Bu aralar öğlen uykusu sorunumuz var. İstemiyorsun uyumak. Benim zorlamam da hiçbir işe yaramıyor. Bir çatışmaya dönüyor olay ve senin çoğu zaman ağlamanla son buluyor. Bundan hiç hoşlanmıyorum. Seni artık zorlamayacağım. Demek ki ihtiyaç duymuyorsun uykuya. Bazen akşama doğru huysuzlaşıyorsun ama genelde iyi idare ediyorsun ve erkenden uyuyorsun rahatça, gece de 1 kez uyanıp yanımıza geliyorsun ve sorunsuzca devam ediyorsun. Toplam uyku süren de 12 saat civarı oluyor. Bu da gayet ideal. Eğer öğle uykusunu bırakmanın zamanı geldiyse bırakacağız o yüzden. Gerçi öğle uykusu zamanı arabadaysan kesin yeniliyorsun uykuya...
Büyüyorsun bebeğim ve artık bebekliğindeki gibi kolay olmuyor bazı şeyler. Söz hakkın var ve sana saygı duyuyorum her zamanki gibi. Ama bazen gerçekten aksileşebiliyorsun. Üstünü değiştirmeyi reddetmek, altını değiştirmek istememek, yemek yemek, uyumak istememek ve daha bir sürü şey... Ben mümkün oldukça bu krizlerin üstesinden sakince gelmeye çalışıyorum. Ama dün mesela, hastaydım, belim ve boğazım ağrıyordu, baban çalışıyordu ve gerçekten çok yorgundum. Sen öğlen uyumayıp, akşam da uymayı reddedince sabır taşım çatladı ve sana sesimi yükselttim, hışımla aldım seni kucağıma. Böyle zamanlar çok nadir oluyor ama zaten hiç işe yaramayıp seni daha da alevlendiriyor. O yüzden derin nefesler almak işe yarıyor. Kısa bir süre sonra unutup her zamanki tatlı haline dönüyorsun da... Neyse bu dönemler, öğlen uykuları, aksileşmeler, inatlaşmalar her şey geçici... Sabah teninin kokusuyla uyanmak, kahvaltı masasında bir anda beni çok sevdiğini söylemen, saçlarını örerken usulca beklemen ise baki ve kafi...
Birazdan teyzene gidiyoruz, bu gece orada kalacağız ve eminim çok eğleneceğiz kızkıza, yarın da anneannenlerde kahvaltı, yuppi! Bugünkü dileğimi unuttum. Kızdığım zamanlarda beni hoş görmen olsun mu? Olsun.

