Sana bugün birinden bahsetmek istiyorum bebeğim. Benim için çok özel, çok değerli bir kadından, anneannemden. Ya da kısaca, küçüklüğümden beri onu çağırdığım şekliyle "ananem"den. Ananem ve dedem -ki o da ayrı bir yazı konusudur, maalesef onu tanıman mümkün olamayacak ama bol bol anlatacağım sana kendisini- Yugoslavya'da tanışıp evleniyorlar ve tüm çocukları, yani annem, teyzem ve üç dayım orada doğuyorlar. Biliyorsun şu an Yugoslavya diye bir devlet yok (sen bunu okuduğun yıllarda ne olur bilemem gerçi). Devlet parçalara ayrılmadan önce oradan ayrılanlar arasında annemler de var. Türkiye'ye gelip yerleşiyorlar, burada okuyorlar ve hayatlarını burada, İstanbul'da kuruyorlar.
Senin ananen ve deden de Tekel'de çalışırken tanışıp evleniyorlar. Bir yıl sonra ben doğuyorum. Annem de çalışmak durumunda olduğu için beni ananemlere bırakıyorlar. Bazen sadece hafta sonları alıyorlar beni, bütün hafta içi ananem, dedem, teyzem ve dayılarımla yaşıyorum. Hepsine derin bir düşkünlüğüm vardır. Zaten doğduğun ve büyüdüğün zaman anlayacaksın, bizim kadar birbirine bağlı, sevgi dolu aile gerçekten zor bulunur. Sen de bu ailenin bir parçası olacaksın işte. Bunun için de öyle seviniyorum ki...
Ben 4 buçuk yaşıma geldiğimde kız kardeşim yani teyzen doğuyor ve ananem ona da bakmaya başlıyor. Annem emekli olana kadar ikimize birden bakan o kadının karakterini sana anlatmak o kadar zor ki... Yeryüzündeki bir melek olarak düşünebilirsin onu. Kendinden çok başkasını düşünen, zarif ruhlu, fedakar, bambaşka biri... Allah'tan dilediğim şeylerden biri, onun benim çocuğumu görmesi idi. "Sadece bir bebek beklediğimi bilse en azından" diyordum. Şimdi çok şükür senden haberi var. Umarım doğduğunda da yanımızda olur ve seni kucağına alabilir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder