27 Ağustos 2017 Pazar

75. 7. ay geleneğini devam ettir.

Kuşum, gerçekten çok az vaktim var. Kısa olacak bu yazı. Anneannen beni 7 aylıkken fotoğrafçıya götürmüş ve fotoğrafımı çektirmiş, sonra teyzeni de 7 aylıkken aynı elbiseyle fotoğrafçıya götürüp aynı pozu verdirmiş. Aslında 6 aylıkken yapacakmış bunları ama fırsat bulamamış o yüzden ikimizin de 7 aylıkken fotoğrafçıya şapşikçe baktığımız pozumuz var! Ve artık senin de var aynısından. Dileğim, senin de kızın olursa bu 7 aylık fotoğraf geleneğini devam ettirmen. Sana giydirdiğim tulumu bunun için saklayacağım. Aslında annem de bizim elbiselerimizi saklamıştı ama bir türlü bulamadık. Yarın teyzen, anneannen ve dedenle Ören'e gidiyoruz, 3 gün kalıp döneceğiz. Bu akşam da Murat dayının düğünü var.

7 aylık oldun Miloşum

Ben, teyzen, sen.

Tuğçe yengenin kına gecesinde anne-kız kombinimiz!

19 Ağustos 2017 Cumartesi

74. Kitapsever ve sanatsever ol

Mila, şu an saat sabahın 8 buçuğu. Sen karşımda halında oyuncaklarınla oynayıp arada bir beni kesiyorken ve çayım demleniyorken yazıyorum. Unutmadan bu ara en sevdiğim hareketini söylemek istiyorum: Ağzını kocaman açıp, heyecanla nefesin hızlanarak, küçük bir canavar gibi iki elini yüzüme ya da kollarıma geçirmen ve beni kendine çekmen... Kısaca sarılman diyebilir miyiz? Bence deriz. Hatta sonu yalamanla bittiği için rahatlıkla beni sarılıp öpmeye başladığını ilan edebilirim! Yalnız bu aksiyonda eğer tırnakların uzun ise salgıladığım üst düzey serotonine bir de adrenalin ekleniyor.

Bu günkü konu edebiyat ve sanat olsun. Daha önce bahsetmiş miydim hatırlamıyorum ama benim br romanım var. Hatta kahramanın ismi İpek! Lise yıllarımdan beri yazıya düşkünlüğüm oldu. Üniversite sınavında sadece yazmayla ilintili bölümler seçtim, meslek olarak reklam yazarlığı yaptım 12 yıl, şu blog bile yazmadan duramamamın sonucu olarak ortaya çıktı. Yazmak kadar okumayı da seviyorum. Hiç bir zaman yeteri sıklıkta ve yoğunlukta okuyamıyorum belki ama mutlaka elimin altında bir kitap vardır. Kitaplar seni değiştirir, dönüştürür, iyileştirir, eğlendirir, öğretir, saklar, ortaya çıkarır, yeni bir yol, yeni bir hayat sunar sana. Konusu, türü çok da önemli değil aslında, önemli olan okuma alışkanlığı edinmesi insanın. Bunu sana kazandıracağım bebeğim, kararlıyım. Seni Tedona'yı okurken hayal ettim de, kesin bir kenarda ağlarım o manzara karşısında!


Birlikte okuduğumuz ilk kitap: Küçük Kara Balık

Sanat konusuna gelirsek... Yine bahsettim mi bilmiyorum ama teyzen ressam. Ben de onun sayesinde sanata daha çok ilgi duymaya, sergilere gitmekten hoşlanmaya, daha çok öğrenmek için kitaplar okumaya başladım. Bu konu gerçekten kişiye özel bir durum. Ama sanatı bilmek, ondan zevk almak senin iç dünyanı zenginleştirir. Bir resmi ya da bir ressamı anladıktan sonra baktığın bir ağaç sadece bir ağaç değildir mesela ya da bir enstelasyonu izlerken günlerdir kafanı kurcalayan bir sorunun çözümü pıt diye belirir kafanda. Tüm bunların olmasına da gerek yok sadece hoşuna gider işte ve bu da yeter de artar. Hayat, hoşumuza gidenleri yapmaya çalışmakla geçmiyor mu? Sanatı bil, sanattan hoşlan bebeğim, dilerim.

Birlikte gittiğimiz ilk sergi: Görme Biçimleri, ARTER





12 Ağustos 2017 Cumartesi

73. Her fırsatta yüz

Kuşum... Sen öğleden önce uykunu alırken yazıyorum bu satırları. Neredeyse 2 hafta olmuş yazmayalı. Bu arada biz Bodrum'a gittik, geldik. Güzel geçti, denizi harikaydı. Sen de resmi olarak ilk kez Bodrum'da yüzmüş oldun. Yüzmek güzeldir. İnsanı hem arındırır hem düşündürür. Yorarken dinlendirir. Yüzmeye zaman ayır ve imkan yarat bebeğim.




Dönüşte de iki günlüğüne Pendik'e gittik seninle. Teyzenin hayırlı bir işi vardı da! Yeni bir enişten oluyor galiba yakında... Ayrıca ayın 27'sinde Murat dayın evleniyor. 24'ünde Tuğçe yengenin kına gecesi var. O gece için ikimize anne kız elbisesi diktiricem, onun için terziye uğradık Pendik'teki. Dayılarını da görmüş oldun. Mesut ve Mithat dayını görünce ağlamaya başlıyorsun ama ben inatla her gün götürdüm onlara seni, alış diye. Nihat dayına daha sıcak davrandın ama... Bundan sonra daha sık Pendik'e kalmaya gitmeye karar verdim. Arabamız da var nasıl olsa. Anneannen ve deden acayip mutlu oluyorlar çünkü. 

Bu arada ek gıda maceramız yarı geleneksel yarı BLW devam ediyor. Sen gittikçe daha iyiye gidiyorsun yemek konusunda Mila. Ben de sana ayak uydurmaya çalışıyorum işte! Güzel güzel menüler hazırlayacağım günler yakın. Çok şükür.


31 Temmuz 2017 Pazartesi

72. Yoğunluğu sev

Minnacık kuzucum... Saat gece 11 şu an ve şimdi fırsat bulabildim yazmaya. Bu giriş cümlesi de bu yazının konusu olan dileğe uygun düştü aslında. Birazdan açıklayacağım. Önce şunu söyleyeyim ki yarın Bodrum'a gidiyoruz. Ani bir karardı, kısacık 3 günlük bir kaçış, İstanbul'un boğucu sıcağından uzaklaşma. Bu arada 1 haftadır Bodrum'da irili ufaklı depremler oluyor. Umarım bize de denk gelmez.

Hayatımdaki bir yenilikten bahsetmek istiyorum sana bugün. Derken uyandın yukarıdan bağırarak beni çağırdın! Emzirdim, uyudun, ben de indim tekrar. Aslında bu spontane olay da bugünkü dileğin içeriğiyle ilintili oldu. Neyse uzatmayayım konuya gireyim artık. Küçük bir işe giriştim ben Mila. Biraz ticaret, biraz yaratıcılık. Hiçbir iddiam yok. Tek amacım biraz ek gelir, kişisel tatmin, o özlediğim "kendi kazandığın parayı harcama zevki". Daha önce de seninle bu konuyu paylaşmıştım. Çalışmanın, kendi ayakların üzerinde durmanın, kimseye muhtaç olmamanın öneminden... Neyse yaptığım şey, bebek aksesuarları alıp ya da yapıp Instagram'dan satmak. Saç bandı, toka gibi. Bu kadar mütevazi bir iş işte. Babandan 100 dolar sermaye alıp başladım. 10 gün oldu, takipçim 100'ü geçti, neredeyse her gün de 1-2 sipariş aldım. Markamın ismi, Bows & Girls. Bu iş cidden bana çok iyi geldi. Zaten yoğun olan günlük hayatımda kendine yer buldu bir şekilde. Sen uyurken bulaşıkları yıkıyorum sonra da bantların fotoğrafını çekiyorum. Çamaşırlar yıkanırken seni emziriyorum, bir yandan da müşterilerle mesajlaşıyorum. Sen halında oyun oynarken, hem seninle şakalaşıyor hem paket yapıyor bir yandan da yemeği karıştırıyorum. Senin mamanın sebzelerini buharlı pişiriciye atıp altını değiştirirken kapı çalıyor ve siparişleri alacak kargo geliyor. Tam da o sırada çamaşır makinesi ötüyor, gidip çamaşırları asmak gerekiyor. İşte yaklaşık böyle bir tempo içindeyim, yaklaşık diyorum çünkü fazlası var eksiği yok. Ama hiç şikayetçi değilim. Bu iş enerjimi yükseltti. Tüm bu koşuşturma bana zevk veriyor. Müşterilerin mutlu olması beni gururlandırıyor. Planlar yapıyorum daha çok kişiye ulaşabilmek, büyütebilmek için markayı. Bu amaç zihnimi güçlendiriyor. 

Annelik kavramının pembe bulutlarla tasvirine ve yüceltilmesine her zaman karşıydım. Şimdi de bu konuda hassasım. Ama şu bir gerçek ki annelerde inanılmaz bir organizasyon yeteneği ve pratiklik var. Belki her kadında var ama anne olunca katlanıyor bu özellikler. O yüzden bebeğim, her şeye yetişiyorum ve bu bana inanılmaz iyi geliyor. Tabii ki zorda kaldığım zamanlarda baban bir el atıyor. Ya o gün çamaşırları o asıyor ya yemeği yapıyor ya da bulaşıkları yıkıyor. Tabii ki her zaman seninle de oynuyor. Çalışan annelere saygım büyük. Çocuğundan ayrı kalmak, onu bir bakıcıya teslim etmek kolay iş değil. Ama onların da yardımcıları oluyor ve ev işi düşünmek zorunda kalmıyorlar pek. Ve de ekonomik özgürlükleri var tabii ki. Çalışmayan annelerin tüm gün çocuklarıyla olma lüksünün yanında ev işleri omuzlarında. Ben de orta bir yol bulmaya çalıştım işte bu girişimle. Hem senin her anında yanında olmak -ki bu her şeye değer-, hem de küçük bir iş hayatı! Senin için de dileğim koşulları zorlaman, yoğunluktan kaçmaman ve üretmekten zevk alman...

Not: Bu arada bazen modelim olabilirsin, tokalarla fotoğrafını çekip sayfama koyabilirim. Umarım büyüyünce kızmazsın bana bu yüzden. Annelik, içinde hep bir vicdan azabı taşırmış ya, ben de ticari bir olayda senin fotoğraflarını kullanmak yanlış mı acaba diye düşünüyorum işte. Neyse abartmadığım sürece sorun yok bence.







26 Temmuz 2017 Çarşamba

71. Yemek yemekten zevk al

B'itanecik kızım, artık yeni bir döneme girdik biliyor musun? 6 aylık oldun ve ek gıdaya geçtin. Bu büyük bir adım. Hala yüzde 90 anne sütü almaya devam etsen de yavaş yavaş sebzelerin ve meyvelerin tadına bakmaya başladın. Önce anneannenlerin yazlıktaki kayısı sonra nektarin, armut, hatta biraz karpuz ilk tattığın meyvelerden... Sebzelerdense kabakla başladık, patates-kabakla devam ediyoruz birkaç damla zeytinyağı ve çok az nane ile lezzetlendirerek. Yarın tatlı patatese geçeceğiz, sonra da havuça. Anne sütünde olduğu gibi sebze-meyvede de iştahın yerinde çok şükür. Bense heyecanlıyım, seni yeni lezzetlerle tanıştırmak acayip hoşuma gidiyor. Zamanla pütürlülere sonra da tanelilere geçeceksin ve bir bakmışız ki masada bizimle oturuyorsun ve biz ne yiyorsak sen de onu yiyorsun. Masa sandalyeni ısmarladık bile!

Yemek yemek konusunda sana bir-iki tavsiye ve küçük bir dilek: Yemek yemek güzeldir. Ben çok severim yemeyi, baban da öyle. Keyfini çıkararak yeriz sevdiğimiz şeyleri, pek de yemek ayırmayız. En önemli dünyevi zevklerden biri olsa da abartmamak gerektiğini, yemek için yaşamak değil yaşamak için yemek de değil, ikisinin ortasında bir yerde durmak gerektiğini düşünüyorum. Abartmak, bedende sağlık sorunlarına yol açabilir. Ya da insan fiziksel olarak kendini beğenmeyeceği bir noktaya ulaşabilir, ruhsal açıdan problemler yaşar. Demem o ki, yemek konusunda kendini sakın kasma, sağlıklı olduğu sürece istediğini ye iç, bazen kaçamaklar yap, sevdiğin lezzetleri kaçırma. Ama kararında yap tüm bunları ve yemek yerken zevk al. Seni seviyorum elma yanaklım.

Bu arada Mila sana bahsettim mi hatırlamıyorum ama araba aldık. Bugün de ilk kez seninle karşıya geçeceğiz. Esra teyzene gideceğiz. Gidişte o yanımızda olacak ama dönüşte yalnızız. Hafif gerginim, inşallah sorunsuz geçer.





16 Temmuz 2017 Pazar

70. Anı biriktir

Yavrum, yavru kuşum benim... Zaman bu aralar daha hızlı bir şekilde geçiyor sanki. Zaten her zaman kışlar daha yavaş geçer yazlarsa çabucak biter gibi gelir bana. Yarın 6. ayını dolduruyorsun bebeğim. İnanmak gerçekten zor geliyor. Çevremde sen doğduğundan beri "40'ı çıksın kolaylaşacak", "3 aylık oldu mu daha güzelleşiyor her şey", "Yaz gelsin, iyice ele gelir" minvalinde laflar uçuştu durdu. Bense hiçbirine kulak asmadım. Çok minik hallerini de yaşadım doya doya, zorluğuyla, tatlılığıyla... Her anı sindire sindire taşıdım belleğime. Kokunu, bakışını, gülüşlerini çektim içime. Hiç acelem yoktu büyümen için. Hala yok, inşallah o günleri de göreceğiz, şimdiki seni yaşamak, en güzeli.

Bazen baban çok fotoğraf çekiyorum diye eleştiriyor beni. Tatillerde ya da bir yere gittiğimizde evet biraz abartıyor olabilirim ama elimde değil. Anlar uçup gidiyor, elimizde anılar kalıyor. Anıları da fotoğraf ya da videolarla biraz daha canlı tutmanın sakıncası ne? Tabii anı yaratırken, anı kaçırmadan! Senin için güzel anılar biriktirmeye devam edeceğim bebeğim. Sen de kendin için aynısını yap olur mu?


İlk Boğaz.

İlk piknik.


4 Temmuz 2017 Salı

69. Kendini sevdir

Minik kuzum. Koca tatil bitti işte, baban perşembe, biz pazar döndük İstanbul'a. Bu son bir hafta havalar mevsim normallerinin üstündeydi. İnanılmaz sıcaktı ülkenin her yeri. Bugün biraz serinledi neyse ki... Tatilimiz güzel ve sorunsuz geçti çok şükür. Sivrisineklerden korkuyordum çok. Neyse ki seni pas geçip bizi yediler. Sana kıyamadılar sanırım! Unutmadan yazayım: Geçen hafta blog, 1. yılını doldurdu. Tam 1 sene önce seninle burada sohbet etmeye karar vermişim. Seni tanımadan, cinsiyetini bile bilmeden, henüz karnımda 10 haftalıkken açmıştım içimi sana. İyi ki... Bu kararımdan ve şaşırtıcı istikrarımdan o kadar mutluyum ki... Senin de çok hoşuna gidecek büyüyünce buralarda takılmak biliyorum. 

Gelelim tatil ve ilk bayram anılarına. Sorunsuz bir uçak yolculuğundan sonra önce Ayvalık'a, seni 4 gözle bekleyen babane, dede ve halana gittik. 4 gece kaldık orada. 2. gün Zehra teyzenlerle buluştuk. Sen de Ata ve Eylül'ü yeniden görmüş oldun. Hem Ayvalık'ta hem Ören'de havuzunda güzel vakit geçirdin Milam. Çok cesur bir kuştun. Deniz biraz korkuttu ama seni, soğuğundan sanırım. Bayramın 3. günü anneannen ve baban bizi aldılar ve hep beraber Ören'e gittik. Orada ananem, Zink, Osman eniştem, Mito Ferhat, Murat, Mert dayın, Simber teyzen, Fuat dayım ve Ayşe yengem de vardı. Bu tatil aslında bir çeşit milat gibi oldu yakınlarımızın seni tanıması açısından. Herkesle, her şeyle o kadar ilgiliydin ve kendini bakışlarınla, gülüşlerinle o kadar güzel ifade ettin ki, buna baban ve ben alışık olsak da ilk kez tanık olan çevremiz bayıldı. Sadece ailemiz değil, sokakta, plajda, seni görüp yanımıza gelen, sevmek isteyen o kadar çok kişi oldu ki... Doğal bir magnet gibiydin adeta, kalplere girdin bebeğim. Böyle özel, güzel ve tatlı olduğun, beni hiç üzmediğin ve hep gülüp güldürdüğün için teşekkür ederim. Bu doğal, çabasız kendini sevdirme sihrin umarım hayatın boyunca yanında olur. İnsanların kalbine hep böyle kolayca girivermen dileğiyle canım kızım.