Doğum günü cumartesiydi ve biz babanla o gece saat 11 gibi aniden karar verip saat sabah 6'ya Bodrum bileti aldık. Sen yukarıda mışıl mışıl her şeyden habersiz uyurken ben telaş içinde bavul hazırlamakla meşguldüm. Bu tip ani tatilleri bekar ya da çocuksuzken çok yapardık, ama sen varken de yapabiliyor olmak acayip hoşumuza gitti. Bu arada o gün aynı zamanda odan boyanmıştı. Çünkü artık beşikte yatmıyorsun, onu açtık (bunu da Mira'nın babası yaptı aslında), duvardaki sticker'ları sökmeye, odaya yeni bir hava kazandırmaya karar verdim ben de. Dolayısıyla tek duvarı griye boyattım ve bazı yeni dekoratif objeler ısmarladım ama bu başka bir yazı ve dileğin konusu.
Neyse biz aniden 3 gecelik Bodrum tatilimize çıktık ve çarşamba günü döndük, ben ancak fırsat bulabiliyorum yazmaya. Tatil müthiş güzel geçti. Girdiğimiz en güzel denizlerden biriydi. Denizde bol bol balık besledik. Sen de daha alıştın denize ve yüzmeye.
İşte geldik bu dileğin konusuna... Döndükten 2 gün sonra hafif bir ateşle birlikte kollarında ve bacaklarında bir takım döküntüler çıktı. Kaldığımız otelin havuzu çok kalabalıktı ve güzelim deniz varken havuza girmeyi tercih etmedik tabii. Sadece bir kez seninle birlikte ve çok kısa bir süreliğine girdik. Umuyorum ki orada bir hastalık kapmamışsındır. Bu döküntüler ne ise hemencecik kaybolur gider hayatımızdan.
