7 Nisan 2017 Cuma

58. Rutinlerinin dışına çık

Minik farem. Yine bir hafta içi, saat 19.30 sularında yazıyorum bu yazıyı. Biliyor musun hafiften bir rutinimiz oldu bizim. Dur hemen bir örnekleme yapayım. Mesela tipik bir Pazartesi ya da herhangi bir hafta içi gününümüzü anlatayım sana. Genelde 8 gibi uyanıyoruz. Önce sen mırıldanmaya başlıyorsun ve ben de uyanıyorum. Henüz gözlerini açmamış oluyorsun ama açtın açacaksın belli. Ben de hemen yanına yanaşıyorum ki uyanır uyanmaz ilk beni gör. Bazen baban da yapıyor bunu. O da sabah erkenden yanımıza geliyor bu ara sıkça. Neyse sen gözlerini açtığın anda karşıda ikimizden birini, bazen ikimizi birden görünce muhteşem bir gülümseme saçıyorsun hemencecik. Kalbimizi sıcacık yapıyorsun tabii o anda. Gerçekten tarif edilemez bir mutluluk senin gülümsemen. Sonra ben altını değiştiriyorum. Bütün gece deliksiz uyumaların çok şükür ki hala devam ettiği için altın gayet dolu, karnınsa bomboş oluyor tabii. 

Emzirme de bittikten sonra aşağıya iniyoruz. Baban kahvaltıyı hazırlarken de emzirdiğim oluyor seni bazen. Ya da ben hazırlıyorum, bu arada sen kendi kendine köşende yatıp oyalanıyorsun, dışarıyı izliyorsun, bazen meleklerle konuşup gülüşüyorsunuz. Baban da gelip eşlik ediyor sana çoğu zaman. Sonra kahvaltı ediyoruz biz ve sen o sırada uyuyakalmış oluyorsun bile. Bu arada 9:00-11:00 arası televizyonda Aşk-ı Memnu var. Bu öyle bir dizi ki sanırım sen büyüdüğünde bile tekrarı yayınlanacak. Sen uyurken onu izliyorum, acıkmış bir şekilde uyanıyorsun. Altını değiştirme, masaj rutinimizi gerçekleştirdikten sonra, emziriyorum seni yeniden ve ana kucağına koyuyorum. Orada sallanarak bir yarım saat geçiriyorsun. Ben de mutfağı topluyorum. Saat 1 gibi İşte Benim Stilim başlıyor! Senin de uykun gelmiş oluyor. Ben biraz ona bakıyorum. Uyanınca yine alt değiştirme, emzirme ve biraz oyun halısı derken yarışma da bitiyor. Ve yürüyüş saatimiz geliyor 16:00 gibi. Mahalle çevresinde bazen arabanla bazen de kanguruyla turluyoruz. Bunu bazen 12:00-13:00 saatleri arasında da yaptığımız oluyor. Hatta Starbucks'a uğruyoruz öncesinde.

Yürüyüş sonrası da sana bir uyku bastırıyor tabii. Ben de o sırada ya blog yazıyorum ya da bir dizi izliyorum. Uyanınca yine emzirme ve sen kendi kendine oyalanırken yemek hazırlama. 19:30 gibi baban geliyor, o seninle oynarken ben de sofrayı hazırlıyorum. Biz yemek yerken sen de bazen babanın kucağında eşlik ediyorsun bize. Sonra yine alt değiştirme ve emzirme ikilisi! Biraz oyalanmaca ve ya hemen yukarıya uykuya ya da iki günde bir banyo ve emzirme sonrası uyku. İşte böyle kuzum, kısaca bir günümüz böyle geçiyor. Seninle geçen günler, böyle okuduğunda birbirinin aynısı gibi görünebilir ama aslında sen yaptığın yeni bir hareketle, yeni bir bakışınla, öğrendiğin yeni bir mimikle her anımızı farklılaştırıyorsun. Mesela geçen gün emerken bana bakıp gülmeyi öğrendin. Sanırım o çok sevdiğin memelerin bana ait olduğunu fark ettin! Bunu her yaptığında kalbim deli gibi çarpıyor biliyor musun...

Rutinler her ne kadar güvenilir ve rahatlatıcı olsa da ara sıra dışına çıkmak da eğlenceli ve güzeldir. İnsan ancak bu şekilde yaratıcı olabilir bence. Dileğim senin ileride ikisini de başarabilmen. Yani hem bir rutin yaratmayı hem de onun dışına çıkabilmeni. Biz de bugün rutinimizi kırıyoruz bebeğim. İki geceliğine kalmaya annanenlere gidiyoruz. Mevlütün var yarın. Umarım bu küçük kaçamağımız kesintisiz gece uykularını etkilemez.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder