutma" dediğimi hatırlıyorum. İşte galiba o anı tam anlamıyla yaşayabilmiştik biz. O farkındalığı orada hissetmiştik. Yine de fotoğraf çekip belgelemeden edememiştik tabii ama olsun. Büyüyünce sana o fotoğrafı gösteririm. Şimdilik sana bu anın fotoğrafını göstereceğim. Ben, battaniyem, sodam, sana yazdıklarım ve senin içimdeki kıpırtılarınla şu anın tadını çıkarıyorum işte. Meleğim.