26 Ağustos 2016 Cuma

18. Gizli bir odan olsun

Kuzucuğum, 
19. haftaya girdik bugün. İçimde kıpır kıpır olduğunu hissediyorum. Sen de beni özledin mi? Tam bir hafta kaldı buluşmamıza, yani detaylı ultrasona. Haftaya pazar da taşınıyoruz sonunda. Gözümü kapatıp açsam ve her şey olup bitse keşke. Yapılacak daha çok şey var ama bebeğim. Neyse geçiyor işte zaman su gibi. Neredeyse benimle aynı zamanda tüp bebek yapan Zehra teyzen var, arkadaşım. Bugün onun da ikiz kızları olacağını öğrendik ve çok sevindik. Kankaların yolda bebeğim. Bir de Pınar teyzenin oğlu var senden yaklaşık 1 ay büyük. O da sizi korumak için hazırlanıyordur şimdi içeride... :) Hepiniz aynı zamanlarda gelip hayatımızı değiştireceksiniz. Sağlıkla gelin yeter, minik savaşçılar.

Kızım, daha önceden de anlatmaya çalıştığım gibi, hayat çiçeklerlerle çevrili, gökkuşağının altında yürüdüğün pembe bir yol değil. Yol betimlemesi doğru olabilir evet. Ama çakıl taşları da takılabilir bu yolda ayağına, bazen toz dumandan göz gözü görmez olur, sapmaktan korkacağın ama seni cezbeden tehlikeli patikalara rastlayabilirsin, kim bilir... Hayat zor o kesin. Zorluk dereceleri farklı sadece. Kimi insan için yolculuk, şans ya da başka faktörlerle daha az zor hale gelebilir. Ve bu geçici bir dönem de olabilir. Ertesi gün her şey bir anda tepetaklak olabilir. Hayatın gizemlerinden biri bu. O çakıl taşı, toz toprak ya da patika anlarından bahsetmek istiyorum bugün. O anlarla başa çıkma yöntemlerimizden. Akıl, hisler ve içgüdülerin karışımı bir formül kullanıyoruz işte hepimiz. Yüzdelerimiz farklı ama bunda da. Kimi insan tamamen hislerinin yönlendirmesine ihtiyaç duyar. Bazı zamanlarda da bu gereklidir zaten. Sadece hisleri koymak masanın üstüne. Bazı kararlar ancak hislerin dayanağıyla verilebilir. Kimi zaman da akıl olur rehberimiz. O ne derse, tamam deriz. Doğru mu değil mi buna ancak zaman yanıt verebilir.

Bir de içgüdülerimiz var bizim. Kimileri sadece hayvanların içgüdüye sahip olduğunu söylüyor. Peki sen doğduğunda meme emecek olman nasıl açıklanabilir? Bazıları da insanlarda olan içgüdüye, içdürtü denildiğini iddia ediyor. Her neyse, isminin çok önemi yok aslında. Bizi akıldan, duygulardan, deneyimlerden bağımsız bir şekilde davranmaya iten ani ataklardır bunlar. Ne zaman, nerede ortaya çıkacakları bilinmez. Sana tavsiyem, ne zaman yolda bir çakıl taşı görsen, bir toz kaçsa güzel gözlerine ya da bir patika aklını çelse, içindeki gizli odana çekilmen, orada, kimseden bağımsız bir şekilde kendini dinlemen. Sevdiklerini, güvendiklerini dinle ama son kararı hep sen ver. İster aklınla, ister kalbinle istersen de içgüdülerinle.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder