7 Aralık 2017 Perşembe

87. Şaşır

Bebişkom, artık maviyi, yeşili, kırmızıyı, sarıyı mumla aradığımız günler geldi. Gökyüzü boz bir gri, yan bahçedeki ceviz ağacının yaprakları tamamen döküldü, dallar çırılçıplak bir bej, etrafta renkli bir çiçek görmek imkansız gibi bir şey. Doğa, bizi şaşırtmayı, sevindirmeyi seviyor ama. Eğer bu devinim olmasaydı baharda gördüğümüz ilk çiçekli erik dalı yüreğimizi hoplatabilir miydi?

Sen de bu ara bolca şaşırıyorsun. Öyle eni konu sürprizli bir şeyler de gerekmiyor bunun için. Kitaplıktaki bir oyuncak ayı, içinde fokurdayan su olan cezve, balkondaki kediler -özellikle onlar- seni şaşırtmaya ve beni mest eden o "aah" sesini çıkartmana yetiyor. Hafif çığlığımsı, tiz ve keskin bir ahh bu, daha çok ağğ aslında. Bayılıyorum, taklit etmeye çalışıyorum ama başarılı olamıyorum. Sana özgü bir jest bu çünkü. Bebeklerin masumiyeti var özünde, o yüzden de o kadar değerli ki. Keşke denk gelse de kaydedebilsem ama o kadar ani yapıyorsun ki çok zor yakalamak. 



Sanırım büyüdükçe o sıradan şeylere şaşırabilme yetimizi kaybediyoruz. Gördükçe, yaşadıkça, hissettikçe bizi heyecanlandırmak zorlaşıyor. Sen de elbette bu aşınmayı yaşayacaksın, bedenin kalmayacağı gibi ruhun da bebek kalmayacak ama yine de senin için dileğim, ilk erik dallarını sık sık görmen, o çığlığı içinden de olsa bol bol atman kuşum. Sevecen gözlü, bal dudaklı, güler yüzlü kızım benim...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder