Bu blog aslında sadece bir kişi için açıldı. Şu an karnımda kendi kendine oyunlar oynayan ve her geçen gün hızla büyümeye devam eden bebeğim için. Her yazı, senin için tuttuğum bir dilek içerecek bebeğim. Bir gün okuyabilmen dileğiyle...
27 Eylül 2017 Çarşamba
79. Kabızlığın geçsin
Canım benim... Sen uyuyorsun, baban maç izliyor, ben de fıstık yiyordum ki yazayım dedim biraz. Artık asla koyduğumuz yerde değilsin. Kendi çapında bir devrim gerçekleştirip mekan değiştirdin. Salondan mutfağa sürünerek gelebildin. Aferin sana. Bu gelişme çok heyecanlandırıcı ama aynı zamanda endişelendirici bizim için. Artık çok daha dikkatli olmamız gerekiyor güvenliğin için. Hijyen konusu da düşündürüyor beni. Yerleri her gün sirkeli suyla siliyorum ama ne kadar yeterli ki bu... Bir noktadan sonra sanırım Allah'a emanet demek gerekiyor. Zaten bağışıklık sistemin için de doğrusu bu. Ana kucağından da oto koltuğuna geçtin. Büyüyorsun bebeğim, neredeyse her gün yeni bir şey öğrenip büyüyorsun ve bizi de büyülüyorsun.
Bugünkü dileğim, son bir iki haftadır yaşadığın kabızlık problemiyle ilgili. Acayip zorlanıyorsun ve çok acı çekerek ağlıyorsun. Bu da benim kalbimi paramparça ediyor. Doktor şurup verdi, umarım geçer ve normale döner.
18 Eylül 2017 Pazartesi
78. Anne-kız günün olsun
Milacım, dün itibariyle 8 aylık oldun. Neredeyse karnımda geçirdiğin kadar vakit geçirdin buralarda. İyice de alıştın bence. Gün içinde yaptığın şaklabanlıklar, şapur şupur yediğin yemekler, attığın kahkahalar sürünerek oradan oraya gitmelerin (evet emekliyorsun artık, dün de ilk kez sırtüstü yatar pozisyondan oturur pozisyona geçtin) burayı ve bizi sevdiğini düşündürüyor bana, haksız mıyım? 8 önemli bir sayı bence bir kadının hayat döngüsünde. Bebekler 8 aylıkken en yenilesi hallerindeler, 8 yaş çocukluğun en parlak yaşı sanki, 18 yaşla birlikte yetişkinler dünyasına adım atılıyor, 28 yaş bir kadında güzellik ve zekanın en yüksek oranda kesiştiği yaş bence, 38 seni doğurduğum yaş o yüzden özel. Diğer 8'leri deneyimlemedim, bilemiyorum ama kesin hepsinin farklı hoşlukları vardır. İnşallah seninle birlikte yaşar ve görürüz bebeğim daha nice 8'ler.
Bu arada son 1 haftadır baban inanılmaz yoğun. Yetiştirilmesi gereken bir iş aldı ve bizimle olduğu zamanlar azaldı. Yine de her gün mutlaka aşağıdan kaçıp seni görmeye geliyor. Ben de dünü anne-kız cumartesisi ilan edip seni kaptığım gibi çıktım evden. Aslında Contemporary İstanbul'a götürmek istiyordum seni ama bilet fiyatları geçen senelere oranla inanılmaz pahalıydı. Biraz da kendi çapımda protesto ederek bu durumu, gitmekten vazgeçtim. Umarım seneye gideriz. Hem senin için de daha iyi olur, daha çok izleyip daha çok şey anlarsın diye düşünüyorum. İpek hanım'dan süt ve bebek bisküvisi alışverişi yapıp Zorlu'ya gittik biz de. Orada Eataly diye bir market/restoran var. İçerideki her şey İtalyan! Çok severim, hatta hamileyken de seninle oraya gitme hayalleri kurmuştum. Ben güzel bir pizza ısmarladım, sen de önden gelen ve en az pizza kadar lezzetli olan zeytinyağlı ekmekten tırtıkladın! Marketten de ekmek, mozzarella ve şarap alıp evin yolunu tuttuk. Böylece ilk resmi anne-kız cumartesimizi tamamladık. Bu günümüzün içeriği zamanla değişir tabii, işin içine sinema, tiyatro girer, belki mini bir tatil girer, ama önemli olan böyle bir rutinimizin olması Miloşum. Yaşımız kaç olursa olsun.
Bir de ailece gittiğimiz ilk düğün olan Murat dayının düğününden fotoğraf koymadığımı fark ettim, içim rahat etmedi, onu da aşağıya yapıştırıyorum. Seni çok seviyorum minik kuşum. Yukarıda mışıl mışıl uyuyorsun, birazdan yanına gideceğim. Aynı odadayız bu gece, çünkü baban sabahçı. Muhtemelen sabaha karşı dayanamaz yanıma alırım seni kuzucuk.
10 Eylül 2017 Pazar
77. Şakadan anla
Kuşum... Bugünkü dileğimin başlığı aslında çift anlamlı. Yani hem iyi, kaliteli espriyi ayırt et hem de birisi sana şaka yaptığında, takıldığında bozulma, alttan almayı bil. İlki zekanın yanında kültürel birikim de gerektiriyor, ikincisinin içinde özgüven de var. Benim hayatta en çok güldüğüm kişi ünlülerden Cem Yılmaz, ünlü olmayanlardansa Mithat dayındır. Babana da bazen aşırı gülerim. Acaba seninkiler kim olacak... Cem Yılmaz sen büyüdüğünde 60'ına merdiven dayamış olacak, üstelik aranızda kuşak farkı da var. Bilemiyorum... Yaşlandıkça komikliklerini yitirir mi insanlar? Ciddileşirler mi? Belki...
Doktorun bize her muayenede o aya ait gelişimini, yapabileceklerini anlatan bir yazı veriyor. Bu aykinde şaka yapıldığını anlayacağın ve o şakaya karşılık vereceğin yazıyordu. Gerçekten de öyle oldu. Üç tane şakalı oyunumuz oldu seninle.
1. Emmeye ara verme oyunu: Emzirirken bazen dalıyorum odada bir yere doğru, bir şeyler düşünüyorken sen bir anda memeden ayrılıyorsun. Neden ayrıldın diye bakıyorum ki muzip bir ifadeyle bana bakıyorsun. Ve sana baktığım anda sesli gülüp emmeye devam ediyorsun. Sonra ben bilerek bir yere dalmış gibi yapıyorum, sen yine memeden ayrılıp sana bakmamı bekliyorsun ve ben ani bir hareketle bakıyorum sana, sen yine gülüp emmeye devam ediyorsun. Bu böyle devam ediyor işte.
2. Mama sandalyesinden eğilip bakmaca oyunu: Sen mama sandalyesindeyken ve ben yerdekileri toplarken yukarıdan beni izliyorsun ben kafamı kaldırdığım ve seninle göz göze geldiğim anda kahkahalarla gülüyorsun. Senin kahkahan şu hayatta duyduğum en güzel kahkaha hatta en güzel ses diyebilirim genel olarak! O yüzden bu oyunu da peş peşe oynuyoruz.
3. Saçlara dalmaca oyunu: Bu oyunu açıklamaya gerek yok herhalde! Kafa göz dalıyorsun bana, ben de şansım varsa başımı göbeğinin üstünde hareket ettirip seni gıdıklayarak intikamımı alıyorum.
Doktorun bize her muayenede o aya ait gelişimini, yapabileceklerini anlatan bir yazı veriyor. Bu aykinde şaka yapıldığını anlayacağın ve o şakaya karşılık vereceğin yazıyordu. Gerçekten de öyle oldu. Üç tane şakalı oyunumuz oldu seninle.
1. Emmeye ara verme oyunu: Emzirirken bazen dalıyorum odada bir yere doğru, bir şeyler düşünüyorken sen bir anda memeden ayrılıyorsun. Neden ayrıldın diye bakıyorum ki muzip bir ifadeyle bana bakıyorsun. Ve sana baktığım anda sesli gülüp emmeye devam ediyorsun. Sonra ben bilerek bir yere dalmış gibi yapıyorum, sen yine memeden ayrılıp sana bakmamı bekliyorsun ve ben ani bir hareketle bakıyorum sana, sen yine gülüp emmeye devam ediyorsun. Bu böyle devam ediyor işte.
2. Mama sandalyesinden eğilip bakmaca oyunu: Sen mama sandalyesindeyken ve ben yerdekileri toplarken yukarıdan beni izliyorsun ben kafamı kaldırdığım ve seninle göz göze geldiğim anda kahkahalarla gülüyorsun. Senin kahkahan şu hayatta duyduğum en güzel kahkaha hatta en güzel ses diyebilirim genel olarak! O yüzden bu oyunu da peş peşe oynuyoruz.
3. Saçlara dalmaca oyunu: Bu oyunu açıklamaya gerek yok herhalde! Kafa göz dalıyorsun bana, ben de şansım varsa başımı göbeğinin üstünde hareket ettirip seni gıdıklayarak intikamımı alıyorum.
3 Eylül 2017 Pazar
76. Mevsimleri doya doya yaşa
Selam bebeğim... Şu an sen park yatağında, baban da yanındaki kanepede uyuyorsunuz. Ben de fırsattan istifade yazayım dedim. Ören'den döndük, anneannen, deden ve teyzenle vakit geçirmek için harika bir tatil oldu, hatta birgün Ayvalık'a gidip babanen, deden ve halanı da gördük. Ama hava bozuktu, acayip bir rüzgar vardı ve deniz buz gibiydi. Ayağımızı bile sokamadan döndük. İstanbul'da da o sıralar fırtına varmış, şimdi düzeldi, sıcak yeniden. Son demler ama tabii bunlar, mevsim dönüyor artık. Seninle ilk sonbaharımız da başlıyor. Kışı, ilkbaharı ve yazı yaşadık birlikte, sonbaharı da seveceksin Milacım. Ben eskiden en çok sonbaharı severdim hatta. Sonra bir ara kış kızı oldum, yaz en güzeli dediğim de oldu geçen yıllarda. Şimdilerdeyse en sevdiğim ilkbahar sanırım. Her mevsimin kendine göre hoşlukları, zorlukları, sürprizleri ve rutinleri vardır ve bazen klişelere uygun davranmak iyidir Miloş. Mesela sonbaharda dökülen sarı yapraklar ve çiseleyen yağmur altında gezmek, kışın kar yağsın diye beklemek, battaniyenin altında sıcak bir kahve ile dışarıyı izlemek, ilkbaharda çiçek dikmek ve çilekle erik yemek, yazın güneşin altına kısa süreliğine de olsa umarsızca uzanmak ve denize girmek... Dileğim, tüm bunları doyasıya yaşaman, mevsim geçişlerini fark etmen, doğanın bu değişiminden heyecan ve zevk duymandır kızım.
Bu arada doğduğun aydan itibaren her ay seninle bir çocuk şarkısında dans ediyoruz. Bir yaşına kadar devam edeceğim. Sonra onları bir araya getirip montajlayacağım. Bakalım nasıl bir şey çıkacak ortaya...
Bu arada doğduğun aydan itibaren her ay seninle bir çocuk şarkısında dans ediyoruz. Bir yaşına kadar devam edeceğim. Sonra onları bir araya getirip montajlayacağım. Bakalım nasıl bir şey çıkacak ortaya...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



