İlkini geçen pazar yaşadık işte. Atatürk'ün siz çocuklara hediye ettiği bir gün, o kadar kıymet bilinesi bir gün. Dünyada hangi lider bunu düşünebilmiş ki... Biz de pazar kahvaltısı ve tembelliğinin ardından ailece dışarı çıktık. Hemen yanımızda Çilekli Tesisleri'nin stadı var. Orada bir çocuk şöleni düzenlemişler, oraya gittik. Hiç bir şey anlamayacak ve hatırlamayacak olsan da kokusunu al istedim o coşkunun, bayrağın rengini gör, Atatürk'le tanış istedim.
Bu blog aslında sadece bir kişi için açıldı. Şu an karnımda kendi kendine oyunlar oynayan ve her geçen gün hızla büyümeye devam eden bebeğim için. Her yazı, senin için tuttuğum bir dilek içerecek bebeğim. Bir gün okuyabilmen dileğiyle...
27 Nisan 2017 Perşembe
61. Güzel 23 Nisanlar yaşa
Güzel kızım... Geçen pazar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'ydı. Benim çocukluğumdaki 23 Nisanlar o kadar güzel geçerdi ki... İlkokul 1. sınıfta bizim sınıfla birlikte Pendik'teki yürüyüşe katılmıştım. Hafızamda çok net o gün. Kıyafetlerimiz, öğretmenlerimiz ve annelerimizin özeni. Geçerken herkesin bizi duygulanarak, saygıyla izlemesi... Her 23 Nisan'da -hiç unutmuyorum saat hep 16:00'da başlardı- TRT'de Halit Kıvanç'ın sunduğu Çocuk Şenliği programını iştahla izlerdim. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen çocuklar dans gösterisi sunardı bu programda ve ben kendi kafama göre puanlar verirdim hepsine. Yani bayram gibi bayramdı işte. Dileğim senin 23 Nisanların da böyle renkli, heyecanlı, bayram gibi olsun.
İlkini geçen pazar yaşadık işte. Atatürk'ün siz çocuklara hediye ettiği bir gün, o kadar kıymet bilinesi bir gün. Dünyada hangi lider bunu düşünebilmiş ki... Biz de pazar kahvaltısı ve tembelliğinin ardından ailece dışarı çıktık. Hemen yanımızda Çilekli Tesisleri'nin stadı var. Orada bir çocuk şöleni düzenlemişler, oraya gittik. Hiç bir şey anlamayacak ve hatırlamayacak olsan da kokusunu al istedim o coşkunun, bayrağın rengini gör, Atatürk'le tanış istedim.
İlkini geçen pazar yaşadık işte. Atatürk'ün siz çocuklara hediye ettiği bir gün, o kadar kıymet bilinesi bir gün. Dünyada hangi lider bunu düşünebilmiş ki... Biz de pazar kahvaltısı ve tembelliğinin ardından ailece dışarı çıktık. Hemen yanımızda Çilekli Tesisleri'nin stadı var. Orada bir çocuk şöleni düzenlemişler, oraya gittik. Hiç bir şey anlamayacak ve hatırlamayacak olsan da kokusunu al istedim o coşkunun, bayrağın rengini gör, Atatürk'le tanış istedim.
21 Nisan 2017 Cuma
60. Kıyafetlerimi giy
Canım kızım, geçen sene bu zamanlar başlamıştım tedaviye. Yazmaya ise sen 10 haftalıkken karar verip cesaret etmiştim. Şimdi ise sen oyun halında tatlı tatlı oynarken 60. dileğimi yazıyorum. "Bir doğsun göreceksin zaman çok çabuk akıp geçiyor." derler, aslında tam öyle değil. Ne çok hızlı geçiyor ne de yavaş. Her şey tam kıvamında ilerliyor, doya doya yaşanıyor her an. Her sabah daha büyümüş olarak uyanıyorsun. Her sabah kalbimdeki yerin de büyüyor.
Büyümek demişken, bugünkü yazının ve dileğin konusu biraz bununla ilgili. Sen büyüdükçe kıyafetlerin küçülüyor ve artık giyememeye başladığın kıyafetler çoğalıyor. Bunun beni mutlu etmesi de işin ironik tarafı. Senin büyüdüğünü görmek inanılmaz güzel. Küçücük de olsa hüzünlü bir yönü de yok değil ama... Ben geçen gün dolabımı düzenledim, kışlıkları kaldırdım, baharlık ve yazlıkları çıkardım. Hamile olduğum için giyemediklerim tekrar dolaptaki yerlerini aldılar. Gerçi çoğuna hala giremiyorum ama bu durumun geçici olduğunu ümit ediyorum. Bazı kıyafetler de artık yaşıma uygun olmadığını düşündüğüm için rafa kalktılar. Aslında hiçbir zaman yaşa göre giyinmedim ama bazıları gerçekten çok teenage geldi gözüme. İşte o an fark ettim ki onları saklamam gerekiyor. Onları sana saklıyorum bebeğim. Moda zaten bir devir daimden ibaret. Mutlaka benim kıyafetlerim de vintage statüsüne kavuşup değerlenecek bir gün! İçlerinde senin için birçok cevher çıkabilir. Bugünkü dileğim birgün onları giyebilmen bebeğim. Umarım zevkine göre parçalar bulursun.
Büyümek demişken, bugünkü yazının ve dileğin konusu biraz bununla ilgili. Sen büyüdükçe kıyafetlerin küçülüyor ve artık giyememeye başladığın kıyafetler çoğalıyor. Bunun beni mutlu etmesi de işin ironik tarafı. Senin büyüdüğünü görmek inanılmaz güzel. Küçücük de olsa hüzünlü bir yönü de yok değil ama... Ben geçen gün dolabımı düzenledim, kışlıkları kaldırdım, baharlık ve yazlıkları çıkardım. Hamile olduğum için giyemediklerim tekrar dolaptaki yerlerini aldılar. Gerçi çoğuna hala giremiyorum ama bu durumun geçici olduğunu ümit ediyorum. Bazı kıyafetler de artık yaşıma uygun olmadığını düşündüğüm için rafa kalktılar. Aslında hiçbir zaman yaşa göre giyinmedim ama bazıları gerçekten çok teenage geldi gözüme. İşte o an fark ettim ki onları saklamam gerekiyor. Onları sana saklıyorum bebeğim. Moda zaten bir devir daimden ibaret. Mutlaka benim kıyafetlerim de vintage statüsüne kavuşup değerlenecek bir gün! İçlerinde senin için birçok cevher çıkabilir. Bugünkü dileğim birgün onları giyebilmen bebeğim. Umarım zevkine göre parçalar bulursun.
18 Nisan 2017 Salı
59. Doğru seçimler yap
Miloşkom bebeğim, 10 gündür yazamadım. Şöyle bir özet geçeyim sana. Pendik'e gittik, 2 gece kaldık geldik. Mevlütün çok güzel oldu, uyku düzenin de hiç bozulmadı çok şükür. Geceleri mis gibi uyumaya devam. Bütün aileyle hasret giderdin, hepsi seni sevgiye boğdular kızım, doyamadılar, ben de doyamadım. Yakında yine oradayız. Bu arada baban da özledi tabii seni evimizde, ikide bir arayıp seni sordu, fotoğraflarını, videolarını gönderdim ona. Bu arada sana söylemeyi unutmuş olabilirim, hatırlamıyorum. Esra teyzen ve Gamze yengen hamile. Aynı yıl doğumlu olacaksınız inşallah. Sana yeni kuzenler, daha doğrusu kardeşler geliyor. O kadar heyecanlıyım ki anlatamam. Sağlıkla katılsınlar aramıza, bu güzel aileye.

Hafta ici aynı rutin işlerle geçti. Ve referandumun yapılacağı hafta sonu geldi çattı. Cumartesi muhteşem bir hava vardı. Resmen yaz kokusu aldık, balkon sezonunu açtık, sonra da gezdik dolaştık dışarılarda.
Pazar günü de aynı sıcaklıkta bir havaya uyandık, içim kıpır kıpırdı. Hem o gün 3 aylık oluyordun hem de seçimin sonucunu o kadar merak ediyordum ki...
Referandum %49'a %51 ile istemediğimiz yönde sonuçlandı. Bu sonucun götürülerini bizden çok sen ve akranların yaşayacak. Umarım az hasarla atlatılır ve bu yanlıştan dönülür. Sizin için dileğim bu. Senin içinse hayatını etkileyecek önemli kararları çok iyi düşünüp vermen, seçimlerin için ince eleyip sık dokuman. Bir restoranda yiyeceğin yemek ya da bir mağazada elbise seçiminden bahsetmiyorum tabii. Hatta o tip seçimlerde hızlı karar vermek, pratik olmak günlük hayatın için kolaylık sağlar. Ama arkadaş, iş ve eş seçimin çok önemli. Doğru tarafa mührü bas bebeğim.
Hafta ici aynı rutin işlerle geçti. Ve referandumun yapılacağı hafta sonu geldi çattı. Cumartesi muhteşem bir hava vardı. Resmen yaz kokusu aldık, balkon sezonunu açtık, sonra da gezdik dolaştık dışarılarda.
Pazar günü de aynı sıcaklıkta bir havaya uyandık, içim kıpır kıpırdı. Hem o gün 3 aylık oluyordun hem de seçimin sonucunu o kadar merak ediyordum ki...
| Seçim sonucunu izlerken sen! |
7 Nisan 2017 Cuma
58. Rutinlerinin dışına çık
Minik farem. Yine bir hafta içi, saat 19.30 sularında yazıyorum bu yazıyı. Biliyor musun hafiften bir rutinimiz oldu bizim. Dur hemen bir örnekleme yapayım. Mesela tipik bir Pazartesi ya da herhangi bir hafta içi gününümüzü anlatayım sana. Genelde 8 gibi uyanıyoruz. Önce sen mırıldanmaya başlıyorsun ve ben de uyanıyorum. Henüz gözlerini açmamış oluyorsun ama açtın açacaksın belli. Ben de hemen yanına yanaşıyorum ki uyanır uyanmaz ilk beni gör. Bazen baban da yapıyor bunu. O da sabah erkenden yanımıza geliyor bu ara sıkça. Neyse sen gözlerini açtığın anda karşıda ikimizden birini, bazen ikimizi birden görünce muhteşem bir gülümseme saçıyorsun hemencecik. Kalbimizi sıcacık yapıyorsun tabii o anda. Gerçekten tarif edilemez bir mutluluk senin gülümsemen. Sonra ben altını değiştiriyorum. Bütün gece deliksiz uyumaların çok şükür ki hala devam ettiği için altın gayet dolu, karnınsa bomboş oluyor tabii.
Emzirme de bittikten sonra aşağıya iniyoruz. Baban kahvaltıyı hazırlarken de emzirdiğim oluyor seni bazen. Ya da ben hazırlıyorum, bu arada sen kendi kendine köşende yatıp oyalanıyorsun, dışarıyı izliyorsun, bazen meleklerle konuşup gülüşüyorsunuz. Baban da gelip eşlik ediyor sana çoğu zaman. Sonra kahvaltı ediyoruz biz ve sen o sırada uyuyakalmış oluyorsun bile. Bu arada 9:00-11:00 arası televizyonda Aşk-ı Memnu var. Bu öyle bir dizi ki sanırım sen büyüdüğünde bile tekrarı yayınlanacak. Sen uyurken onu izliyorum, acıkmış bir şekilde uyanıyorsun. Altını değiştirme, masaj rutinimizi gerçekleştirdikten sonra, emziriyorum seni yeniden ve ana kucağına koyuyorum. Orada sallanarak bir yarım saat geçiriyorsun. Ben de mutfağı topluyorum. Saat 1 gibi İşte Benim Stilim başlıyor! Senin de uykun gelmiş oluyor. Ben biraz ona bakıyorum. Uyanınca yine alt değiştirme, emzirme ve biraz oyun halısı derken yarışma da bitiyor. Ve yürüyüş saatimiz geliyor 16:00 gibi. Mahalle çevresinde bazen arabanla bazen de kanguruyla turluyoruz. Bunu bazen 12:00-13:00 saatleri arasında da yaptığımız oluyor. Hatta Starbucks'a uğruyoruz öncesinde.
Yürüyüş sonrası da sana bir uyku bastırıyor tabii. Ben de o sırada ya blog yazıyorum ya da bir dizi izliyorum. Uyanınca yine emzirme ve sen kendi kendine oyalanırken yemek hazırlama. 19:30 gibi baban geliyor, o seninle oynarken ben de sofrayı hazırlıyorum. Biz yemek yerken sen de bazen babanın kucağında eşlik ediyorsun bize. Sonra yine alt değiştirme ve emzirme ikilisi! Biraz oyalanmaca ve ya hemen yukarıya uykuya ya da iki günde bir banyo ve emzirme sonrası uyku. İşte böyle kuzum, kısaca bir günümüz böyle geçiyor. Seninle geçen günler, böyle okuduğunda birbirinin aynısı gibi görünebilir ama aslında sen yaptığın yeni bir hareketle, yeni bir bakışınla, öğrendiğin yeni bir mimikle her anımızı farklılaştırıyorsun. Mesela geçen gün emerken bana bakıp gülmeyi öğrendin. Sanırım o çok sevdiğin memelerin bana ait olduğunu fark ettin! Bunu her yaptığında kalbim deli gibi çarpıyor biliyor musun...
Rutinler her ne kadar güvenilir ve rahatlatıcı olsa da ara sıra dışına çıkmak da eğlenceli ve güzeldir. İnsan ancak bu şekilde yaratıcı olabilir bence. Dileğim senin ileride ikisini de başarabilmen. Yani hem bir rutin yaratmayı hem de onun dışına çıkabilmeni. Biz de bugün rutinimizi kırıyoruz bebeğim. İki geceliğine kalmaya annanenlere gidiyoruz. Mevlütün var yarın. Umarım bu küçük kaçamağımız kesintisiz gece uykularını etkilemez.
1 Nisan 2017 Cumartesi
57. Mutlu sonlara inan
İpek böceğim... Çocukluğuma dair hatıralarımdan biri de hafta sonu sabahları izlediğimiz filmlerdir. Pazarları ailece yaptığımız kahvaltının ardından tek kanallı televizyonda genelde bir kovboy filmi başlardı ve babamla onu izlemeye koyulurduk. Cumartesi günleri de teyzenle çizgi film kuşağımız vardı. Bazen de masalların sinema filmi versiyonlarını izlerdik beraber. O çocukluğumdaki tadı geçen pazar seninle yeniden aldım. Baban yukarıda uyuyordu, biz de aşağıda anne kız zapping yaparken bir kanalda Sindirella filmine rastladık. Bu masal, favorilerimden biridir. Hatta zamanında teyzenle birlikte tasarım ayakkabılar yaptığımız işimiz de ismini o masaldan almıştı, anlatmışımdır. Seni sallanan koltuğuna oturttum ve ortasından başlayarak Külkedisi hikayesini izlemeye koyulduk. Neredeyse tüm masallar gibi o da "onlar ermiş muratlarına, biz çıkalım kerevetlerine" şeklinde mutlu bitiyordu. Elbette ki hayat, masallardaki gibi değil, siyah-beyazların yanı sıra griler de var, inişler var, çıkışlar var, kayıplar var, sonra kazançlar ve sonra tekrar kayıplar var. Senin, masallardaki rafine dünyanın gerçek hayatta da olduğuna inanmanı beklemiyorum ve istemiyorum. Ama masallarda, kahramanımızın başına ne gelirse gelsin sonunda mutlu olacağına inanırız ya hani, işte o iyimser ruh halini gerçek hayatına da taşımanı diliyorum bebeğim. Hayatın daha kolaylaşacak. İnan bana.
O zaman gökten 3 elma düşmüş. Biri sana, biri anne-babana, biri de beyaz atlı prensine!
O zaman gökten 3 elma düşmüş. Biri sana, biri anne-babana, biri de beyaz atlı prensine!
![]() |
| Haftaya Pendik'te yapılacak mevlüdünün elmaları. |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


