Şu an yanımda çizgi film izliyorsun ben yazarken kuşum... Artık düzgün cümleler kurmaya başladın 3 sözcüklü, hatta 4 sözcüklü. Neredeyse söylediğimiz her şeyi tekrar edebiliyorsun, basit tüm sorularımıza cevap verebiliyorsun, o gün ya da daha önceki birgün yaşadıkların doğru sözcüklerle bazen de cümlelerle anlatabiliyorsun, yeni sözcüklere bile doğru ekleri getirebiliyorsun. Yani 22. ay itibariyle konuşmaya başladın diyebilirim. Buraya unutmamak için komik söylediğin birkaç sözcük yazacağım.
Lalaço: Salyangoz
Mekmek: Ekmek
Paye: Fare
Ünüz: Üzüm
Çocaman: Kocaman
Mahmi: Yağmur
Sözcükler ve cümleler demişken, uzun zamandır yapmak istediğim, hayalini kurduğum bir şeyi hayata geçiriyorum. Çocuk kitabı yazıyorum. Sen bana o kadar ilham veriyorsun ki, şimdi değilse ne zaman diye düşündüm. Sen uyuyunca yazıyorum. Şu an 6 kitaplık bir seriye başladım, senin doğum gününe kadar bitirmeyi hedefledim. Doğum gününden sonra yayınevlerine göndereceğim ve diğer kitaplara geçeceğim. Aklımda 3 kitap daha var. Ve en güzel sürprizi sona sakladım. Kitapların resimlerini teyzen çiziyor. İkimizden sana daha güzel bir hediye olabilir mi?
Bugünkü dileğim biraz kendim için de diliyorum. İnşallah kitabım basılır ve ben o minik parmaklarınla sayfalarını çevirdiğini, resimlerine baktığını, ileride de okuduğunu görürüm.
Bu blog aslında sadece bir kişi için açıldı. Şu an karnımda kendi kendine oyunlar oynayan ve her geçen gün hızla büyümeye devam eden bebeğim için. Her yazı, senin için tuttuğum bir dilek içerecek bebeğim. Bir gün okuyabilmen dileğiyle...
28 Kasım 2018 Çarşamba
17 Kasım 2018 Cumartesi
128. Tiyatrodan hoşlan
Minik kuşum,
Baban üniversitedeyken tiyatro oyuncusuydu biliyor musun? Hatta Harbiye Muhsin Ertuğrul, Kadıköy Haldun Taner sahnelerinde Godot'u Beklerken'i oynadığı da var. Sen de bugün ikinci oyununu izledin. İlkine babanla gitmiştin. Aşkın, Niloya'nın tiyatrosuydu. İlk baba-kız gününüz bir tiyatro oyunu olmuş oldu. Ne de güzel oldu böyle denk gelmesi...
Bugünkü ise arasıra izleyip şarkılarını dinlediğin Sevimli Dostlar'dı. Babanın işi çıktığı için benimle birlikte gittin. Niloya kadar hoşlanmasan da ilgiyle izledin. Tabii ki tamamını değil... Ama önemli olan zaten tiyatronun ne demek olduğunun, sana neler hissettirebileceğinin tadına bakman... Ben de tiyatroyu çok severim, sen doğmadan önce babanla sayısız oyuna gittik. Dot, Krek, Dostlar Tiyatrosu. Vay be Dostlar Tiyatrosu'ndan Sevimli Dostlar tiyatrosuna... :) Hayat böyle değiştiriyor insanı ve bu değişiklik nasıl da mutlu ediyor... Şimdi sana bu son cümleyi okusam kesin "BÖÖYLE" derdin, bu aralar nasıl sorusuna cevabın hep bu çünkü!
2 Kasım 2018 Cuma
127. 2 yaş sendromunu hafif atlat
Bebeğim şu anda sen kanepede babanla oturmuş belgesel izlerken ben de sizin muhabbetinizi dinleyerek yazıyorum bu satırları. Gerçekten de bir sohbet havası, bazen sen bir şey soruyorsun baban cevap veriyor, bazen de babanın sorduğu soruyu yanıtlıyorsun. O kadar mucizevi geliyor ki bu... Yani bundan 1 sene önce şahit olduğum sadece babanın seninle konuşmasıydı, ondan da yaklaşık bir sene önce böyle bir monolog bile yoktu beraber olduğunuzda. O dönem sadece ağlamanın nedenlerini bulmaya çalışıyorduk. Gaz mı, açlık mı yoksa kaka mı? Bu gelişme müthiş bir şey. Gerçekten bir insanın doğup büyümesi, gelişmesi, ona bir şeyler öğretmek, öğrettiklerini uyguladığını görmek inanılmaz bir haz. Şu an bıcır bıcır, yarım yarım konuşmanla o kadar tatlısın ki... Gerçekten müthiş berrak bir zihinle söylediklerimizi hemen anlaman, cümleler kurman bizi mest ediyor. Ama yavaş yavaş bebeklikten çıkma sancıları, 2 yaş sendromu da kapımızı çalmaya başladı. Bazen çok aksi olabiliyorsun. Tutturma huyun yoktu, o biraz başladı. Geceleri bizim yatağımızda uyumak istiyorsun mesela. Bunun gibi değişiklikler söz konusu. Ama zaten bebeklikte her şey geçici, bunu anladım ben. Hayat gibi değişken... Mesela iştahın kötüydü bütün yaz, ama yerine geldi çok şükür. Ama yine kesilebilir, uykular bazen güzel gider bazen bozulabilir. Böyle böyle büyüyorsunuz işte.
Şimdi yatma zamanın geldi. Dileğim ne olsun? Madem açtım konuyu, 2 yaş sendromunu hafif atlatman olsun bari...
Şimdi yatma zamanın geldi. Dileğim ne olsun? Madem açtım konuyu, 2 yaş sendromunu hafif atlatman olsun bari...
24 Ekim 2018 Çarşamba
126. Benimle oyun oyna
Kuzucuğum kış kapıda... Çok sert hava koşulları olmadığı sürece seni her gün dışarıya çıkarmaya kararlı olsam da yaz aylarında olduğundan daha fazla evin içinde vakit geçireceğimiz açık. Seni arada bir oyun gruplarına götürüyorum, onların okul olduğunu öğrendin ve eğleniyorsun. Geçen gün de Zehra teyzenlere gittik. Ata, Eylül ve Demir'le buluştun yine. Artık birbirinizle daha güzel oynamaya başladınız, isimlerini biliyor herkes birbirinin ve eminim gitgide daha iyi olacak ilişkiniz. Ben de mümkün olduğunca seni eğlendirecek, aynı zamanda öğretici etkinlikler bulmaya ve uygulamaya çalışıyorum. Bunu sadece senin için değil kendim için de yapıyorum aslında. Zevk alıyorum hem bu araştırmadan hem de sana bir şeyler öğretmekten, birlikte bir şeyler öğrenmekten. Oyun bence anne babalara da bir şeyler öğretiyor. Mesela çocuklarının zorluklar karşısındaki tutumunu, sevincini nasıl yaşadığını, başarısızlık karşısındaki tutumunu. Kısacası çocuğunu tanımak istiyorsan onunla oyun oyna. Sen de benimle oyna bebeğim, kurduğum oyunlardan hiç sıkılma. Daima, şimdiki gibi...
16 Ekim 2018 Salı
125. Verdiğin sözleri tut
Minik meleğim... Daha önce buna benzer bir dilekte bulunmuş muydum hatırlayamadım şimdi belki çakışabilir bazen. Bu da o dileğe ne kadar önem verdiğimi gösterir aslında. Gerçekten de benim için birisine verdiğim sözü tutmak, mümkün olduğu kadar başarmaya çalıştığım bir şey. Hele o kişi bir çocuksa çok daha ciddileşiyor işler. Çünkü çocuklar kendilerine verilen sözleri asla unutmaz. Ben unutmazdım. Söz konusu benim çocuğumsa, yani sensen, o sözü tutmak benim için olmazsa olmaz artık.
Cumartesi günü arkadaşım Nihal'in kız Mavi'nin 1 yaş doğum gününe gittik. Sen de tanıyorsun Mavişi, umarım daha uzun yıllar da arkadaş olursunuz. Sonrasında planım, evde seni uyutmak, uyanınca da 1903'teki Kids and Pets Festivali'ne götürmekti. Akşam da arkadaşım Esra'nın düğününe davetliydik. Sana tüm planı sabahtan anlattım. Neyse doğum günü sonrası eve geldik ve baban, sen, ben güzel bir uykuya daldık. Uyandığımızda festivalin bitmesine nereyse 1 saat kalmıştı. Daha kuaföre de gitmem gerekiyordu, o yüzden festivale gitmemeye karar verdim. Oysa sen, daha önce sana festivale (okul dedim) gideceğimizi söylediğim için soran gözlerle "okul? okul?" diye etrafımda dönmeye başladın heyecanla. Okulun bittiğini, başka zaman gideceğimizi söyleyip, seni babanla bırakıp kuaföre gittim ama içim hiç rahat etmedi. Kuaförden döndüğümde saat 5'i 10 geçiyordu, yani 10 dk önce bitmiş olması gerekiyordu festival. Ama dayanamadım atladık gittik arabayla 5 dakikada festivale. Görüntü hüzünlüydü, herkes toplanmıştı. Bir yerde bir köpek ve kafeste bir papağan görebildik sadece. Yeni yeni toplanmaya başlanan bir masa kalmıştı sadece. Onlardan boya yapabileceğimiz bir şey rica ettim. Bize bez bir çanta ve pembe boya verdiler. Oturduk onu boyadık. Ve sonuçta sözümü tutmuş oldum sana bebeğim. Bir tane de kitap hediye ettiler bize. Çanta, kitap ve aşağıdaki fotoğraflar o günün ve bu dileğin hatırası olsun. Senin de bu konuda hassas olman hayaliyle, öpüyorum bal yanaklarından.
Cumartesi günü arkadaşım Nihal'in kız Mavi'nin 1 yaş doğum gününe gittik. Sen de tanıyorsun Mavişi, umarım daha uzun yıllar da arkadaş olursunuz. Sonrasında planım, evde seni uyutmak, uyanınca da 1903'teki Kids and Pets Festivali'ne götürmekti. Akşam da arkadaşım Esra'nın düğününe davetliydik. Sana tüm planı sabahtan anlattım. Neyse doğum günü sonrası eve geldik ve baban, sen, ben güzel bir uykuya daldık. Uyandığımızda festivalin bitmesine nereyse 1 saat kalmıştı. Daha kuaföre de gitmem gerekiyordu, o yüzden festivale gitmemeye karar verdim. Oysa sen, daha önce sana festivale (okul dedim) gideceğimizi söylediğim için soran gözlerle "okul? okul?" diye etrafımda dönmeye başladın heyecanla. Okulun bittiğini, başka zaman gideceğimizi söyleyip, seni babanla bırakıp kuaföre gittim ama içim hiç rahat etmedi. Kuaförden döndüğümde saat 5'i 10 geçiyordu, yani 10 dk önce bitmiş olması gerekiyordu festival. Ama dayanamadım atladık gittik arabayla 5 dakikada festivale. Görüntü hüzünlüydü, herkes toplanmıştı. Bir yerde bir köpek ve kafeste bir papağan görebildik sadece. Yeni yeni toplanmaya başlanan bir masa kalmıştı sadece. Onlardan boya yapabileceğimiz bir şey rica ettim. Bize bez bir çanta ve pembe boya verdiler. Oturduk onu boyadık. Ve sonuçta sözümü tutmuş oldum sana bebeğim. Bir tane de kitap hediye ettiler bize. Çanta, kitap ve aşağıdaki fotoğraflar o günün ve bu dileğin hatırası olsun. Senin de bu konuda hassas olman hayaliyle, öpüyorum bal yanaklarından.
2 Ekim 2018 Salı
124. Yaşam alanlarını sev
Melek kızım...
Daha önce de bahsetmiştim, odanda bazı değişiklikler yaptım. Yatağını açmıştık zaten, duvarı güzel bir griye boyattık, masa-sandalye ve kitaplık aldık babanenlerin verdiği bayramlık harçlıktan, duvara bir dünya haritası yapıştırdık seninle beraber. Duvara ayrıca ahşap ışıklı bir aydede lamba astım, yıldız sticker'lar ve ahşap Mila isimliği yapıştırdım.
Gerçekten çok güzel bir odan oldu. Masanda oturup boya yapmaya bayılıyorsun. Bazen gözümün içine muzipçe bakıp sandalyeleri de boyuyorsun ama olsun!
Daha önce de bahsetmiştim, odanda bazı değişiklikler yaptım. Yatağını açmıştık zaten, duvarı güzel bir griye boyattık, masa-sandalye ve kitaplık aldık babanenlerin verdiği bayramlık harçlıktan, duvara bir dünya haritası yapıştırdık seninle beraber. Duvara ayrıca ahşap ışıklı bir aydede lamba astım, yıldız sticker'lar ve ahşap Mila isimliği yapıştırdım.
Gerçekten çok güzel bir odan oldu. Masanda oturup boya yapmaya bayılıyorsun. Bazen gözümün içine muzipçe bakıp sandalyeleri de boyuyorsun ama olsun!
Çadırına yer kalmadığı için onu salona aldık ama oraya çok iyi oldu. Sığınağımız gibi o bizim. Ara sıra, özellikle yağmur yağarken orada kitaplara bakmak çok zevkli oluyor seninle. Bazen de babanla kudurma yeriniz orası!
Bu arada bir de mutfağın oldu senin. Onu da salona koyduk. Çok sevdin, uzun zaman geçiriyorsun tencere ve tavalarınla! Benim için de sabah kahvaltı hazırlamak daha kolaylaştı, sen kendi mutfağındayken...
İnsanın kendi yaşam alanlarında rahat etmesi ve keyif alması, yaşam kalitesi için çok önemli. Mesela koltuğunu seversen ve o gerçekten rahat bir koltuksa eğer, oturduğunda yorgunluğunu daha kolay atarsın, kendini içinde mutlu ve huzurlu hissedersin çünkü. Ya da balkonun temizse, düzenliyse, çiçekliyse, orada bir kahve içmek her zaman daha cazip olur. Yaşadığı ortama kendini, ruhunu ve emeğini katmalı insan, sahiplenmeli, benimsemeli. O zaman o koltuk, o yastık, o balkon, o ev onun olur. Senin de seveceğin yaşam alanları yaratmanı dilerim bebeğim.
24 Eylül 2018 Pazartesi
123. Güzel bir düğünün olsun
Minik kuzum... Teyzenin düğünü de geldi geçti. Hem de öyle güzel geçti ki... Dilerim senin de o kadar şık ve eğlenceli bir düğünün olsun. İşte fotoğraflar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


