31 Temmuz 2017 Pazartesi

72. Yoğunluğu sev

Minnacık kuzucum... Saat gece 11 şu an ve şimdi fırsat bulabildim yazmaya. Bu giriş cümlesi de bu yazının konusu olan dileğe uygun düştü aslında. Birazdan açıklayacağım. Önce şunu söyleyeyim ki yarın Bodrum'a gidiyoruz. Ani bir karardı, kısacık 3 günlük bir kaçış, İstanbul'un boğucu sıcağından uzaklaşma. Bu arada 1 haftadır Bodrum'da irili ufaklı depremler oluyor. Umarım bize de denk gelmez.

Hayatımdaki bir yenilikten bahsetmek istiyorum sana bugün. Derken uyandın yukarıdan bağırarak beni çağırdın! Emzirdim, uyudun, ben de indim tekrar. Aslında bu spontane olay da bugünkü dileğin içeriğiyle ilintili oldu. Neyse uzatmayayım konuya gireyim artık. Küçük bir işe giriştim ben Mila. Biraz ticaret, biraz yaratıcılık. Hiçbir iddiam yok. Tek amacım biraz ek gelir, kişisel tatmin, o özlediğim "kendi kazandığın parayı harcama zevki". Daha önce de seninle bu konuyu paylaşmıştım. Çalışmanın, kendi ayakların üzerinde durmanın, kimseye muhtaç olmamanın öneminden... Neyse yaptığım şey, bebek aksesuarları alıp ya da yapıp Instagram'dan satmak. Saç bandı, toka gibi. Bu kadar mütevazi bir iş işte. Babandan 100 dolar sermaye alıp başladım. 10 gün oldu, takipçim 100'ü geçti, neredeyse her gün de 1-2 sipariş aldım. Markamın ismi, Bows & Girls. Bu iş cidden bana çok iyi geldi. Zaten yoğun olan günlük hayatımda kendine yer buldu bir şekilde. Sen uyurken bulaşıkları yıkıyorum sonra da bantların fotoğrafını çekiyorum. Çamaşırlar yıkanırken seni emziriyorum, bir yandan da müşterilerle mesajlaşıyorum. Sen halında oyun oynarken, hem seninle şakalaşıyor hem paket yapıyor bir yandan da yemeği karıştırıyorum. Senin mamanın sebzelerini buharlı pişiriciye atıp altını değiştirirken kapı çalıyor ve siparişleri alacak kargo geliyor. Tam da o sırada çamaşır makinesi ötüyor, gidip çamaşırları asmak gerekiyor. İşte yaklaşık böyle bir tempo içindeyim, yaklaşık diyorum çünkü fazlası var eksiği yok. Ama hiç şikayetçi değilim. Bu iş enerjimi yükseltti. Tüm bu koşuşturma bana zevk veriyor. Müşterilerin mutlu olması beni gururlandırıyor. Planlar yapıyorum daha çok kişiye ulaşabilmek, büyütebilmek için markayı. Bu amaç zihnimi güçlendiriyor. 

Annelik kavramının pembe bulutlarla tasvirine ve yüceltilmesine her zaman karşıydım. Şimdi de bu konuda hassasım. Ama şu bir gerçek ki annelerde inanılmaz bir organizasyon yeteneği ve pratiklik var. Belki her kadında var ama anne olunca katlanıyor bu özellikler. O yüzden bebeğim, her şeye yetişiyorum ve bu bana inanılmaz iyi geliyor. Tabii ki zorda kaldığım zamanlarda baban bir el atıyor. Ya o gün çamaşırları o asıyor ya yemeği yapıyor ya da bulaşıkları yıkıyor. Tabii ki her zaman seninle de oynuyor. Çalışan annelere saygım büyük. Çocuğundan ayrı kalmak, onu bir bakıcıya teslim etmek kolay iş değil. Ama onların da yardımcıları oluyor ve ev işi düşünmek zorunda kalmıyorlar pek. Ve de ekonomik özgürlükleri var tabii ki. Çalışmayan annelerin tüm gün çocuklarıyla olma lüksünün yanında ev işleri omuzlarında. Ben de orta bir yol bulmaya çalıştım işte bu girişimle. Hem senin her anında yanında olmak -ki bu her şeye değer-, hem de küçük bir iş hayatı! Senin için de dileğim koşulları zorlaman, yoğunluktan kaçmaman ve üretmekten zevk alman...

Not: Bu arada bazen modelim olabilirsin, tokalarla fotoğrafını çekip sayfama koyabilirim. Umarım büyüyünce kızmazsın bana bu yüzden. Annelik, içinde hep bir vicdan azabı taşırmış ya, ben de ticari bir olayda senin fotoğraflarını kullanmak yanlış mı acaba diye düşünüyorum işte. Neyse abartmadığım sürece sorun yok bence.







26 Temmuz 2017 Çarşamba

71. Yemek yemekten zevk al

B'itanecik kızım, artık yeni bir döneme girdik biliyor musun? 6 aylık oldun ve ek gıdaya geçtin. Bu büyük bir adım. Hala yüzde 90 anne sütü almaya devam etsen de yavaş yavaş sebzelerin ve meyvelerin tadına bakmaya başladın. Önce anneannenlerin yazlıktaki kayısı sonra nektarin, armut, hatta biraz karpuz ilk tattığın meyvelerden... Sebzelerdense kabakla başladık, patates-kabakla devam ediyoruz birkaç damla zeytinyağı ve çok az nane ile lezzetlendirerek. Yarın tatlı patatese geçeceğiz, sonra da havuça. Anne sütünde olduğu gibi sebze-meyvede de iştahın yerinde çok şükür. Bense heyecanlıyım, seni yeni lezzetlerle tanıştırmak acayip hoşuma gidiyor. Zamanla pütürlülere sonra da tanelilere geçeceksin ve bir bakmışız ki masada bizimle oturuyorsun ve biz ne yiyorsak sen de onu yiyorsun. Masa sandalyeni ısmarladık bile!

Yemek yemek konusunda sana bir-iki tavsiye ve küçük bir dilek: Yemek yemek güzeldir. Ben çok severim yemeyi, baban da öyle. Keyfini çıkararak yeriz sevdiğimiz şeyleri, pek de yemek ayırmayız. En önemli dünyevi zevklerden biri olsa da abartmamak gerektiğini, yemek için yaşamak değil yaşamak için yemek de değil, ikisinin ortasında bir yerde durmak gerektiğini düşünüyorum. Abartmak, bedende sağlık sorunlarına yol açabilir. Ya da insan fiziksel olarak kendini beğenmeyeceği bir noktaya ulaşabilir, ruhsal açıdan problemler yaşar. Demem o ki, yemek konusunda kendini sakın kasma, sağlıklı olduğu sürece istediğini ye iç, bazen kaçamaklar yap, sevdiğin lezzetleri kaçırma. Ama kararında yap tüm bunları ve yemek yerken zevk al. Seni seviyorum elma yanaklım.

Bu arada Mila sana bahsettim mi hatırlamıyorum ama araba aldık. Bugün de ilk kez seninle karşıya geçeceğiz. Esra teyzene gideceğiz. Gidişte o yanımızda olacak ama dönüşte yalnızız. Hafif gerginim, inşallah sorunsuz geçer.





16 Temmuz 2017 Pazar

70. Anı biriktir

Yavrum, yavru kuşum benim... Zaman bu aralar daha hızlı bir şekilde geçiyor sanki. Zaten her zaman kışlar daha yavaş geçer yazlarsa çabucak biter gibi gelir bana. Yarın 6. ayını dolduruyorsun bebeğim. İnanmak gerçekten zor geliyor. Çevremde sen doğduğundan beri "40'ı çıksın kolaylaşacak", "3 aylık oldu mu daha güzelleşiyor her şey", "Yaz gelsin, iyice ele gelir" minvalinde laflar uçuştu durdu. Bense hiçbirine kulak asmadım. Çok minik hallerini de yaşadım doya doya, zorluğuyla, tatlılığıyla... Her anı sindire sindire taşıdım belleğime. Kokunu, bakışını, gülüşlerini çektim içime. Hiç acelem yoktu büyümen için. Hala yok, inşallah o günleri de göreceğiz, şimdiki seni yaşamak, en güzeli.

Bazen baban çok fotoğraf çekiyorum diye eleştiriyor beni. Tatillerde ya da bir yere gittiğimizde evet biraz abartıyor olabilirim ama elimde değil. Anlar uçup gidiyor, elimizde anılar kalıyor. Anıları da fotoğraf ya da videolarla biraz daha canlı tutmanın sakıncası ne? Tabii anı yaratırken, anı kaçırmadan! Senin için güzel anılar biriktirmeye devam edeceğim bebeğim. Sen de kendin için aynısını yap olur mu?


İlk Boğaz.

İlk piknik.


4 Temmuz 2017 Salı

69. Kendini sevdir

Minik kuzum. Koca tatil bitti işte, baban perşembe, biz pazar döndük İstanbul'a. Bu son bir hafta havalar mevsim normallerinin üstündeydi. İnanılmaz sıcaktı ülkenin her yeri. Bugün biraz serinledi neyse ki... Tatilimiz güzel ve sorunsuz geçti çok şükür. Sivrisineklerden korkuyordum çok. Neyse ki seni pas geçip bizi yediler. Sana kıyamadılar sanırım! Unutmadan yazayım: Geçen hafta blog, 1. yılını doldurdu. Tam 1 sene önce seninle burada sohbet etmeye karar vermişim. Seni tanımadan, cinsiyetini bile bilmeden, henüz karnımda 10 haftalıkken açmıştım içimi sana. İyi ki... Bu kararımdan ve şaşırtıcı istikrarımdan o kadar mutluyum ki... Senin de çok hoşuna gidecek büyüyünce buralarda takılmak biliyorum. 

Gelelim tatil ve ilk bayram anılarına. Sorunsuz bir uçak yolculuğundan sonra önce Ayvalık'a, seni 4 gözle bekleyen babane, dede ve halana gittik. 4 gece kaldık orada. 2. gün Zehra teyzenlerle buluştuk. Sen de Ata ve Eylül'ü yeniden görmüş oldun. Hem Ayvalık'ta hem Ören'de havuzunda güzel vakit geçirdin Milam. Çok cesur bir kuştun. Deniz biraz korkuttu ama seni, soğuğundan sanırım. Bayramın 3. günü anneannen ve baban bizi aldılar ve hep beraber Ören'e gittik. Orada ananem, Zink, Osman eniştem, Mito Ferhat, Murat, Mert dayın, Simber teyzen, Fuat dayım ve Ayşe yengem de vardı. Bu tatil aslında bir çeşit milat gibi oldu yakınlarımızın seni tanıması açısından. Herkesle, her şeyle o kadar ilgiliydin ve kendini bakışlarınla, gülüşlerinle o kadar güzel ifade ettin ki, buna baban ve ben alışık olsak da ilk kez tanık olan çevremiz bayıldı. Sadece ailemiz değil, sokakta, plajda, seni görüp yanımıza gelen, sevmek isteyen o kadar çok kişi oldu ki... Doğal bir magnet gibiydin adeta, kalplere girdin bebeğim. Böyle özel, güzel ve tatlı olduğun, beni hiç üzmediğin ve hep gülüp güldürdüğün için teşekkür ederim. Bu doğal, çabasız kendini sevdirme sihrin umarım hayatın boyunca yanında olur. İnsanların kalbine hep böyle kolayca girivermen dileğiyle canım kızım.

















22 Haziran 2017 Perşembe

68. İyi bir baba adayıyla ol

Melek kızım, geçen haftanın en önemli 3 olayı şunlardı. 
1- 5 aylık oldun. 
2- İlk Babalar Günü. 
3- İlk kez odanda yalnız yatmaya başladın.




İlk olarak bu fotoğrafı ekledim çünkü dileğim de bununla ilgili. İleride aşık olacağın, hayatı paylaşacağın kişinin aynı zamanda iyi bir baba adayı olmasını diliyorum bebeğim. Kabul edelim baban ilk bakışta öyle görünmeyebilir. Kocaman sevgi dolu bir kalbi var ve gördüğüm en şefkatli insanlardan biri evet ama sen doğmadan önce seninle bu kadar iyi bir ilişki kuracağı, daha şimdiden iyi vakit geçireceği, bana bu kadar yardımcı olacağı aklımdan geçmezdi. Sen de baban gibi cesur, sabırlı ve becerikli bir adamla ol Mila. Belki de tamamen şans işi bu. Ya da insanların sadece çocukları olunca büründükleri bir kılık var bilmiyorum. Ama kocaman bir kalp... Evet bu şart işte. O olunca her şey oluyor. Şimdi sen uyuyorsun, uyanınca dışarı çıkıp Levent'e gideceğiz seninle. Limon yağı almamız lazım seni sivrisineklerden korumak için. Sonra da hızlıca eve dönüp bavul hazırlamaca. Off gözümde bi büyüdü şu an o bavul hazırlama işi! Neyse hallederiz yine birlikte. Evet doğru bildin kızım, bayram tatili geldi. Yarın Ayvalık ve Ören'e uçuyoruz. Ananen, babanen, dedelerin ve halan yolunu gözler.

Tatlı çileğim benim. Bitanem.
Artık büyüdün ve ayrı odaya çıktın! Mışıl mışıl uyudun yine bebeğim. Oley!














15 Haziran 2017 Perşembe

67. Kimse için kendinden vazgeçme

Kuşum 10 günü geçmiş yazmayalı. Artık iyiden iyiye yaz geldi sayılır. Taze haberlerlerden biri araba almış olmamız. Artık daha rahat ve özgürce gezebiliriz seninle. Ramazandan sonra Pendik'e de gideriz artık. Diğer bir haber ilk arkadaşlarınla tanışmış olman. Zehra teyzen Ata ve Eylül'ü kapıp geldi bize dün. Çok güzel geçti. Evet belki beraber oynayacak kadar büyümediniz henüz ama birbirinize uyuz da olmadınız bence. Aynı anda uyuyup aynı anda ağlar gibi oldunuz. Ama ağlamadınız! 



Bugünkü dileğim bu haberlerden bağımsız aslında. Bir önceki dilekte değişen şartlara uyumdan bahsetmiştim sana. Bazen uyumdan fazlasını ister hayat senden. Mesela hamilelik dönemi. Pek çok alışkanlığımı terk ettiğim, fedakarlıklar yaptığım bir dönemdi. Şimdi de öyle aslında, senin sağlığın her şeyden önemli olduğu için yediğime içtiğime çok dikkat etmeye devam ediyorum. Sen doğduktan sonra yapamayacağımı düşündüğüm şeyleri son kez yapmıştım hamileyken. Mesela sevdiğim dizileri (Sex and the City, Friends) baştan sonra yeniden izledim. Oysa ne saçmaymış böyle bir şartlanma. Geçen gün tekrar başladım, arada izliyorum sen uyurken ya da canım sıkıldığında. Sevdiğim filmleri de bu vesileyle söylemiş olayım sana. Truman Show, Eternal Sunshine of the Spotless Mind, Rain Man ilk aklıma gelenler. Hem diziler hem de filmler o kadar eski ki, herhalde sen büyüdüğünde iyice fi tarihinden kalmış gibi olacaklar. Benim kadar zevk alır mısın izlersen bilemem. Neyse, demem o ki bebeğim, insan sevdiği insanlar için tabii ki fedakarlıklar yapar, farklılıklar yapar hayatında ama özünde sen neysen, kimsen osundur. "Evladım için değiştim, artık bambaşka bir insanım" söylemi bana ne samimi ne de hoş geliyor. Senden önce ve senden sonra diye ayırmıyorum hayatımı, kendimi. Senden sonra ruhumun zenginleştiği kesin ama ben yine aynı annenim. Sen de lütfen özünü koru ve kimse için değişme. Ne sevdiğin adam, ne evladın ne de annen için! Şimdi uyandın ve bu yazıyı benim kucağımda otururken birlikte tamamladık. Bir selfie çekip bu anı ölümsüzleştirelim o zaman. Seni seviyorum kızım.





2 Haziran 2017 Cuma

66. Şartlara uyum sağla

Kızım, pazartesi döndük, bugün cuma ve anca yazabiliyorum. Ne yaptın diye sorarsan: Çamaşır yıkadım. Makinelerce, askılarca çamaşır çamaşır çamaşır. Senin, benim, babanın... Buna rağmen hala askıda çamaşır var ve kirli sepeti dolu. Neyse! Harika bir tatildi. Tek sorunumuz havanın bozuk olmasıydı. Ancak son iki gün düzeldi de denizin, havuzun tadını çıkarabildik, senin de ayaklarını tuzlu suyla tanıştırabildik. Sen acayip mutluydun. Sanki hissetmiş gibiydin tatilde olduğumuzu. Kahkahalarınla çınladı odamız. Bizi hiç üzmedin, gereksiz huysuzluklar yapmadın, uyku düzenin bozulmadı. İyi ve uyumlu bir tatil arkadaşı olduğunu kanıtladın yani Mila. Aferin kızım.






Tatil her ne kadar keyif zamanı ve yeri olsa da insanın evi kadar konforlu olamaz. Sonuçta tatile giderken bile aslında rahatımızdan ödün veririz, risk alırız. Hayatın farklı dönemlerinde şartlar değiştiğinde karşılaşılan zorluklar ya da farklılıklarla baş etme ve onlara alışma yeteneği insanın zaten doğasında vardır. Senin bir bukalemun olmanı dilemiyorum elbette. Ancak ne kadar kolay adapte olursan iyi/kötü değişikliklere, hayatın o kadar kolaylaşır yavrum.