Havana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Havana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2016 Çarşamba

25. O anda kal

Güzel kızım benim, yağmurlu bir günde yazıyorum sana. Battaniyenin altında, İtalyanca şarkılar eşliğinde ve bir bardak soda limon yudumlayarak. Düşünüyorum da hamilelik kadar hem doğal hem sürreal bir süreç var mıdır acaba insan hayatında? Yani karnın şişiyor evet ama bu tek başına bir şeyleri kanıtlamaya yetmez. Kilo alınca da karnın şişer sonuçta. Ultrasonda bebeğini görüyorsun ama yine de algılamana, ilişki kurmana yetmiyor o görüntüler. Galiba işin ciddiyetini bebeğinin içinde dans ettiğini fark ettikten sonra anlıyorsun. Şu paragrafı yazarken bile birden çok kere minik tekmeler attın annene. Umarım sen de bir gün bu inanılmaz güzel hissi tadarsın.

24. haftanın içindeyiz seninle. Günler acayip hızlı bir şekilde geçmeye devam ediyor. Bu arada unutmadan bir düzeltme yapmak istiyorum. Zehra teyzenin ikizlerinden biri erkekmiş. Diğeri hala kız ama merak etme, kankan da seninle birlikte yolda. 30. haftada baby shower düzenlemeyi planlıyorum. Daha doğrusu teyzen ilgilenecek tüm ayrıntılarla, ben pek bir şey yapmayacağım. Birkaç kişiden hediyeler aldın ama ben henüz sana hiçbir şey alamadım. İlk alacağım şeyin özel olmasını istiyorum, o yüzden öyle bir parça görene kadar bekliyorum. Biraz daha zaman geçsin, kış kapıya dayansın senin için bir şey öreceğim. Ne bilmiyorum gerçi... Belki bir yelek, becerebilirsem bir battaniye, bakalım... Okuduğum kitaplarda bu dönemde hamilelerin bebekleriyle konuşmalarının aralarındaki bağı güçlendireceği yazıyor. Üstelik bebekler böylece annelerinin seslerini tanımaya başlarlarmış. Karnıma doğru konuşmayı başarabileceğimi sanmıyorum bebeğim. O yüzden en iyisi sana yazdıkça, blog yazılarını okumak olacak.

Bugünkü dileğim ne mi? Yaşadığın anın farkına varman. O farkındalık o kadar önemli bir şey ki ve o kadar nadir yakalanıyor ki anlatamam. Çoğumuz ya geçmişte takılıp kalırız ya da gelecekle ilgili hayaller ve beklentiler içine girip "şimdi"yi kaçırırız. Hepimizin elindeki telefonlar yani kameralarla anı yaşamak gittikçe de zorlaşıyor. Bunun önemini ilk kez Küba, Havana'da anladım sanırım. Babanla başıboş bir şekilde dolaşırken, büyük bir parkın yakınına geldik. Müzik sesine doğru ilerledik. Bir de baktık, yerel bir grubun konseri var. Ücretsizdi tabii ki, insanlar öyle özgürce eğleniyordu ki... Biz de katıldık onlara bir süre. Sonra biraz ilerideki bir banka oturup izlemeye başladık. Tüm kalabalık grubun yanında dans ediyordu ve biz ikimiz orada o bankta, bankın yanındaki ağacın gölgesinde otururken o kadar mutluyduk ki... Babana "şu anı, bu ağacı ve bankı sakın unutma" dediğimi hatırlıyorum. İşte galiba o anı tam anlamıyla yaşayabilmiştik biz. O farkındalığı orada hissetmiştik. Yine de fotoğraf çekip belgelemeden edememiştik tabii ama olsun. Büyüyünce sana o fotoğrafı gösteririm. Şimdilik sana bu anın fotoğrafını göstereceğim. Ben, battaniyem, sodam, sana yazdıklarım ve senin içimdeki kıpırtılarınla şu anın tadını çıkarıyorum işte. Meleğim.