28 Kasım 2018 Çarşamba

129. Çocuk kitabımın sayfalarını çevir

Şu an yanımda çizgi film izliyorsun ben yazarken kuşum... Artık düzgün cümleler kurmaya başladın 3 sözcüklü, hatta 4 sözcüklü. Neredeyse söylediğimiz her şeyi tekrar edebiliyorsun, basit tüm sorularımıza cevap verebiliyorsun, o gün ya da daha önceki birgün yaşadıkların doğru sözcüklerle bazen de cümlelerle anlatabiliyorsun, yeni sözcüklere bile doğru ekleri getirebiliyorsun. Yani 22. ay itibariyle konuşmaya başladın diyebilirim. Buraya unutmamak için komik söylediğin birkaç sözcük yazacağım.

Lalaço: Salyangoz
Mekmek: Ekmek
Paye: Fare
Ünüz: Üzüm
Çocaman: Kocaman
Mahmi: Yağmur

Sözcükler ve cümleler demişken, uzun zamandır yapmak istediğim, hayalini kurduğum bir şeyi hayata geçiriyorum. Çocuk kitabı yazıyorum. Sen bana o kadar ilham veriyorsun ki, şimdi değilse ne zaman diye düşündüm. Sen uyuyunca yazıyorum. Şu an 6 kitaplık bir seriye başladım, senin doğum gününe kadar bitirmeyi hedefledim. Doğum gününden sonra yayınevlerine göndereceğim ve diğer kitaplara geçeceğim. Aklımda 3 kitap daha var. Ve en güzel sürprizi sona sakladım. Kitapların resimlerini teyzen çiziyor. İkimizden sana daha güzel bir hediye olabilir mi? 

Bugünkü dileğim biraz kendim için de diliyorum. İnşallah kitabım basılır ve ben o minik parmaklarınla sayfalarını çevirdiğini, resimlerine baktığını, ileride de okuduğunu görürüm.




17 Kasım 2018 Cumartesi

128. Tiyatrodan hoşlan

Minik kuşum,

Baban üniversitedeyken tiyatro oyuncusuydu biliyor musun? Hatta Harbiye Muhsin Ertuğrul, Kadıköy Haldun Taner sahnelerinde Godot'u Beklerken'i oynadığı da var. Sen de bugün ikinci oyununu izledin. İlkine babanla gitmiştin. Aşkın, Niloya'nın tiyatrosuydu. İlk baba-kız gününüz bir tiyatro oyunu olmuş oldu. Ne de güzel oldu böyle denk gelmesi...



Bugünkü ise arasıra izleyip şarkılarını dinlediğin Sevimli Dostlar'dı. Babanın işi çıktığı için benimle birlikte gittin. Niloya kadar hoşlanmasan da ilgiyle izledin. Tabii ki tamamını değil... Ama önemli olan zaten tiyatronun ne demek olduğunun, sana neler hissettirebileceğinin tadına bakman... Ben de tiyatroyu çok severim, sen doğmadan önce babanla sayısız oyuna gittik. Dot, Krek, Dostlar Tiyatrosu. Vay be Dostlar Tiyatrosu'ndan Sevimli Dostlar tiyatrosuna... :) Hayat böyle değiştiriyor insanı ve bu değişiklik nasıl da mutlu ediyor... Şimdi sana bu son cümleyi okusam kesin "BÖÖYLE" derdin, bu aralar nasıl sorusuna cevabın hep bu çünkü!


2 Kasım 2018 Cuma

127. 2 yaş sendromunu hafif atlat

Bebeğim şu anda sen kanepede babanla oturmuş belgesel izlerken ben de sizin muhabbetinizi dinleyerek yazıyorum bu satırları. Gerçekten de bir sohbet havası, bazen sen bir şey soruyorsun baban cevap veriyor, bazen de babanın sorduğu soruyu yanıtlıyorsun. O kadar mucizevi geliyor ki bu... Yani bundan 1 sene önce şahit olduğum sadece babanın seninle konuşmasıydı, ondan da yaklaşık bir sene önce böyle bir monolog bile yoktu beraber olduğunuzda. O dönem sadece ağlamanın nedenlerini bulmaya çalışıyorduk. Gaz mı, açlık mı yoksa kaka mı? Bu gelişme müthiş bir şey. Gerçekten bir insanın doğup büyümesi, gelişmesi, ona bir şeyler öğretmek, öğrettiklerini uyguladığını görmek inanılmaz bir haz. Şu an bıcır bıcır, yarım yarım konuşmanla o kadar tatlısın ki... Gerçekten müthiş berrak bir zihinle söylediklerimizi hemen anlaman, cümleler kurman bizi mest ediyor. Ama yavaş yavaş bebeklikten çıkma sancıları, 2 yaş sendromu da kapımızı çalmaya başladı. Bazen çok aksi olabiliyorsun. Tutturma huyun yoktu, o biraz başladı. Geceleri bizim yatağımızda uyumak istiyorsun mesela. Bunun gibi değişiklikler söz konusu. Ama zaten bebeklikte her şey geçici, bunu anladım ben. Hayat gibi değişken... Mesela iştahın kötüydü bütün yaz, ama yerine geldi çok şükür. Ama yine kesilebilir, uykular bazen güzel gider bazen bozulabilir. Böyle böyle büyüyorsunuz işte. 


Şimdi yatma zamanın geldi. Dileğim ne olsun? Madem açtım konuyu, 2 yaş sendromunu hafif atlatman olsun bari...