28 Aralık 2019 Cumartesi

160. İlkokul, lise ve üniversite mezuniyetinde benimle poz ver

Meleğim...
Bugün okulda yılbaşı partisi vardı. Aynı zamanda tam güne geçme denemelerinde 3. günümüzdü. Ve bingoo! Öğlen pijamalarını giyip uyudun. Gerçekten hiç beklemediğim bir şeydi bu. Baban da ben de çok şaşırdık. Ve pazartesiden itibaren, yani 3 yaşa iki hafta kala tam güne geçiyorsun. Mutlusun, rahatsın, güvendesin. Ve içim çok rahat. 4- 4 buçuk arası alacağız seni. Biraz yılbaşı partisinden kareler...



Kübra öğretmen, Tuğba öğretmen
Biz <3


Bu aralar en iyi arkadaşın Lal. Bekçi Fikri bey Noel Baba oldu!





























Gelelim dileğime... Biraz uzun vadeli olacak bu sefer ve kendimi de katıcam! İlkokul, lise ve üniversite mezuniyetinde de yukarıdaki pozdan istiyorum.








12 Aralık 2019 Perşembe

159. Okulda mutlu olmaya devam et

Canım, canım benim...

Son zamanlardaki gelişmeler şöyle. Baleyi bıraktın. Belki geçici bir süreliğine belki de bir daha hiç yapmak istemeyeceksin bilemiyorum. Ama son iki derse katılmak istemedin ben de zorlamadım tabii ki. Şubatta tekrar deneriz belki özlemiş olursun ya da seneye başka yer. Olmazsa da olmaz. Ocak ayından itibaren okuda tam güne geçme olasılığın var. Bunun kararını vermeye çalışıyoruz babanla. Yine sen istersen olacak bu da... Okula adaptasyonla birlikte ve 3 yaşın getirdikleriyle belki bazı değişimler oldu sende. Bir kere inanılmaz enerjiksin. Gerçekten bir saniye bile ara vermeden konuşuyor ve oynuyorsun diyebilirim. Bazen şımarıyorsun, inatlaşıp hırçınlaşıyorsun hatta. Dil konusunda o kadar aşmış düzeydesin ki artık İngilizce şarkıları sadece oyun olsun diye sözlerini değiştirerek bile söylüyorsun. Okul sonrası öğleden sonraları bazen sana yetemediğimi düşünüyorum gerçekten. Aslında biraz da tam gün düşüncemin nedenlerinden biri bu. Bugünkü dileğim, yarım gün ya da tam gün, okuldaki mutluluğunun devam etmesi.

Bazen zorlandığım oluyor, kabul ediyorum. Yine de güzeliz, yine de çiçek... Günler geçiyor, sen büyüyorsun, aramızdaki ilişki gelişiyor, sevgi katlanıyor. Daha ne isterim... 

Not: Gece bezini de bıraktın!








30 Kasım 2019 Cumartesi

158. Teyzenle arkadaş ol

Milakuşum, yavrupuşum!

Teyzenle ilgili bir yazım daha vardı ama henüz doğmamıştın sen ve o daha çok benim onunla ilişkim ve kardeşlik/kuzenlik ile ilgili bir yazıydı. Şimdi artık doğduğuna ve onunla ilişki kuracak kadar büyüdüğüne göre bu yazıda biraz seninle ondan bahsetmek istiyorum.

Bugün sen, ben ve teyzen bir sirke gittik. Bu, sadece senin için değil, bizim için de bir ilkti. Enteresan bir deneyimdi tabii. Bir çok "acayip şey" gördük. Kimini ağzımız açık izledik, kiminde ürktük. Sen özellikle bir bölümde oldukça endişelendin -ki haklıydın- ve biz de ikinci yarıda çıktık. Yine de güzel bir deneyimdi bu.

Cambazları izlerken siz.

Oradan çıkıp teyzenin okuluna gittik. Orada Cem ve annesini gördük. Sonra kantinde pide yedik, bir çikolatayı üçümüzün çikolatası olarak belirledik ve bahçeye köpeklere bakmaya gittik. Yarın resmi olarak kışın başlangıç tarihi olmasına rağmen hava 22 dereceydi. Kısaca tatlı bir gündü bugün. Senin teyzenden hiç ayrılmak istemediğin, o servisten inince peşinden ağladığın bir gün... Teyzenle olmaktan, onunla oynamaktan, gülmekten hep çok hoşlanıyorsun zaten. İkinizin arasındaki güçlü yakınlığı hissedebiliyorum. Benim de teyzem var biliyorsun, Zink. Onunla konuşmak, her zaman annemle konuşmaktan daha kolay olmuştu benim için. Çocukluğumda, ergenliğimde ve yetişkinliğimde onun sonsuz sevgisini hissetmek ve onunla hep arkadaş olabilmek en büyük şansımdı. Sizin ilişkiniz için de bunu diliyorum. Ve bir dipnot ekliyorum: Ben de bir minnağın teyzesi olmak için can atıyorum.


Teyzenin okulunun bahçesinde siz.




15 Kasım 2019 Cuma

157. Öğrendiklerinden zevk al

Kuzucuğum...

Uzun zamandır yazmadım. Günler akıp gidiyor. Ben arada bir kitabı daha bitirdim, yayınevlerine gönderdim. Sen okula gidip geliyorsun, babanın işleri açıldı. Evle ilgili ciddi gelişmeler var. Bakalım n'olucak... 

Okul demişken gerçekten artık çok seviyorsun, okuluna da öğretmenlerini de... Her gün yeni bir şey öğreniyorsun. Bir gün yeni bir sayı, ertesi gün yeni bir bayram, başka bir gün de yeni bir şarkı. 




Aynı zaman da bale okulu da devam ediyor. Ondan da keyif alıyorsun. Sen dersteyken bir kahve eşliğinde seni beklemekten de ben inanılmaz keyif alıyorum. Bu arada okul görevlisinin gönderdiği videoları izlemekten de. 



Şu an halan burada. Yarın da teyzenle buluşup anneannenlerde kalacağız. Senin için bugünkü dileğim, hayat denen yolculukta öğreneceğin daha nice bilgiden daima zevk alman. Bunlar bazen heyecanlı, bazen tutkulu, bazen acı, bazen sıra dışı olabilir. Fark etmez. Önemli olan herbirinden bir mutluluk payı çıkarabilmen....

28 Ekim 2019 Pazartesi

156. Kitaplarımı okumaktan zevk al

Evet kitaplarım kuşum... En büyük hayallerimden biri gerçek oluyor. Bu sabah sen cumhuriyet bayramı için okulda ay-yıldızlı kurabiye yaparken ben de bir yayıneviyle sözleşme imzalıyordum. Baharat Sınıfı kitabım yayınlanıyor. Devamı da gelecek, aklımdaki fikirleri yazıya dökmeye devam edeceğim. Ve belki onlardan bazıları da yayımlanacak. Birkaç sene sonra senin onları okuyacağını düşlemek, en büyük motivasyonum olacak. Seni çok seviyorum ve bana her gün ilham verdiğin için teşekkür ediyorum. Dileğim, sadece yazarı annen olduğu için değil, gerçekten çok zevk aldığın için kitaplarımı okuman.





17 Ekim 2019 Perşembe

155. Baleyi sev

Kuzum, garip bir dilek oldu bu farkındayım. Baleyi sev de ne demek... Ama şöyle anlatayım sana... Ben ilkokul çağında 2 sene bale yapmıştım. Bizim evin orada bahçeli bir köşktü bale okulu. Büyülü bir yer gibi gelirdi bana. Bir boşnak akrabamız vardı Mina teyze, yüzü hala aklımda, bana "moye ballerina" (balerinim benim) derdi hep. Neyse gittim geldim ve çok sevdim ama neden bilmiyorum bıraktım. Hatta o çok özendiğim tütüleri bile giyemeden... Sen büyürken senin için aklımda olan tek aktivite de bale oldu hep. Hem spor, hem sanat olarak gördüğüm için belki, zarafetini senin kişiliğine yakıştırdığım için de olabilir. Tamam itiraf ediyorum belki biraz da içimde ukte kaldığı için... Kendi yapamadıklarını çocukları üzerinden gerçekleştiren anne babalara hep burun kıvırırdım ama bir miktar anlıyorum onları. Yine de eğer sevmezsen baleyi seni asla ve asla zorlamam, anında keseriz, kapatırız bu defteri. Şimdilik iki okul arasındayım deneme derslerine girdik ve gayet başarılıydın. Hoşlandın da bu işten... Bakalım... Üstelik deden de sponsor olacakmış bu kursa, yaşasın!




Bu arada burun kıvırmaktan öte duygular hissettiğim ebeveyn türü var ki, çocuklarını kurs manyağı yapanlar. Hafta sonları baleden piyanoya, voleyboldan dramaya koşturanlar. İşte onlardan biri olmayacağıma, sıkılmana izin vereceğime söz veririm siyah kuğum.


3 Ekim 2019 Perşembe

154. Yeşil balonunu kaybetme

Minik kuşum, insanoğlu çocukluktan yetişkinliğe geçtikçe masumiyetini yitiriyor bu bir gerçek. Arzular giriyor işin içine, tutkular, hırslar, kıskançlıklar... Çevremize karşı duyduğumuz sınırsız sevgi, şefkat ve anlayış örseleniyor. Ama çocuklar öyle mi? Siz bambaşka ve biz yetişkinlerden çok üstün varlıklarsınız. Hele sen Mila, başka çocuklarda görmediğim ya da fark etmediğim bir duyarlılığa sahipsin. Öyle hassasın öyle duygusalsın ki... Daha minicik yaşında kocaman bir empati yeteneği geliştirdin. Birkaç örnek verceğim. Mahalleden Ekin'le çok iyi arkadaşsınız bu ara. Senden 4 ay büyük Ekin ve çok tatlı o da. Parkta uçan balonu elinden kaçtı ve buna çok üzüldü çok ağladı. Hatta o üzüntüyle sana ters de davrandı. Sen de buna o kadar üzüldün ki ertesi gün babanla ona balon almaya gittin. 3 tane balon aldınız. Biri Ekin'e biri sana biri de Mira'ya (eski en iyi arkadaşını da asla unutmadın Ekin'i buldun diye, onu da düşünmeden edemedin.) Ekin çok sevinecek diyerek ve heyecanla kapısını çaldın ve hediyeni verdin.Öyle insancılsın ki... Bir de Ekin L harflerini söyleyemediği için sana Mira diyor ve bunu çok kafana takıyorsun. Ah kuzum umarım bu iyi niyetin hep cebinde olur ama sana acı çektirmez. Senin yeşil balonlu fotoğrafını Ekin'lerden dönüşte çektim. O fotoğraf ve yeşil balon senin bu güzelliğinin sembolü olarak hatıra kalsın istedim.




Bu arada dün üç günlük sürpriz bir Bodrum tatilinden döndük. Bir ev bakmaya gittik orada ama pek beğenmedik. Sarı yazın keyfini çıkarttık biz de... 




Malesef dönüşte hasta oldun ama... Hafif ateşin var ve öksürüyorsun. Şu an ben bunları yazarken salonda inleyerek uyuyorsun. Of inşallah çabucak düzelir, okuluna arkadaşlarına geri dönersin. Bir gün biz parktayken Ekin'in elinde balık kraker vardı ve sana ikram etti, sen de bayıldın tabii. Ve Bodrum otogardaki büfelerden birinde onu görünce hatırladın ve "Anne Ekin'in balık krakerinden alalım mı? Ona götürücem, parkta yiyicez." dedin. Ben de dayanamayıp aldım. Ve sen onu bütün tatil boyunca ambalajını açmadan, bir tane bile yemeden sakladın. İnanamadık babanla. Bahsettiğim inceliklerin bunlar işte. Öpüyorum gözlerinden.

27 Eylül 2019 Cuma

153. Günleri aydınlat

Kuzucuğum, bugün cuma, okulda 4. haftanın sonu ve bugün ilk kez seni bıraktığımda öğretmeninin kucağına koşarak bana bye bye yaptın. Geri dönüp seni alacağıma eminsin, öğretmenine güven duyuyorsun. Bravo canım kızım aferin sana. Seninle gurur duyuyorum. Cesaretin, uyumluluğun ve istikrarın inanılmaz. Teşekkür ederim bu süreci böyle güzel yönetmemize izin verdiğin için. Dileğim, hayatının her döneminde cesaret, uyumluluk ve istikrarla sevdiklerinin ve seni sevenlerin günlerini aydınlatman.



Sen daha birkaç aylıkken bu bloga "bir günümüz"ü anlatmış, rutinlerimizi bir bir yazmıştım. Şimdi neredeyse 3 yıl sonra okulun başlamasıyla yine bir rutinimiz oluştu. Ama bu sefer o kadar farklı ki... İkisi de öyle güzel ki... Şimdi de yeni günlük rutinimizi anlatayım sana:

8:00-8:30 arası kalkıp bizim odaya geliyor, bizi uyandırıyorsun. 
Giyiniyoruz, çişimizi yapıyoruz. 
Ben bir bardak ılık, limonlu su içiyorum. 
Senin saçını yapıp akşamdan hazırladığım çantanı alıyorum ve çıkıyoruz. 
Yürüyerek ve sohbet ederek okula varıyoruz. 
Seni okula bıraktıktan sonra parktaki parkurda müzik dinleyerek yarım saat yürüyorum. 
Sonra eve gelip meditasyon yapıyorum. 
Kahvaltı yaparken bir bölüm Friends izliyorum.
Biraz sosyal medya.
Sonra bir şeyler yazıyorum.
13:00 gibi seni almaya gidiyorum ya da baban gidiyor.
Gelince bir atıştırmalık yerken Peppa Pig izliyorsun. Ben de kahve içiyorum.
Günlük ihtiyaçlarımıza göre ya bir AVM'ye ya pazara gidiyoruz ya da evde oyun oynuyoruz.
16:30 gibi parka çıkıyoruz. Benimle ya da babanla gidiyorsun.
18:00 gibi dönüyoruz. Ben yemek hazırlıyorum sen de oyuncaklarınla oynuyorsun.
19:00 gibi yemek yiyoruz ailece.
Babanla oyun oynuyorsun ya da beraber belgesel izliyorsunuz.
Ben duş alıyorum bu arada. Sonra seni yıkıyorum.
Saçlarımızı kurutuyoruz. Yatağa geçip seçtiğimiz 2 kitabı okuyoruz.
20.30 gibi ışıkları kapatıp yanına uzanıyorum ve sen uyuyuncaya kadar yanında kalıyorum.

İşte böyle. Ne harika di mi? Çok şükür.








19 Eylül 2019 Perşembe

152. Güçlü bir insan ol

Minik kuşum... İşte o gün geldi. Seni okuluna bırakıp, öğretmenlerine emanet edip, kalbimi de orada bırakıp çıktım. Büyük bir boşluk hissiyle adımlarımı geri geri atarak uzaklaşırken senin aslında ne kadar büyüdüğünü düşündüm. Neler başardığını, başardığımızı hatırladım birlikte. Seninle gurur duydum içimde. Kulaklıklarımı takıp Rain Man soundtrack'i eşliğinde yürüdüm her zaman birlikte gezdiğimiz parkta. Sonra eve geldim ve meditasyon yaptım. 21 günlük meditasyonun ilk günü de bugüne denk geldi. Kahvaltımı yaptım, kahvemi içerken yazıyorum bunları. sen 12'de yemek yiyeceksin ve ben de seni almak için çıkacağım. Dileğim bugün kısa: Güçlü bir insan olman. Kendini tanıman ve kendine yetmen. Zorluklarla baş edebilmen benim güzel kızım.


Sınıfta arkadaşlarınla...

Çok sevdiğin Tuğba öğretmeninle...

Bu arada daha sen birkaç aylıkken karar verdiğim gibi, emzirme bitince o dövmeyi yaptırdım ve Mila kolyesini, ileride sana vermek için sakladım. Dövme yaptırmaya ikimiz gittik ve tüm süreç boyunca yanımdaydın, çok da olgun ve tatlıydın. Hatta sen de kuş dövmesi yaptırmak istedin. Belki 18'ine basınca, ne dersin?



9 Eylül 2019 Pazartesi

151. Okulunu sev

Benim canım, biricik Mila'm. Sen dokunmaya kıyamadığım miniminnacık bir bebekken ne zaman büyüdün de sırtında çantanla okul yolunu tutmaya başladın... Ebeveyn olmak öyle deli bir macera ki seni her dönemeçte yepyeni sorular ve harika cevaplarla başbaşa bırakıyor. Daha dün emzirmeyi nasıl bırakacağımı düşünüp dertlenirken şimdi o çok uzakta kalan bir anı sadece. 2 hafta önceki dileğim gerçek oldu, 1 haftada bez sorunumuz çözüldü. Çok rahat bir şekilde söylüyorsun, dışarıda bile konforluyuz portatif lazımlık sayesinde. Bir tek gece kaldı, onu da zamanla hallederiz diye düşünüyorum.

Şimdi gündemimiz ise okul. 1 haftadır gidiyorsun, yarın 2. haftan başlıyor. Isınma turları çok da güzel geçiyor diyemem. Her gün ağladın. Kah beni görünce, kah benden bahsedilince, kah bir arkadaşın anne diye ağlayınca... Zamanla alışacaksın ve seveceksin diye umuyorum, bunu diliyorum bu gece.




26 Ağustos 2019 Pazartesi

150. Tuvalete kolayca alış

Ah bebeğim... Bebekliğin son izi olan beze vedanın da zamanı geldi işte. Bugün üçüncü günümüz. Nasıl gidiyor dersen, kakada sorunumuz yok ama çişte biraz sıkıntı yaşıyoruz diyebilirim. Sadece fiziksel değil aynı zamanda psikolojik de bir süreç bu. O yüzden sakince yaklaşmak ve sabır çok önemli. Elbette er ya da geç öğreneceksin. Umarım bu, ikimiz için de en az yıpratıcı şekilde olur.

Bezsiz Miloş

Bir de bu arada önemli bir gelişme oldu: Okula başlıyorsun! Taa tammmm! Evet bizim mahalledeki Hayat Anaokulu'na kaydediyoruz seni 5 yarım gün. Çok mutluyum, çünkü çok seveceğini, sana iyi geleceğini düşünüyorum. Öğleden önce boş birkaç saat bana da iyi gelecek laf aramızda! Haftaya, ilk gününde daha detaylı yazarım. Peş peşe yaşanan bu iki yenilik, artık iyice büyüdüğünün kanıtı gibi... Öptüm çıplak popişinden.

7 Ağustos 2019 Çarşamba

149. Doğanın değerinin bilindiği bir ülkede yaşa

Minik farem, 

Bu ara Kaz Dağları ile ilgili iç sıkıcı gelişmeler oluyor. Umarım kısa zamanda son bulur bu vahşet. Çünkü #kazdağlarınınüstüaltındandeğerlidir. Bugünkü dileğim insana, hayvana ve doğaya değer veren bir ülkede yaşaman. Burası şu an öyle bir yer değil.




Artık o kadar iyi konuşuyorsun ki, seninle gerçekten iki arkadaş gibi muhabbet etmeye, espriler, şakalar yapmaya, gezerken çok daha fazla eğlenmeye, birlikte keşfetmenin ve öğrenmenin keyfini daha çok çıkarmaya başladık. Bu inanılmaz güzel bir şey. Ne diyeyim, şükürler olsun bu günlerimize. Çok zor ve yorucu ama bin kat şahane! 



Şu an sen babanla yukarıda uyuyorsun. Evet inanılır gibi değil ama 3 gecedir akşam uykuya babanla geçiyorsun, beni aramadan. Bu da daha çok büyüdüğün, özgürleştiğin ve kendine güvendiğin anlamına geliyor. Tabii bana da daha fazla özgürlük demek oluyor. Bunun şerefine bir mojito yaptım kendime, içiyorum şu an. Yarın bayram tatili başlıyor, 15 gün yokuz, Ayvalık-Ören.

Canımsın.

17 Temmuz 2019 Çarşamba

148. Paylaşımlarımdan hoşlan

Bebeğim, benim minicik meleğim... Bugün tam 2 buçuk yaşına bastın. Seni o kadar çok seviyorum ki sana sarılırken bazen tekrar karnıma sokasım geliyor. Çok sıkmaktan korkup bırakıveriyorum sonra. Öpmeye, koklamaya asla doyamıyorum. Kişiliğinin günden güne oluştuğunu fark etmek nasıl mucizevi bi bilsen... İpek gibi yumuşacık yönlerin de var, sert ve keskin köşelerin de.... Esprilerin, gözlemlerin, merakın, aklın... Keşfetmek öyle zevkli ki. Gün içinde beni çok zorladığın anlar da oluyor kimi zaman. İnat ediyorsun mesela öğlen uyumamak için, ağlıyorsun ya da hiç yoktan aksileşebiliyorsun. Çoğunlukla iyi idare etsem de bazen sabrımın taştığı olabiliyor. Sana azıcık sesim yükselebiliyor. Sonra bunun hiçbir işe yaramadığını fark edip pişman oluyorum. Önce kendime kızsam da sonra affediyorum. Çünkü insanım ve gerçekten çalışmayan anne olmak, bu birliktelik müthiş güzelliklerinin yanında zorluklarıyla da sarsıcı. Sen zaten öyle masumsun ki her çocuk gibi, bana hiç küsmüyorsun. Neyse zaten nadir yaşanan bir şey ama yine de kendime bu ani tepkilerimi daha da azaltmak için söz verdim. Bugün bir yazı okudum. Şöyle bir şeyden bahsediyordu: "Eğer o an sizi çok zorluyorsa çocuğunuz, 'şu an buna ihtiyacı var' diye tekrarlayın." Çok doğru geldi bu yaklaşım. Uygulayacağım.

Bu arada uygulayacağım bir başka karar da sosyal medyada bundan böyle daha az paylaşmak olacak seni. Çünkü artık büyüyorsun, bir birey olduğunu günden güne daha çok hissettiriyorsun. Senin hayatından herhangi bir bölümü fütursuzca göz önüne sermeye, annen olarak bile hakkım olmadığını düşünüyorum. Umarım bundan öncekiler için bana kızmazsın! Ayrıca o benim kişisel sosyal medya hesabım, bir anne-bebek hesabı değil. Bundan böyle daha az ve öz paylaşımlarım olacak sana dair. Öpüyorum ballardan ve kaymaktan.




11 Temmuz 2019 Perşembe

147. Yıllarca sürsün bu dilekleri okuman

Bebeğim neredeyse 1 ay olmuş. Hem fırsat bulamadım hem de bir kafamı toparlayamadım yazmak için. Belki böyle böyle yazıların arası açılacak sen büyüdükçe. Ne zamana kadar yazarım bilmiyorum, hiç düşünmedim. 1001 dileği bulunca mı (baban bunun sembolik bir sayı olduğunu düşünüyor, illa 1001 anlamında değil de çok anlamında yani), sen ilkokula başlayınca mı, artık buraları okuyunca mı, bana artık yazma diyince mi, ömrüm yetinceye kadar mı... Neyse şimdilik oluruna bırakalım. İçimden geldiğince ve zaman buldukça yazmaya devam... Dileğim bu dileklerin yıllarca sürmesi...

Şimdi tek fotoğraf ve tek cümleyle geçtiğimiz aydaki önemli gelişmeler.

1. Mithat ve Efsane'nin düğünü.

Gerçekten eğlenceli ve şık bir düğündü, mutluluklar!



2. Kız kıza Bodrum tatili

Bol bol muhabbet, bol bol deniz, bol bol yakınlık...

3. 1 hafta ikimiz Adyar.

Hem ikimiz başbaşa güzel vakit geçirdik
hem de ailelerle kucaklaştık.






15 Haziran 2019 Cumartesi

146. Arkadaşcanlısı ol

Milakuşum... Uzun zaman olmuş. Bu arada biz üçümüz bayram tatilini fırsat bilip 5 günlüğüne Bodrum'a kaçtık. Aslında bu yaz pek tatil planımız yok. Finansal olarak pek parlak günler geçirmiyoruz. Bazı keşkelerimiz mevcut ama o bu yazının konusu değil. Belki başka bir yazıda anlatırım ya da anlatmama fırsat kalmadan çözülür.



Bodrum'da olduğumuz sürece ve artık İstanbul'da da arkadaşlığa ve arkadaşlarına düşkünlüğün çok arttı. Çok önemsiyorsun onları, çok kolay arkadaşlık kuruyorsun ve sıcak, paylaşımcı bir ilişki yaşıyorsun. Bu o kadar hoşuma gidiyor ki... Umarım bu güzel özelliğin hayatın boyu seninle olur. Bu arada Mito'nun düğünü dün geceydi. Oradan da çok güzel fotoğraflar var ama şimdi ekleyemeyeceğim çünkü şu an anneannenlerdeyiz ve yarın kızkıza yine Bodrum yolcusuyuz. Ayrıntılar sonra. Öptüm yanaklardan.




24 Mayıs 2019 Cuma

145. Dalından bol bol meyve ye

Canım kuşum... Dün seninle Misbahçe'ye gittik. Pek çok meyve ve sebzeyi doğal, ilaçsız yetiştiren, temiz tarım yapılan bir yer. Biz de çilek tarlasına çilek toplamaya gittik. "Tarla" sözcüğü de böylece kelime dağarcığına yerleşti. Böyle yeni sözcükleri yaşayarak öğrenmen çok hoşuma gidiyor. 


Orada geçirdiğimiz bir buçuk saat boyunca
o kadar mutluydun ki...
Temiz hava, doğa ve taze yemişler insana,
özellikle çocuklara çok iyi geliyor.




















Dileğim, dalından koparıp meyve yediğin günlerin çok olması kuzum. Çünkü bu, insana tarifi zor bir mutluluk ve canlılık veriyor. Ve günümüzün GDO ve tarım ilacı dünyasında lüks sözcüğünü karşılıyor.

14 Mayıs 2019 Salı

144. Geniş aileyle daha çok bir arada ol

Kuşum... Evvelsi Anneler Günü'ydü. Bir anne olarak yaşadığım 3. Anneler Günü. Nicelerini kısmet eder inşallah Allahım, seninle ve annemle bir arada. Üstüne yazılmış tüm kitapları oku, birçok anneden deneyimlerini, hissettiklerini dinle, yine de yaşamadan anlaşılmayacak şeylerden biriymiş gerçekten. Bu sonsuz adanmışlığı, sınırsız şefkat ve sevgiyi nasıl bilebilir insan yaşamadan, bilemiyorum. 

Dün Anneler Günü yazılarından birinde 19 yaşında annesini kaybetmiş bir kadın, "40 yaşında olup hala 'anne' diye seslenebilenleri duyunca çok kıskanıyorum onları.' yazmış. ben 41 yaşındayım ve hala o sözcüğü kullanabiliyorum çok şükür. Başka bir 41 yaşındaki kadın da "Şu yaşımda hala anne olmayacağım aklıma gelir miydi?" yazmış. Geç oldum ama anne de oldum ben işte. Şükretmekten başka ne yapabilirim... Ve dua etmekten, tüm isteyenler için.




O gün ayrıca geniş aileyi iftara aldım. Anneanne, dede, babane, dede, teyze, hala, enişte... Hep beraberdik ve sen çok mutlu oldun. Dileğim daha çok seneler böyle bir araya gelebilmemiz tüm en sevdiklerimizle, sağlıkla, huzurla...










30 Nisan 2019 Salı

143. Cıvıldamayı bırakma

Bebeğim, bir tanecik meleğim... Bugün seninle Kindyroo'nun deneme dersine gittik. Öyle çok eğlendin ki sanırım seni yaz için yazdıracağız. Zaten haftada 1 gün ve 1 saat. Bakalım...  Ders boyunca ara sıra, bazen seni çok heyecanlandıran bir hediye paketini açarken ya da sevdiğin bir yemeğin piştiğini görünce kendine özgü küçük sevinç çığlıkları atmaya başladın bu sıralar... İçimde gerçek anlamda kelebekler uçuşturan bu cıvıldamalarını o kadar çok seviyorum ki, büyüsen, kocaman bir çocuk, güzel bir genç kız, tatlı bir kadın olsan da o coşkulu sesleri asla kaybetmemeni diliyorum.




17 Nisan 2019 Çarşamba

142. Senin için en uygun okula başla

Kuzucuğum, son yazım seçim günüydü ve tam 17 gün geçmiş hala İstanbul Belediye Başkanı'nın mazbatasını vermediler. Ama verecekler, eğer gerçekten adalet varsa verecekler... Bugünkü gizli dileğim bu olsun.

Gelelim asıl dileğe... Son birkaç haftadır okul bakıyorum sana. Eylül gibi başlatmayı düşünüyoruz çünkü seni, yarım gün de olsa. 3 yaşını doldurunca tam güne geçersin. Kalbimden geçen, sana, kişiliğine uygun olduğunu düşündüğüm bir okul var. Umarım ki o okulla başlarsın öğrenim hayatına... Yalnız şöyle sorunlar var ki yıllık ücreti biraz yüksek ve bu aralar finansal sorunlar yaşıyoruz. Üstelik taşınma durumumuz da olabilir. bilemiyorum, bu aralar durumlar karışık. Hatta belki de veremeyeceğiz seni bu sene okula. Sağlık olsun tabii ki ama senin müthiş potansiyelini değerlendirememe ve sosyal hayatını geliştirememe düşüncesi beni çok üzüyor, geceleri uykularımı kaçırıyor diyebilirim. Hatta sadece bu yüzden bile "keşke çalışıyor olsaydım" diye düşündüm ilk kez. Neyse, inşallah yoluna girer işler.


31 Mart 2019 Pazar

141. Bir sonraki seçimde daha güzel bir Türkiye'ye uyan

Kuşum... Bugün yine seçim vardı. 2 yaşındasın ve bu, gördüğün 3. seçim. Bugünkü dileğim, göreceğin bir sonraki seçimde daha iyi bir Türkiye'de yaşıyor olman, olmamız.


19 Mart 2019 Salı

140. Baharı hisset

Kuzucuğum...
Son birkaç senedir bana bir şey oldu. Mevsimlerle ilgili farkındalığım, güzelliklerine olan ilgim arttı. Belki de yaş alma, olgunlaşma ile ilgili bir şeydir bilemiyorum. Eskiden mevsimler gelir geçerdi ve ben hissedemezdim tam anlamıyla... Yani sonbaharda yerdeki yapraklara basıp geçerdim, çıtırtısını duymadan, kışın kar tanelerinin ritmine ve şekline hiç dikkat etmezdim, yaz demek benim için tatil demekti, güneşin ısıttığı bir beton kokusu nedir bilmezdim. Ve bahar... Ah baharı ben hiç yaşamamışım sanırım. Ne doğanın uyanışı büyülerdi beni, ne ağaçlardaki çiçekler... Sadece yaza daha ne kadar kaldığını hesaplar dururdum. Baharın, insanın içini kıpır kıpır yapan o anlamsız heyecanı algılayamazdım sanırım. 

Şimdi ise her şey farklı... Her mevsimin, her geçişin ve dönüşümün farkına varıyorum, tadını çıkarıyorum. Kendimi, güzellikleri gören gözlere sahip olduğum için şanslı hissediyorum. Ve seni de bu maceraya tanık ediyorum. Benim kadar geç kalma, daha erken farkında olmaya alış istiyorum. Her mevsim şahane ama ilkbahar bir tane! Hisset bebeğim, dilerim...



2 Mart 2019 Cumartesi

139. Sana kızdığım zamanlarda beni hoş gör

Minik yavrum. Senin doğum günün, benim doğum günüm, babanın doğum günü derken Mart kapıdan baktı işte, İlkbahar geldi. Dün balkonda ilk pikniğimizi de yaptık seninle. 




Bu aralar öğlen uykusu sorunumuz var. İstemiyorsun uyumak. Benim zorlamam da hiçbir işe yaramıyor. Bir çatışmaya dönüyor olay ve senin çoğu zaman ağlamanla son buluyor. Bundan hiç hoşlanmıyorum. Seni artık zorlamayacağım. Demek ki ihtiyaç duymuyorsun uykuya. Bazen akşama doğru huysuzlaşıyorsun ama genelde iyi idare ediyorsun ve erkenden uyuyorsun rahatça, gece de 1 kez uyanıp yanımıza geliyorsun ve sorunsuzca devam ediyorsun. Toplam uyku süren de 12 saat civarı oluyor. Bu da gayet ideal. Eğer öğle uykusunu bırakmanın zamanı geldiyse bırakacağız o yüzden. Gerçi öğle uykusu zamanı arabadaysan kesin yeniliyorsun uykuya... 

Büyüyorsun bebeğim ve artık bebekliğindeki gibi kolay olmuyor bazı şeyler. Söz hakkın var ve sana saygı duyuyorum her zamanki gibi. Ama bazen gerçekten aksileşebiliyorsun. Üstünü değiştirmeyi reddetmek, altını değiştirmek istememek, yemek yemek, uyumak istememek ve daha bir sürü şey... Ben mümkün oldukça bu krizlerin üstesinden sakince gelmeye çalışıyorum. Ama dün mesela, hastaydım, belim ve boğazım ağrıyordu, baban çalışıyordu ve gerçekten çok yorgundum. Sen öğlen uyumayıp, akşam da uymayı reddedince sabır taşım çatladı ve sana sesimi yükselttim, hışımla aldım seni kucağıma. Böyle zamanlar çok nadir oluyor ama zaten hiç işe yaramayıp seni daha da alevlendiriyor. O yüzden derin nefesler almak işe yarıyor. Kısa bir süre sonra unutup her zamanki tatlı haline dönüyorsun da... Neyse bu dönemler, öğlen uykuları, aksileşmeler, inatlaşmalar her şey geçici... Sabah teninin kokusuyla uyanmak, kahvaltı masasında bir anda beni çok sevdiğini söylemen, saçlarını örerken usulca beklemen ise baki ve kafi...



Birazdan teyzene gidiyoruz, bu gece orada kalacağız ve eminim çok eğleneceğiz kızkıza, yarın da anneannenlerde kahvaltı, yuppi! Bugünkü dileğimi unuttum. Kızdığım zamanlarda beni hoş  görmen olsun mu? Olsun.