Bebeğim, minicik meleğim. Sen büyüdükçe hayat daha eğlenceli oluyor. Ve tabii daha yorucu. Ama bin kez değer. O kadar çok yeni şey yapıyorsun ki her ay, her hafta. Mesela ilk kez scooter'a bindin. Deden almıştı sana, ilk kez dondurma yedin ve bayıldın. İlk kez hortumla bahçe suladın. 18 ayı bitirmenle birlikte artık neredeyse her şeyi anlıyor, tüm komutları yerine getiriyorsun. Şaka yapıyorsun, taklit yapıyorsun, dans ediyorsun. Birçok yeni kelime öğrendin. Ay'ı çok seviyorsun, "anne" "baba" diye hitap ediyorsun artık bize. Sağlıklısın, mutlusun. Daha ne isterim, ne isteriz... Çok şükür.
Bugünkü dileğin konusu da iki ilkle ilgili. İlk kez evin bir mobilyasını boya kaleminle boyadın. Bu da klasiktir ya, her çocuk yapar sanki bunu. Mutfak çekmecelerini seçtin bunun için. İkinci bıraktığın iz de kendi bedeninde. Düştün ve dizlerin yara oldu, kabuk bağladı. Bu da bir klasiktir. Annen de öyle büyüdü, baban da... Sen de biraz daha büyüyünce o kabukları koparma isteği duyacaksın belki içten içe... Dizlerindekinin hemen geçmesini istiyorum tabii ama çekmecedeki o kadar hoşuma gitti ki silmedim bile.
Dileğim, karşına çıkacak insanların kalbinde de güzel izler bırakman bebeğim.