Bu arada burun kıvırmaktan öte duygular hissettiğim ebeveyn türü var ki, çocuklarını kurs manyağı yapanlar. Hafta sonları baleden piyanoya, voleyboldan dramaya koşturanlar. İşte onlardan biri olmayacağıma, sıkılmana izin vereceğime söz veririm siyah kuğum.
Bu blog aslında sadece bir kişi için açıldı. Şu an karnımda kendi kendine oyunlar oynayan ve her geçen gün hızla büyümeye devam eden bebeğim için. Her yazı, senin için tuttuğum bir dilek içerecek bebeğim. Bir gün okuyabilmen dileğiyle...
17 Ekim 2019 Perşembe
155. Baleyi sev
Kuzum, garip bir dilek oldu bu farkındayım. Baleyi sev de ne demek... Ama şöyle anlatayım sana... Ben ilkokul çağında 2 sene bale yapmıştım. Bizim evin orada bahçeli bir köşktü bale okulu. Büyülü bir yer gibi gelirdi bana. Bir boşnak akrabamız vardı Mina teyze, yüzü hala aklımda, bana "moye ballerina" (balerinim benim) derdi hep. Neyse gittim geldim ve çok sevdim ama neden bilmiyorum bıraktım. Hatta o çok özendiğim tütüleri bile giyemeden... Sen büyürken senin için aklımda olan tek aktivite de bale oldu hep. Hem spor, hem sanat olarak gördüğüm için belki, zarafetini senin kişiliğine yakıştırdığım için de olabilir. Tamam itiraf ediyorum belki biraz da içimde ukte kaldığı için... Kendi yapamadıklarını çocukları üzerinden gerçekleştiren anne babalara hep burun kıvırırdım ama bir miktar anlıyorum onları. Yine de eğer sevmezsen baleyi seni asla ve asla zorlamam, anında keseriz, kapatırız bu defteri. Şimdilik iki okul arasındayım deneme derslerine girdik ve gayet başarılıydın. Hoşlandın da bu işten... Bakalım... Üstelik deden de sponsor olacakmış bu kursa, yaşasın!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder