28 Aralık 2019 Cumartesi

160. İlkokul, lise ve üniversite mezuniyetinde benimle poz ver

Meleğim...
Bugün okulda yılbaşı partisi vardı. Aynı zamanda tam güne geçme denemelerinde 3. günümüzdü. Ve bingoo! Öğlen pijamalarını giyip uyudun. Gerçekten hiç beklemediğim bir şeydi bu. Baban da ben de çok şaşırdık. Ve pazartesiden itibaren, yani 3 yaşa iki hafta kala tam güne geçiyorsun. Mutlusun, rahatsın, güvendesin. Ve içim çok rahat. 4- 4 buçuk arası alacağız seni. Biraz yılbaşı partisinden kareler...



Kübra öğretmen, Tuğba öğretmen
Biz <3


Bu aralar en iyi arkadaşın Lal. Bekçi Fikri bey Noel Baba oldu!





























Gelelim dileğime... Biraz uzun vadeli olacak bu sefer ve kendimi de katıcam! İlkokul, lise ve üniversite mezuniyetinde de yukarıdaki pozdan istiyorum.








12 Aralık 2019 Perşembe

159. Okulda mutlu olmaya devam et

Canım, canım benim...

Son zamanlardaki gelişmeler şöyle. Baleyi bıraktın. Belki geçici bir süreliğine belki de bir daha hiç yapmak istemeyeceksin bilemiyorum. Ama son iki derse katılmak istemedin ben de zorlamadım tabii ki. Şubatta tekrar deneriz belki özlemiş olursun ya da seneye başka yer. Olmazsa da olmaz. Ocak ayından itibaren okuda tam güne geçme olasılığın var. Bunun kararını vermeye çalışıyoruz babanla. Yine sen istersen olacak bu da... Okula adaptasyonla birlikte ve 3 yaşın getirdikleriyle belki bazı değişimler oldu sende. Bir kere inanılmaz enerjiksin. Gerçekten bir saniye bile ara vermeden konuşuyor ve oynuyorsun diyebilirim. Bazen şımarıyorsun, inatlaşıp hırçınlaşıyorsun hatta. Dil konusunda o kadar aşmış düzeydesin ki artık İngilizce şarkıları sadece oyun olsun diye sözlerini değiştirerek bile söylüyorsun. Okul sonrası öğleden sonraları bazen sana yetemediğimi düşünüyorum gerçekten. Aslında biraz da tam gün düşüncemin nedenlerinden biri bu. Bugünkü dileğim, yarım gün ya da tam gün, okuldaki mutluluğunun devam etmesi.

Bazen zorlandığım oluyor, kabul ediyorum. Yine de güzeliz, yine de çiçek... Günler geçiyor, sen büyüyorsun, aramızdaki ilişki gelişiyor, sevgi katlanıyor. Daha ne isterim... 

Not: Gece bezini de bıraktın!








30 Kasım 2019 Cumartesi

158. Teyzenle arkadaş ol

Milakuşum, yavrupuşum!

Teyzenle ilgili bir yazım daha vardı ama henüz doğmamıştın sen ve o daha çok benim onunla ilişkim ve kardeşlik/kuzenlik ile ilgili bir yazıydı. Şimdi artık doğduğuna ve onunla ilişki kuracak kadar büyüdüğüne göre bu yazıda biraz seninle ondan bahsetmek istiyorum.

Bugün sen, ben ve teyzen bir sirke gittik. Bu, sadece senin için değil, bizim için de bir ilkti. Enteresan bir deneyimdi tabii. Bir çok "acayip şey" gördük. Kimini ağzımız açık izledik, kiminde ürktük. Sen özellikle bir bölümde oldukça endişelendin -ki haklıydın- ve biz de ikinci yarıda çıktık. Yine de güzel bir deneyimdi bu.

Cambazları izlerken siz.

Oradan çıkıp teyzenin okuluna gittik. Orada Cem ve annesini gördük. Sonra kantinde pide yedik, bir çikolatayı üçümüzün çikolatası olarak belirledik ve bahçeye köpeklere bakmaya gittik. Yarın resmi olarak kışın başlangıç tarihi olmasına rağmen hava 22 dereceydi. Kısaca tatlı bir gündü bugün. Senin teyzenden hiç ayrılmak istemediğin, o servisten inince peşinden ağladığın bir gün... Teyzenle olmaktan, onunla oynamaktan, gülmekten hep çok hoşlanıyorsun zaten. İkinizin arasındaki güçlü yakınlığı hissedebiliyorum. Benim de teyzem var biliyorsun, Zink. Onunla konuşmak, her zaman annemle konuşmaktan daha kolay olmuştu benim için. Çocukluğumda, ergenliğimde ve yetişkinliğimde onun sonsuz sevgisini hissetmek ve onunla hep arkadaş olabilmek en büyük şansımdı. Sizin ilişkiniz için de bunu diliyorum. Ve bir dipnot ekliyorum: Ben de bir minnağın teyzesi olmak için can atıyorum.


Teyzenin okulunun bahçesinde siz.




15 Kasım 2019 Cuma

157. Öğrendiklerinden zevk al

Kuzucuğum...

Uzun zamandır yazmadım. Günler akıp gidiyor. Ben arada bir kitabı daha bitirdim, yayınevlerine gönderdim. Sen okula gidip geliyorsun, babanın işleri açıldı. Evle ilgili ciddi gelişmeler var. Bakalım n'olucak... 

Okul demişken gerçekten artık çok seviyorsun, okuluna da öğretmenlerini de... Her gün yeni bir şey öğreniyorsun. Bir gün yeni bir sayı, ertesi gün yeni bir bayram, başka bir gün de yeni bir şarkı. 




Aynı zaman da bale okulu da devam ediyor. Ondan da keyif alıyorsun. Sen dersteyken bir kahve eşliğinde seni beklemekten de ben inanılmaz keyif alıyorum. Bu arada okul görevlisinin gönderdiği videoları izlemekten de. 



Şu an halan burada. Yarın da teyzenle buluşup anneannenlerde kalacağız. Senin için bugünkü dileğim, hayat denen yolculukta öğreneceğin daha nice bilgiden daima zevk alman. Bunlar bazen heyecanlı, bazen tutkulu, bazen acı, bazen sıra dışı olabilir. Fark etmez. Önemli olan herbirinden bir mutluluk payı çıkarabilmen....

28 Ekim 2019 Pazartesi

156. Kitaplarımı okumaktan zevk al

Evet kitaplarım kuşum... En büyük hayallerimden biri gerçek oluyor. Bu sabah sen cumhuriyet bayramı için okulda ay-yıldızlı kurabiye yaparken ben de bir yayıneviyle sözleşme imzalıyordum. Baharat Sınıfı kitabım yayınlanıyor. Devamı da gelecek, aklımdaki fikirleri yazıya dökmeye devam edeceğim. Ve belki onlardan bazıları da yayımlanacak. Birkaç sene sonra senin onları okuyacağını düşlemek, en büyük motivasyonum olacak. Seni çok seviyorum ve bana her gün ilham verdiğin için teşekkür ediyorum. Dileğim, sadece yazarı annen olduğu için değil, gerçekten çok zevk aldığın için kitaplarımı okuman.





17 Ekim 2019 Perşembe

155. Baleyi sev

Kuzum, garip bir dilek oldu bu farkındayım. Baleyi sev de ne demek... Ama şöyle anlatayım sana... Ben ilkokul çağında 2 sene bale yapmıştım. Bizim evin orada bahçeli bir köşktü bale okulu. Büyülü bir yer gibi gelirdi bana. Bir boşnak akrabamız vardı Mina teyze, yüzü hala aklımda, bana "moye ballerina" (balerinim benim) derdi hep. Neyse gittim geldim ve çok sevdim ama neden bilmiyorum bıraktım. Hatta o çok özendiğim tütüleri bile giyemeden... Sen büyürken senin için aklımda olan tek aktivite de bale oldu hep. Hem spor, hem sanat olarak gördüğüm için belki, zarafetini senin kişiliğine yakıştırdığım için de olabilir. Tamam itiraf ediyorum belki biraz da içimde ukte kaldığı için... Kendi yapamadıklarını çocukları üzerinden gerçekleştiren anne babalara hep burun kıvırırdım ama bir miktar anlıyorum onları. Yine de eğer sevmezsen baleyi seni asla ve asla zorlamam, anında keseriz, kapatırız bu defteri. Şimdilik iki okul arasındayım deneme derslerine girdik ve gayet başarılıydın. Hoşlandın da bu işten... Bakalım... Üstelik deden de sponsor olacakmış bu kursa, yaşasın!




Bu arada burun kıvırmaktan öte duygular hissettiğim ebeveyn türü var ki, çocuklarını kurs manyağı yapanlar. Hafta sonları baleden piyanoya, voleyboldan dramaya koşturanlar. İşte onlardan biri olmayacağıma, sıkılmana izin vereceğime söz veririm siyah kuğum.


3 Ekim 2019 Perşembe

154. Yeşil balonunu kaybetme

Minik kuşum, insanoğlu çocukluktan yetişkinliğe geçtikçe masumiyetini yitiriyor bu bir gerçek. Arzular giriyor işin içine, tutkular, hırslar, kıskançlıklar... Çevremize karşı duyduğumuz sınırsız sevgi, şefkat ve anlayış örseleniyor. Ama çocuklar öyle mi? Siz bambaşka ve biz yetişkinlerden çok üstün varlıklarsınız. Hele sen Mila, başka çocuklarda görmediğim ya da fark etmediğim bir duyarlılığa sahipsin. Öyle hassasın öyle duygusalsın ki... Daha minicik yaşında kocaman bir empati yeteneği geliştirdin. Birkaç örnek verceğim. Mahalleden Ekin'le çok iyi arkadaşsınız bu ara. Senden 4 ay büyük Ekin ve çok tatlı o da. Parkta uçan balonu elinden kaçtı ve buna çok üzüldü çok ağladı. Hatta o üzüntüyle sana ters de davrandı. Sen de buna o kadar üzüldün ki ertesi gün babanla ona balon almaya gittin. 3 tane balon aldınız. Biri Ekin'e biri sana biri de Mira'ya (eski en iyi arkadaşını da asla unutmadın Ekin'i buldun diye, onu da düşünmeden edemedin.) Ekin çok sevinecek diyerek ve heyecanla kapısını çaldın ve hediyeni verdin.Öyle insancılsın ki... Bir de Ekin L harflerini söyleyemediği için sana Mira diyor ve bunu çok kafana takıyorsun. Ah kuzum umarım bu iyi niyetin hep cebinde olur ama sana acı çektirmez. Senin yeşil balonlu fotoğrafını Ekin'lerden dönüşte çektim. O fotoğraf ve yeşil balon senin bu güzelliğinin sembolü olarak hatıra kalsın istedim.




Bu arada dün üç günlük sürpriz bir Bodrum tatilinden döndük. Bir ev bakmaya gittik orada ama pek beğenmedik. Sarı yazın keyfini çıkarttık biz de... 




Malesef dönüşte hasta oldun ama... Hafif ateşin var ve öksürüyorsun. Şu an ben bunları yazarken salonda inleyerek uyuyorsun. Of inşallah çabucak düzelir, okuluna arkadaşlarına geri dönersin. Bir gün biz parktayken Ekin'in elinde balık kraker vardı ve sana ikram etti, sen de bayıldın tabii. Ve Bodrum otogardaki büfelerden birinde onu görünce hatırladın ve "Anne Ekin'in balık krakerinden alalım mı? Ona götürücem, parkta yiyicez." dedin. Ben de dayanamayıp aldım. Ve sen onu bütün tatil boyunca ambalajını açmadan, bir tane bile yemeden sakladın. İnanamadık babanla. Bahsettiğim inceliklerin bunlar işte. Öpüyorum gözlerinden.