Not: Pazar günleri bu ritüele sen kangurudayken gazete ve simit almaya markete ya da büfeye gitmemiz de ekleniyor. Bugün de aynı şeyi yaptık tabii. O kısacık yolda mutlaka en az 7-8 tane kedi görüyoruz ki bu senin için olağanüstü güzel bir şey. Pazar sabahı erken kalkmayı dert etmeyen, gazetesine kavuşmak için acele eden yaşlı amcalar ya da köpeklerini gezdiren yaşlı teyzeler de var. Bugün büfede bir amca ve yolda köpekli bir teyze sana bakıp aynı şeyi söylediler. "Dünyanın güzeli, maşallah". Bu tesadüf çok hoşuma gitti. Güler yüzlü büfeci amcayla selamlaşıp alışveriş yapmak, dönüş yolunda aynı köpekli teyzeyle el sallaşıp evin yolunu tutmak sabah sabah insanın karnından önce ruhunu doyuruyor. Aynı anda saçlarının kokusunu almak ise tarif edilemez.
Bu blog aslında sadece bir kişi için açıldı. Şu an karnımda kendi kendine oyunlar oynayan ve her geçen gün hızla büyümeye devam eden bebeğim için. Her yazı, senin için tuttuğum bir dilek içerecek bebeğim. Bir gün okuyabilmen dileğiyle...
11 Mart 2018 Pazar
100. Kahvaltıyı önemse
Vay be Mila, gelik mi 100. dileğe... Özel bir dilek olmasını planlamıştım bunun ama bu sabah içimden geçen bir dileği göz ardı edemedim ve 100. dilek kahvaltıyla ilgili olacak. Benim için paha biçilmez zamanlar seninle kahvaltı ettiğimiz anlar kuşum. Hafta içi çoğunlukla ikimiziz, hafta sonu baban da katılıyor. Ama özellikle baş başa yaptığımız kahvaltılar bir ritüel gibi. Rafadan ya da tavada yumurtalarımız, benim çayım, senin ıhlamurun, keçiboynuzu pekmezine batırılmış ekşi mayalı ekmeği ya da simiti iştahla ısırman, Raffi şarkıları ya da Baby Joy ritmlerine ara sıra kafamızı sallayarak eşlik etmemiz, senin arada bana bakarak radyodaki çocuklar gibi Baby Joy demeye çalışman ve buna gülmemiz, bazen sessizce kahvaltımızı etmemiz, senin bazen elle, bazen çatalla, bazen benim elimle bazen benim çatalımla yemen, benim yememe de her zaman izin vermen, peynir verdiğimde istisnasız tükürmen, ara sıra dışarıdan duyulan köpek havlamalarına dikkat kesilerek "av avv gel" demen, doyunca ya da sıkılınca huysuzluk etmen, suyunu lıkır lıkır içip, ellerini yüzünü yıkatmam, sonra senin yemeğinin artıklarını kedilere vermemiz, sen onları izlerken benim yerleri, sandalyeni temizlemem... İşte bunlar hep mutluluk, bunların değerini çok iyi biliyorum. Cemal Süreya'nın da dediği gibi kahvaltının mutlulukla ilgisi olmalı. Hele sevdiği insanla yapıyorsa, kesin. O yüzden bebeğim kahvaltıyı ihmal etme, ona hak ettiği değeri ver.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder