22 Ocak 2020 Çarşamba

162. Birlikte kendimizde ve hayatta nice ayrıntılar keşfetmeye devam edelim

Ah kuşum, oldun mu 3 yaşında işte! Geçen hafta, yani doğum günü haftan öyle yoğundu ki anca kendime gelebildim ve yazmaya fırsat bulabildim. Bir kere ailece hastaydık pazar gününden itibaren. Sen okula gitmedin iki gün, kah iyi oldun kah tekrar ateşlendin, baban inanılmaz öksürük nöbetleriyle uğraştı, ben orta kulak iltihabı oldum filan... Neyse çok şükür şu an hepimiz iyiyiz. Ayrıca 3 gün boya badana işleri vardı. 




Perşembe, yani doğum gününde maraton başladı. Önce okuldaki kutlamaya gittik babanla beraber. Sana kalp şeklinde şekersiz bir pasta yaptım, balonlarla süsledim.


Çok öksürüyordun o gün ve halsizdin biraz ama yine de coştun,
dans ettiniz. Bir ilk olduğu için önemliydi.

Cuma Prenses Partisi vardı evde. Yine biraz hasta olmana olmana rağmen en çok eğlendiğin doğum günü aktivitesi bu oldu sanırım. Çünkü en sevdiğin 3 arkadaşın davetliydi ve hepiniz bir prenses kostümü giymiştiniz. Pastanı bu sefer çikolatalı yaptım, üstteki çikolata sosuna Peppa ailesini yerleştirdim.


Soldan sağa: Tinkerbell, Pamuk Prenses,
Rapunzel, Sindirella



Canımın içi

Cumartesi 10-15 kişilik misafirin geleceği günüm vardı. Doğum gününe özellikle denk getirmiştim zaten, böylece geniş aileyle de kutlayabilecektik. Cuma gecesi 10'da hazırlıklara başlayabildim ve 5-6 çeşidi babanın da yardımıyla tamamladım. O günkü pastan da 3 şeklinde beyaz kremalı, çiçekli bir pandispanyaydı.

Bütün kuzenlerin bir arada olması güzeldi.


Yine hasta ve huzursuzdun. 3. sene, aynı poz.


Zink sana, benim 3 yaş doğum günümde diktiği elbiseyi dikti! 


Son olarak Pazar günü babanenlerdeki kutlama

Sana hayranlığımın günbegün arttığı, benim de anneliğimin bu üçüncü yılında birlikte yaşadığımız, paylaştığımız ve öğrendiğimiz her şey için şükürler olsun. Senin minik ve sadece benim fark ettiğim özelliklerin için, dostluğumuz ve birbirimize saygımız, güvenimiz için şükürler olsun. Ve dilek: Birlikte kendimizde ve hayatta nice ayrıntılar keşfetmeye devam edelim.


2 Ocak 2020 Perşembe

161. Gelenekselleştirebileceğin durumlar yarat

Milakuşum,

1 Ocak 2020 gecesi  yazıyorum bunu sana. Yeni bir yıla girdik işte. İnanılır gibi değil 2020 olması, çünkü 2000'e girdiğimiz yılbaşı o kadar yakın bir geçmiş gibi geliyor ki... Oysa 20 sene geçmiş üstünden, o gün doğan çocuk, şimdi üniversiteye gidiyor. Bilmiyorum, zaman çok acayip, hileli, kafa karıştırıcı bir kavram. O yıl gencecik bir kızmışım, ama içten içe aynı hissediyorum kendimi. 

Dün önce sabah Kadıköy'de teyzenle kahvaltı yaptık ve bir şekerciden sana baston şeker aldık. Sanki gelenekselleştirebiliriz bunu. Her yılbaşı sabahı aynı şey. Yılbaşı akşamlarımız zaten gelenekselleşti gibi bir şey. Halan geliyor ve yemek yiyoruz evde. Hatta 3 senedir halan bizi aynı kanepede, aynı pozda fotoğraflıyor.





Böyle rutinleri seviyorum. Sanırım zamanın akışını daha iyi anlamamı sağladığı için... Duygusal bir tatmin, rahatlama ve güven duygusu verdiği için belki de. Yılbaşından önceki cumartesi de anneannenlerde yemekteydik. Teyzenler, ve Esra teyzenler de geldi. Annem hindi ve iç pilav yapmıştı. Bu da tekrarlanabilir her sene. Bir yılbaşı öncesi yemeği olarak. Bu sabah da babanenlere kahvaltıya gittik. Yine geleneksel olmaya uygun bir aktivite gibi geldi. Yılbaşı sonrası kahvaltısı. Bence böyle gelenekselleştirebileceğin durumlar bulmak ve ona sadık kalmak sana da iyi gelebilir. Yılın ilk dileği bu olsun. Seni seviyorum. Her yıl ve her gün daha fazla...