2 gün önce kavuştuk yine kısa süreliğine de olsa. Senin karnımda bıcır bıcır hareketlerini izledik. Yeni fotoğrafını da alıp eve döndük, 1 ay sonra yeniden gelmek üzere. O muayeneden sonra 15 günde bir görüşeceğiz artık. Çünkü inanması zor olsa da hamileliğimin sonuna yaklaşmış oluyoruz. Bu arada neyse ki şeker yüklemesinde negatif bir sonuç çıkmadı. Her şey yolunda.
Bu günlerde sıklıkla düşündüğüm iki konu var: Adın ve odan! Aslında adın belli gibi bir şey. Sana hikayesiyle birlikte önümüzdeki günlerde açıklayacağım. Odan, yatağın, araban gibi konularda da bir fikrimiz oluştu babanla. Bakalım, daha zaman var. Çok erken davranmaya gerek yok bu konuda. Yeter ki sen sağlıkla ve zamanında gel, bunların hepsi önemsiz ayrıntılar. Bazen anne adaylarının bu tip yüzlerce ayrıntıyı gözlerinde aşırı büyüttüklerini gözlemliyorum. Bu tüketim çılgınlığı ve yetinmeme hali, sistemin hepimize ucundan kıyısından da olsa bulaştırdığı bir virüs. Anneliği bir yarış gibi pompalayan bu düzene uymayı reddediyorum. Elimden geldiğince bu farkındalığımı yitirmemeye çalışacağım. Elbette araştıracağız, okuyacağız, bilinçleneceğiz ve hazırlıklı olacağız. Ama kendimizi bir noktada sınırlamayı da öğreneceğiz. Çünkü gerçekten internette bebek arabası yazınca çıkan sonuçların da sonu yok, bir ateş ölçer hakkında farklı annelerin bambaşka yorumlarının da. O yüzden belki de bazı şeyleri oluruna bırakmak en iyisi. Her anne farklı olduğu gibi her bebek de farklı. Ben temel bilgileri edindikten sonra, bazı şeyleri seninle keşfetmeyi, seni tanıdıkça öğrenmeyi istiyorum. Bunu tercih ediyorum. Aynı her gün yaptığım yürüyüşler gibi... Kaybolmaktan korkarak farklı sokaklara girmeye cesaret etmezsem, o sokaktaki tuhaf ağacı göremem, güzel bahçeli evleri kaçırırım. O yüzden her gün ara sokaklardan yürüyüp eve geri dönüyorum. Birkaç ay sonra seninle -ve henüz almadığımız arabanla- gezerken, acaba o sokağı tekrar bulabilecek miyim diye düşünerek ve yanından geçtiğim çocuk parkında mola verdiğimizi hayal ederek...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder