Milakuşum, yavrupuşum!
Teyzenle ilgili bir yazım daha vardı ama henüz doğmamıştın sen ve o daha çok benim onunla ilişkim ve kardeşlik/kuzenlik ile ilgili bir yazıydı. Şimdi artık doğduğuna ve onunla ilişki kuracak kadar büyüdüğüne göre bu yazıda biraz seninle ondan bahsetmek istiyorum.
Bugün sen, ben ve teyzen bir sirke gittik. Bu, sadece senin için değil, bizim için de bir ilkti. Enteresan bir deneyimdi tabii. Bir çok "acayip şey" gördük. Kimini ağzımız açık izledik, kiminde ürktük. Sen özellikle bir bölümde oldukça endişelendin -ki haklıydın- ve biz de ikinci yarıda çıktık. Yine de güzel bir deneyimdi bu.
 |
Cambazları izlerken siz.
|
Oradan çıkıp teyzenin okuluna gittik. Orada Cem ve annesini gördük. Sonra kantinde pide yedik, bir çikolatayı üçümüzün çikolatası olarak belirledik ve bahçeye köpeklere bakmaya gittik. Yarın resmi olarak kışın başlangıç tarihi olmasına rağmen hava 22 dereceydi. Kısaca tatlı bir gündü bugün. Senin teyzenden hiç ayrılmak istemediğin, o servisten inince peşinden ağladığın bir gün... Teyzenle olmaktan, onunla oynamaktan, gülmekten hep çok hoşlanıyorsun zaten. İkinizin arasındaki güçlü yakınlığı hissedebiliyorum. Benim de teyzem var biliyorsun, Zink. Onunla konuşmak, her zaman annemle konuşmaktan daha kolay olmuştu benim için. Çocukluğumda, ergenliğimde ve yetişkinliğimde onun sonsuz sevgisini hissetmek ve onunla hep arkadaş olabilmek en büyük şansımdı. Sizin ilişkiniz için de bunu diliyorum. Ve bir dipnot ekliyorum: Ben de bir minnağın teyzesi olmak için can atıyorum.
 |
| Teyzenin okulunun bahçesinde siz. |