Selam bebeğim... Şu an sen park yatağında, baban da yanındaki kanepede uyuyorsunuz. Ben de fırsattan istifade yazayım dedim. Ören'den döndük, anneannen, deden ve teyzenle vakit geçirmek için harika bir tatil oldu, hatta birgün Ayvalık'a gidip babanen, deden ve halanı da gördük. Ama hava bozuktu, acayip bir rüzgar vardı ve deniz buz gibiydi. Ayağımızı bile sokamadan döndük. İstanbul'da da o sıralar fırtına varmış, şimdi düzeldi, sıcak yeniden. Son demler ama tabii bunlar, mevsim dönüyor artık. Seninle ilk sonbaharımız da başlıyor. Kışı, ilkbaharı ve yazı yaşadık birlikte, sonbaharı da seveceksin Milacım. Ben eskiden en çok sonbaharı severdim hatta. Sonra bir ara kış kızı oldum, yaz en güzeli dediğim de oldu geçen yıllarda. Şimdilerdeyse en sevdiğim ilkbahar sanırım. Her mevsimin kendine göre hoşlukları, zorlukları, sürprizleri ve rutinleri vardır ve bazen klişelere uygun davranmak iyidir Miloş. Mesela sonbaharda dökülen sarı yapraklar ve çiseleyen yağmur altında gezmek, kışın kar yağsın diye beklemek, battaniyenin altında sıcak bir kahve ile dışarıyı izlemek, ilkbaharda çiçek dikmek ve çilekle erik yemek, yazın güneşin altına kısa süreliğine de olsa umarsızca uzanmak ve denize girmek... Dileğim, tüm bunları doyasıya yaşaman, mevsim geçişlerini fark etmen, doğanın bu değişiminden heyecan ve zevk duymandır kızım.
Bu arada doğduğun aydan itibaren her ay seninle bir çocuk şarkısında dans ediyoruz. Bir yaşına kadar devam edeceğim. Sonra onları bir araya getirip montajlayacağım. Bakalım nasıl bir şey çıkacak ortaya...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder