bebek odası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek odası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2018 Pazartesi

118. Döküntüler yok olsun

Milakuşum, 15 gün yazmayarak rekor kırdım. Bu arada çok şey oldu ama. Mesela senin bir arkadaşın oldu, ismi Mira. Hatta annesi de benim arkadaşım oldu, ismi Jamie. Bizim parkta tanıştık ve kaynaştık. İki hafta önce doğum günü vardı, oraya gittik.


Doğum günü cumartesiydi ve biz babanla o gece saat 11 gibi aniden karar verip saat sabah 6'ya Bodrum bileti aldık. Sen yukarıda mışıl mışıl her şeyden habersiz uyurken ben telaş içinde bavul hazırlamakla meşguldüm. Bu tip ani tatilleri bekar ya da çocuksuzken çok yapardık, ama sen varken de yapabiliyor olmak acayip hoşumuza gitti. Bu arada o gün aynı zamanda odan boyanmıştı. Çünkü artık beşikte yatmıyorsun, onu açtık (bunu da Mira'nın babası yaptı aslında), duvardaki sticker'ları sökmeye, odaya yeni bir hava kazandırmaya karar verdim ben de. Dolayısıyla tek duvarı griye boyattım ve bazı yeni dekoratif objeler ısmarladım ama bu başka bir yazı ve dileğin konusu. 

Neyse biz aniden 3 gecelik Bodrum tatilimize çıktık ve çarşamba günü döndük, ben ancak fırsat bulabiliyorum yazmaya. Tatil müthiş güzel geçti. Girdiğimiz en güzel denizlerden biriydi. Denizde bol bol balık besledik. Sen de daha alıştın denize ve yüzmeye. 







İşte geldik bu dileğin konusuna... Döndükten 2 gün sonra hafif bir ateşle birlikte kollarında ve bacaklarında bir takım döküntüler çıktı. Kaldığımız otelin havuzu çok kalabalıktı ve güzelim deniz varken havuza girmeyi tercih etmedik tabii. Sadece bir kez seninle birlikte ve çok kısa bir süreliğine girdik. Umuyorum ki orada bir hastalık kapmamışsındır. Bu döküntüler ne ise hemencecik kaybolur gider hayatımızdan.


12 Aralık 2016 Pazartesi

38. Barışla büyü

Bir tanecik bebeğim, ipek kızım...
Cumartesi mobilyaların geldi. Karyolan, gardırobun, cibinliğin, halın... Hepsi mis gibi, inşallah beğenirsin. Bugün sağlık ocağına gittim. Evimize çok yakın. Sen gelince aşıların için bol bol ziyaret edeceğiz orayı. Bu yüzden pek hoşlanacağın bir yer olmayacağı açık! 

Buraya yazmak istemesem de şu 9 ay içinde kim bilir kaç kez canımızı yakan olaylar oldu ülkede. Bir yerlerlerde bombalar patladı ve yüzlerce insan hayatını kaybetti, insanlar sevdiklerini yitirdiler pisi pisine. Ne zaman son bulacak, son bulacak mı onu da bilmiyorum. Pembe bir ülkeye doğmuyorsun yani Mila. İnsanların endişeyle yaşadığı, hayatlarını, sevdiklerinin hayatlarını kaybetme korkusuyla nefes aldığı bir coğrafya haline geldi burası. Bir olay oluyor, hepimiz şok oluyoruz, bunalıma sürükleniyoruz, sonra yavaş yavaş unutmaya başlıyoruz. Kendi küçük mutluluklarımıza ve dertlerimize geri dönüyoruz. Gerçekten tam unuttuğumuz anda bir şey daha oluyor ve biz aynı üzüntüyü tekrar tekrar yaşıyoruz. Kapkaranlık bir gün zaten bugün, senin de içini kararttım meleğim. Neyse bugünkü dileğim sadece senin için değil, Türkiye için aynı zamanda. Sen bunları okuyacak yaşa geldiğinde terör bitmiş olsun lütfen. Aşağıdaki fotoğraf gibi umut dolu, aydınlık bir geleceğe bakalım hep beraber.




20 Ekim 2016 Perşembe

28. Abartma, yetin

Miniciğim, 
2 gün önce kavuştuk yine kısa süreliğine de olsa. Senin karnımda bıcır bıcır hareketlerini izledik. Yeni fotoğrafını da alıp eve döndük, 1 ay sonra yeniden gelmek üzere. O muayeneden sonra 15 günde bir görüşeceğiz artık. Çünkü inanması zor olsa da hamileliğimin sonuna yaklaşmış oluyoruz. Bu arada neyse ki şeker yüklemesinde negatif bir sonuç çıkmadı. Her şey yolunda.

Bu günlerde sıklıkla düşündüğüm iki konu var: Adın ve odan! Aslında adın belli gibi bir şey. Sana hikayesiyle birlikte önümüzdeki günlerde açıklayacağım. Odan, yatağın, araban gibi konularda da bir fikrimiz oluştu babanla. Bakalım, daha zaman var. Çok erken davranmaya gerek yok bu konuda. Yeter ki sen sağlıkla ve zamanında gel, bunların hepsi önemsiz ayrıntılar. Bazen anne adaylarının bu tip yüzlerce ayrıntıyı gözlerinde aşırı büyüttüklerini gözlemliyorum. Bu tüketim çılgınlığı ve yetinmeme hali, sistemin hepimize ucundan kıyısından da olsa bulaştırdığı bir virüs. Anneliği bir yarış gibi pompalayan bu düzene uymayı reddediyorum. Elimden geldiğince bu farkındalığımı yitirmemeye çalışacağım. Elbette araştıracağız, okuyacağız, bilinçleneceğiz ve hazırlıklı olacağız. Ama kendimizi bir noktada sınırlamayı da öğreneceğiz. Çünkü gerçekten internette bebek arabası yazınca çıkan sonuçların da sonu yok, bir ateş ölçer hakkında farklı annelerin bambaşka yorumlarının da. O yüzden belki de bazı şeyleri oluruna bırakmak en iyisi. Her anne farklı olduğu gibi her bebek de farklı. Ben temel bilgileri edindikten sonra, bazı şeyleri seninle keşfetmeyi, seni tanıdıkça öğrenmeyi istiyorum. Bunu tercih ediyorum. Aynı her gün yaptığım yürüyüşler gibi... Kaybolmaktan korkarak farklı sokaklara girmeye cesaret etmezsem, o sokaktaki tuhaf ağacı göremem, güzel bahçeli evleri kaçırırım. O yüzden her gün ara sokaklardan yürüyüp eve geri dönüyorum. Birkaç ay sonra seninle -ve henüz almadığımız arabanla- gezerken, acaba o sokağı tekrar bulabilecek miyim diye düşünerek ve yanından geçtiğim çocuk parkında mola verdiğimizi hayal ederek...