Bebeğim. Artık yürüyorsun! Son birkaç gündür bağımsız bir şekilde atıyorsun kendini ortalara. Önce geçen hafta babanla benim aramda "git gel" yaptırdık sana. Küçük, kısa adımlar ve kucaklaşmalar... Sonra hafta sonu Pendik'te kaldığımızda daha uzun mesafelerde teyzenle deden arasında gidip geldin ve ilk kez kendi kendine, kimse gel dememişken birkaç kez cesaret edip ilerledin. İlginçtir ki sürüklenmeden emeklemeye geçişin de ilk kez anneanenin evinde olmuştu. Ve bu hafta baban çok yoğun çalışıyor, havalar da bozuk gidiyor, dolayısıyla evdeyiz ve sen yürüme işini çözdün kuzucum. Artık bir yerden bir yere emeklemekten çok yürüyerek gitmeyi tercih etmeye başladın. Bu beni nasıl mutlu ediyor bilemezsin, seni izlemek nasıl bir zevk bilemezsin. Tabii yine temkinli ve dikkatlisin ki bu harika bir şey.
Anadolu'da bir deyiş var. "Ayağına taş değmesin" derler anneler yavrularına. Çok naif bir dilek. Zorluklarla, engellerle karşılaşma demek. Elbette hayat zorluklar, engeller ve taşlarla dolu, sen de rastlayacaksın onlara ama seni yıldırmasınlar, başa çıkmayı bil ve yürümeye devam et bir tanem. Ben burada bu deyişi şu yürümeye başladığın günler şerefine hem soyut hem de somut anlamında kullanacağım. Yani aynı zamanda dilerim ki bir taşa takılıp düşmezsin Milakuş.
Bu blog aslında sadece bir kişi için açıldı. Şu an karnımda kendi kendine oyunlar oynayan ve her geçen gün hızla büyümeye devam eden bebeğim için. Her yazı, senin için tuttuğum bir dilek içerecek bebeğim. Bir gün okuyabilmen dileğiyle...
28 Mart 2018 Çarşamba
21 Mart 2018 Çarşamba
101. Fırsatları yakala
Melek kızım, tatlı kuzum... Artık iyiden iyiye bahar geldi. Havanın kokusunda hissedebiliyorum bunu, ağaçların renkleri değişiyor, insanların ruh hali bile değişiyor baharda. Daha ılımlı, daha umutlu ve daha heyecanlı oluyorlar. Geçen cumartesi küçük bir trafik kazası yaşadık seninle. Allah büyüklerinden korusun. Araba serviste, dolayısıyla biz de kanguru ve taksi ile dolaşıyoruz. Dün babanenlere gittik kahvaltıya. Sonrasında evlerinin yakınındaki Ihlamur Kasrı'na gitmek istedim, oradaki manolya ağacının fotoğraflarından çok etkilenmiştim. Ama pazartesi günleri kapalıymış. Biz de atladık bugün gittik seninle. İyi ki de gitmişiz. Çünkü 1 hafta sonra gitsek, arabanın çıkmasını beklesek belki de tüm çiçeklerini dökmüş olacaktı ağaç. Şimdiden başlamış dökülmeye. Ve biz yakaladık, baharı yakaladık bir nevi aslında. Bugün evde ya da herhangi bir parkta da vakit geçirebilirdik ya da seneye baharda henüz tüm çiçekler dalındayken gitmeyi seçebilirdik ama yapmadık. Gittik ve gördük. Yetiştik manolyaya. Hiçbir şeyin garantisi yok bu hayatta. Belki seneye Ihlamur Kasrı'nı yıkıp AVM yaparlar ya da o ağaçları kesmek zorunda kalırlar bir sebepten!
Diyeceğim o ki, yapabiliyorken yap, erteleme, fırsatını kolla ve vazgeçme. Çünkü "sonra" geç olabilir.
11 Mart 2018 Pazar
100. Kahvaltıyı önemse
Vay be Mila, gelik mi 100. dileğe... Özel bir dilek olmasını planlamıştım bunun ama bu sabah içimden geçen bir dileği göz ardı edemedim ve 100. dilek kahvaltıyla ilgili olacak. Benim için paha biçilmez zamanlar seninle kahvaltı ettiğimiz anlar kuşum. Hafta içi çoğunlukla ikimiziz, hafta sonu baban da katılıyor. Ama özellikle baş başa yaptığımız kahvaltılar bir ritüel gibi. Rafadan ya da tavada yumurtalarımız, benim çayım, senin ıhlamurun, keçiboynuzu pekmezine batırılmış ekşi mayalı ekmeği ya da simiti iştahla ısırman, Raffi şarkıları ya da Baby Joy ritmlerine ara sıra kafamızı sallayarak eşlik etmemiz, senin arada bana bakarak radyodaki çocuklar gibi Baby Joy demeye çalışman ve buna gülmemiz, bazen sessizce kahvaltımızı etmemiz, senin bazen elle, bazen çatalla, bazen benim elimle bazen benim çatalımla yemen, benim yememe de her zaman izin vermen, peynir verdiğimde istisnasız tükürmen, ara sıra dışarıdan duyulan köpek havlamalarına dikkat kesilerek "av avv gel" demen, doyunca ya da sıkılınca huysuzluk etmen, suyunu lıkır lıkır içip, ellerini yüzünü yıkatmam, sonra senin yemeğinin artıklarını kedilere vermemiz, sen onları izlerken benim yerleri, sandalyeni temizlemem... İşte bunlar hep mutluluk, bunların değerini çok iyi biliyorum. Cemal Süreya'nın da dediği gibi kahvaltının mutlulukla ilgisi olmalı. Hele sevdiği insanla yapıyorsa, kesin. O yüzden bebeğim kahvaltıyı ihmal etme, ona hak ettiği değeri ver.
Not: Pazar günleri bu ritüele sen kangurudayken gazete ve simit almaya markete ya da büfeye gitmemiz de ekleniyor. Bugün de aynı şeyi yaptık tabii. O kısacık yolda mutlaka en az 7-8 tane kedi görüyoruz ki bu senin için olağanüstü güzel bir şey. Pazar sabahı erken kalkmayı dert etmeyen, gazetesine kavuşmak için acele eden yaşlı amcalar ya da köpeklerini gezdiren yaşlı teyzeler de var. Bugün büfede bir amca ve yolda köpekli bir teyze sana bakıp aynı şeyi söylediler. "Dünyanın güzeli, maşallah". Bu tesadüf çok hoşuma gitti. Güler yüzlü büfeci amcayla selamlaşıp alışveriş yapmak, dönüş yolunda aynı köpekli teyzeyle el sallaşıp evin yolunu tutmak sabah sabah insanın karnından önce ruhunu doyuruyor. Aynı anda saçlarının kokusunu almak ise tarif edilemez.
9 Mart 2018 Cuma
99. Kadının kurdu olma
Selam kuşum! Köpek dişlerinin çıkmasını beklediğimiz bir dönemdeyiz. Bol bol çığlık atarak uyanmalı geceler, huzursuz günler bizi bekler. Sen şu an kendi kendine 1'e düşürdüğün gündüz uykundayken yazayım dedim. Dün 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü idi. Baktım, geçen sene bu konuda bir şey yazmamışım. Aslında sana sık sık alman gereken mesajları veriyorum. Güçlü, özgüvenli, çalışan, bağımsız bir kadın olmanın önemiyle ilgili... Örnek de olmaya çalışıyorum her zaman sana bu konuda. Bu konu kesinlikle vazgeçilmezin olsun yavrum. Şimdi başka bir konudan bahsedeceğim. Türkçe'de bir deyiş var. "Kadın kadının kurdudur." Ben bu lafı önceden yanlış anlıyordum. Kadın kadının destekçisidir gibi bir anlamı olduğunu varsayıyordum. Meğerse tam tersiymiş. Ne kadar kötü değil mi? Kadınlar birbirini rakip olarak görürse ve destek yerine köstek olmayı seçerse zaten halihazırda çetrefilli olan hayat, iyice zorlaşmaz mı... Sen hemcinslerinin kuzusu ol bebeğim! Ayrıca anne olduktan sonra anladım ki kadınlar isterse dünyayı bile ele geçirirler. Müthiş bir gücümüz var. Fiziksel ve duygusal olarak erkekler bu enerjinin gerçekten yanından bile geçemezler. Birlik olalım yeter ki...
Hem bu günün önemine yakışan hem de doğum günü bu ay içinde olan bir kadından bahsetmek istiyorum sana bu yazıda. Ailemizin özel kadınlarından biri o da. Bihter teyzen. Bir insan hem çok güzel hem çok mütevazi, hem çok akıllı hem çok saf, hem çok çalışkan hem çok eğlenceli, hem çok komik hem çok disiplinli, hem çok saygılı hem çok samimi, hem çok iyi bi eş, hem çok iyi bir evlat, hem çok iyi bir iş kadını, hem çok iyi bir abla nasıl olabilir? Yaşlılarla, yetişkinlerle, çocuklarla ve bebeklerle aynı derecede iyi geçinmeyi nasıl başarabilir... Rahatlıkla kendine rol model olarak seçebileceğin bir kadındır o. 30. yaşı şimdiden kutlu olsun Bihter teyzenin.
Hem bu günün önemine yakışan hem de doğum günü bu ay içinde olan bir kadından bahsetmek istiyorum sana bu yazıda. Ailemizin özel kadınlarından biri o da. Bihter teyzen. Bir insan hem çok güzel hem çok mütevazi, hem çok akıllı hem çok saf, hem çok çalışkan hem çok eğlenceli, hem çok komik hem çok disiplinli, hem çok saygılı hem çok samimi, hem çok iyi bi eş, hem çok iyi bir evlat, hem çok iyi bir iş kadını, hem çok iyi bir abla nasıl olabilir? Yaşlılarla, yetişkinlerle, çocuklarla ve bebeklerle aynı derecede iyi geçinmeyi nasıl başarabilir... Rahatlıkla kendine rol model olarak seçebileceğin bir kadındır o. 30. yaşı şimdiden kutlu olsun Bihter teyzenin.
| Bu kolajda da kadınların istedikleri her şey olabileceklerini anlatmaya çalıştım ama pek işbirliği yapmadın benimle. Malum, diş huysuzluğu... |
2 Mart 2018 Cuma
98. Kar özleme
Beklediğimiz kar, dün, yani 1 Mart itibariyle yağdı. Gerçi çok çok azdı, ince bir örtüyle kaplanmıştı her yer ama sabah uyandığımızda balkondaki karı görür görmez attığın çığlık (o nefis 'Aaa'larından biri) paha biçilemezdi. Seni bir kar havası alman için bahçeye çıkardığımızdaki şaşkın donukluğunu ve uzattığımız bir parmak kara asla dokunmak istememeni hiç unutmayacağım.
1 sene bile yağmasa özlüyoruz bak karı. Belki de baharın gelmesi için o duruluğa, sessizliğe ve beyazlığa ihtiyacımız var. Çevremiz gibi, içimiz de karla temizleniyor, karla huzur buluyor. O taneler kalbimize usul usul yağıyor ve bahar ancak onlar eriyince başlıyor ruhumuzda. Bu aralar yine sık sık şehit haberi duyuyoruz. Sözcükler yetersiz. Baharın gelişi bile tatsız. Sen karları hiç özleme bebeğim. Her kış doya doya keyfini çıkar o masum beyazlığın. Ve baharı güzel karşıla, hak ederek başla ona.
24 Şubat 2018 Cumartesi
97. Kendine verdiğin sözleri tutmaya çalış
Bir tanecik kuzucuğum... Benim ve babanın doğum günü de geçti işte. Yılbaşı, senin doğum günün, Sevgililer Günü derken Ocak ve Şubat ayları kutlama ayları oluyor bizim için. Şimdi sakince baharı beklemenin vakti geldi. Bu kış kar yağmadı maalesef. Sadece biraz atıştırdı bir gün. Onu bile şaşkınlıkla izledin, kim bilir her tarafı bembeyaz görseydin nasıl bir tepki verirdin. Gerçi hala yağabilir belki de, ama muhtemelen seneye kaldı kar heyecanı.
Doğum günüm için babanın sürpriziyle Antalya'ya gittik 2 geceliğine. Ve inanılmaz güzel bir tatil yaşadık beraber. Geçen seneden sonraki en güzel geçen doğum günümdü. (Geçen sene sen 1 ay 3 günlüktün ve beraber ilk kez parka gitmiştik o gün.) Antalya'da hava müthişti, 22-23 dereceler arasındaydı ve biz ısıtmalı açık havuzda yüzdük beraber. Gerçi sen çok korktun hem kendinin hem de bizim girmemizden. Etrafta çocuk varken biraz daha cesaretliydin ama kısa süreliğine de olsa açık havuza da kapalıya da girdin. Her tatilde daha çok deneyim kazanıyoruz ve çok daha mutlu anlar yaşıyoruz, hem büyüdüğün için hem de birbirimizle gittikçe daha çok eğlenmeye başladığımız için. Biz çok güzel bir üçlü olduk kuşum. Çok seviyorum seyahat eden bizi. Dün de babanın doğum günüydü ve ilk kez meyhaneye gittin! Bizim buradaki Leyla Meyhanesi'ne gittik yine sadece 3'ümüz. Sen sıkıldığın için kısa sürse de tatlı bir anı oldu işte.
Gelelim bu dileğin konusuna. Artık iyice hareketlendiğin ve bazen gündüz tek sefer uyuduğun için boş vaktim gittikçe azaldı. Okumak istediğim dergiler, kitaplar, izlemek istediğim filmler var ama hiçbiri için zamanım yok. Sen uyurken ya sırada bekleyen ev işini yapıyorum ya da bir dizi izleyip kafamı dağıtıyorum. (Fringe izliyorum bu ara 2. kez) Bazen bu bloga yazmak bile zor geliyor, kafamı toparlayamıyorum. Geçici bir dönemdir belki ama enerjim azaldı. 40 yaş sendromu mudur nedir! Ama asıl beni rahatsız eden, doğum günümden sonra başlamaya karar vermeme rağmen hala yazmak istediğim masal kitabına başlayamamış olmak. Kendimi o disipline sokamıyorum. Aslında günde 1 saat bile yazsam yeter. Ama hangi 1 saat? Belki de geceleri 1 saat az uyumayı göze alıp, kendime bir kahve yapıp yazacağım. Ama bunu mutlaka yapacağım. Diğer tutamadığım söz ise seninle ve uykularınla ilgili. Sanırım herhangi bir şekilde "uyku eğitimi" ya da "emmeden uyutma" gibi bir çabaya giremeyeceğim. Oluruna bıraktım, çünkü bu yaz da emzirmeye karar verdim seni. Hazır sütüm varken, sen emmeye bu kadar düşkünken ve sayısız yararını bilirken seni ondan ayıramam. Zaten benim için de kolay olmayacaktı. Belki sen 20-21 aylık olduğunda daha kolay olur vazgeçmemiz ikimizin de...
Neyse, sadece başkalarına değil kendine verdiği sözleri tutamayınca da rahatsız olur insanlar kızım. Dilerim sen bu sıkıntıyı hiç yaşamazsın ya da mümkün olduğu kadar az yaşarsın. Öpüyorum ve yatıyorum, çok uykum var.
Doğum günüm için babanın sürpriziyle Antalya'ya gittik 2 geceliğine. Ve inanılmaz güzel bir tatil yaşadık beraber. Geçen seneden sonraki en güzel geçen doğum günümdü. (Geçen sene sen 1 ay 3 günlüktün ve beraber ilk kez parka gitmiştik o gün.) Antalya'da hava müthişti, 22-23 dereceler arasındaydı ve biz ısıtmalı açık havuzda yüzdük beraber. Gerçi sen çok korktun hem kendinin hem de bizim girmemizden. Etrafta çocuk varken biraz daha cesaretliydin ama kısa süreliğine de olsa açık havuza da kapalıya da girdin. Her tatilde daha çok deneyim kazanıyoruz ve çok daha mutlu anlar yaşıyoruz, hem büyüdüğün için hem de birbirimizle gittikçe daha çok eğlenmeye başladığımız için. Biz çok güzel bir üçlü olduk kuşum. Çok seviyorum seyahat eden bizi. Dün de babanın doğum günüydü ve ilk kez meyhaneye gittin! Bizim buradaki Leyla Meyhanesi'ne gittik yine sadece 3'ümüz. Sen sıkıldığın için kısa sürse de tatlı bir anı oldu işte.
Neyse, sadece başkalarına değil kendine verdiği sözleri tutamayınca da rahatsız olur insanlar kızım. Dilerim sen bu sıkıntıyı hiç yaşamazsın ya da mümkün olduğu kadar az yaşarsın. Öpüyorum ve yatıyorum, çok uykum var.
13 Şubat 2018 Salı
96. Ev kazalarından korun
Miniğim, sana bu dileği tek elle yazıyorum. Çünkü bugün küçük bir ev kazası geçirdim! Elimde halı, üst kattan inerken takıldım ve merdivenlere düştüm. Allahtan bileğimde ve dirseğimde sadece ezilmeyle atlattım. Sen de yürüme arifesindesin, artık elimizden tutarak yürüyebiliyorsun ve biliyorum düşeceksin de çokça. Ama umuyorum ki ciddi sonuçlar yaratmayan düşüşler olur bunlar. Birkaç gün sol elimi kullanamayacağım ve bakımını çoğunlukla baban üstleniyor. Çok şükür ki bunlar geçici ve küçük sorunlar. Hasta olmam en çok seni etkileyecek diye korkarım her zaman. Büyük kazalar ve ciddi hastalıklar vermesin Allah, gerisi kolay.
1 gece kalmalı Şile tatilimizden birkaç fotoğrafla bitiriyorum bu yazıyı. Öpüyorum burnundan.
1 gece kalmalı Şile tatilimizden birkaç fotoğrafla bitiriyorum bu yazıyı. Öpüyorum burnundan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
