10 hafta, 3 gün... Birbirimizi bu kadarcık süredir tanıyoruz bebeğim. Ve ben bir cesaret, seninle birlikte yapacağımız tüm o sıradan ve sıra dışı şeyleri yazmaya karar verdim. Cesaret diyorum çünkü aslında hala tüm bu olanlara, senin içindeki varlığına inanmakta güçlük çekiyorum. Belki de sana biraz zor bir şekilde kavuştuğumuz içindir bu. İki başarısız, biraz sıkıntılı, biraz gözyaşlı ama şimdi unutulan tüp bebek denemesinin ardından oldun sen. Üçüncü denememizde bağışladı Allah seni bize. Ona her gün bunun için şükrediyorum. Her sabah varlığını hatırlayarak, gülümseyerek uyanıyorum. Her aklıma geldiğinde, belki de bir koruma içgüdüsüyle sol elimle karnıma sağ elimle kalbime dokunuyorum. Seni en çok o anlarda hissediyorum.
Buradaki dileklerimin bazıları senin elinde olmayanlar bazılarıysa özgür iradenle olmayı ya da yapmayı seçeceğin şeyler. Bunları bir duygusal bir baskı ya da hayat tercihlerine müdahele olarak algılama lütfen. Nasıl bir insan olacağını sen seçeceksin. Ben sadece bir anne adayının iç dökmelerini, hayallerini ve hayata dair öğrendiklerini kaleme alıyorum.
İlk dileğim hariç, herhangi bir önem sırası gözetmeyeceğim bebeğim. Yani bir gün daha az ağlamanı dileyebilirim, ertesi gün dünya barışı için bir şeyler yapmanı! Ama bu 1001 dilekten biri yani ilki hep en önemlisi olacak ve aslında sadece bunu dilesem yetecek. Benim ve tabii ki her anne adayının, annenin çocuğu için isteyeceği ilk şey... Sağlıklı bir şekilde doğmanı diliyorum bebeğim. Sağlıkla seni kucağıma almayı ve sağlıkla büyümeni...
Seni seviyorum miniğim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder