Kuzucuğum...
Yarın bayram. İlk kez bir bayramın tadı acı. Karnım ağrıyor, gözlerim doluyor düşündükçe eksikliği, boşluğu. Onsuzlukla kıvranan Mito ile Niko dayılarının, yengemin ve İzzet dayımın yarınki acısını iliklerimde hissediyorum elimden hiçbir şey gelmeyerek...
Ben son 2 aydır, daha önce yaşamadığım büyüklükte bir kayıpla karşı karşıya olduğum için istemeden sana karşı sabırsız ve biraz ilgisiz davranmış olabilirim bebeğim. Beni hoş görür müsün? Hayatın boyunca ihtiyacı olan herkesi hoş görür müsün... Ne yapacağımı bilemez bir haldeyim. Bu acı ile yaşayacağız, başka çare yok, anılara tutunacağız. Hayat böyle bir şey. Dua edeceğiz ve şükredeceğiz.
Bu arada sen yarım gün Mi Casa'da yaz okuluna başladın Ekin ile. Zaten çok sevdiğim bir okuldu, orada kısa bir süreliğine de olsa zaman geçirecek olman çok değerli. Ekin ile birlikte gittiğin için çok mutlusun sen de. İki hafta sürecek bir program ama belki iki hafta daha uzatırız. Sonra da okullar açılıyor gerçek anlamda. Tabii pandemi devam ederken nasıl olacak bilemiyorum. Şimdilik ilk dönem seni herhangi bir okula gönderme planım yok. Umarım yılbaşından sonra, Bodrum'da başlarsın.
Ve sen benim güzel kızım, öpücüklü, gülücüklü, darılmalı, sarılmalı anne-kız yolculuğumuzda hep farklı ve özel olan karaktersin. Ben oldukça sıradanken sen bir kartalın nasıl ses çıkardığını biliyorsun mesela ya da eski model arabaları ayırd edebiliyor, bir papağan için kısaca konuşuyor demek yerine sesleri taklit ediyor diyebiliyorsun. Harikasın, canımsın.