32. hafta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
32. hafta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2016 Pazartesi

35. Poz ver

Mila'm benim, mis kokulu meleğim... Baban sana bir isim taktı: Kuş üzümü. Bana da tanıştığımızdan beri üzüm der. Sen de onun kuş üzümüsün işte... Canımsınız benim. Sabahtan beri aralıksız yağmur yağıyor bugün. Kapkaranlık bir hava var. Bugünden itibaren kış geldi bence. Sonbahar bitti artık. Bu demek oluyor ki sana kavuşmamıza da gerçekten çok çok az kaldı.

Cumartesi akşamı Pınar teyzen doğum yaptı. Yani Aren Demir geliverdi dünyamıza. O kadar tatlı ki... Senin arkadaşlarından biri olacak o da. Aranızda bir buçuk ay olan arkadaşın... Zehra teyzenin ikizleriyle de galiba aynı günlerde açacaksınız gözlerinizi dünyaya. Sağlıkla, mutlulukla... Hep bunun için dua ediyor anneleriniz. Benim artık gerçekten kocaman bir karnım oldu. İçinde de sen her gün biraz uyuyor, biraz tekmeliyor, biraz hıçkırıyor, biraz büyüyorsun. Babanla sabahları uyandığımızda sen de bizimle uyanıyorsun ve hareketleniyorsun içimde. Biz de heyecanla dinliyoruz seni. Şimdiden müthiş bir mutluluk. Bir de yanımızda yattığında, ellerini tuttuğumuzda, ayaklarına baktığımızda neler hissedeceğimizi tahmin edemiyorum. Hayali bile öyle inanılmaz ki... 

Cuma doktor kontrolümüz var. Bakalım bu sefer bize poz verecek misin? Lütfen ver, özledim yüzünü. Dönüşte yazacağım bebeğim. Sonra da iki geceliğine anneannenlerde kalmaya gideceğim bir aksilik çıkmazsa. Onları, Pendik'teki herkesi çok özledim. Doğumdan önce onları görmeye, güzel enerjilerini hissetmeye ihtiyacım var. Görüşürüz kızım cuma inşallah. Seni çok seviyorum.



20 Kasım 2016 Pazar

34. Sabretmeyi dene

Miniğim,
Tamı tamına 1600 gr. olmuş olsan da miniğimsin sen benim ve sanırım ne kadar büyürsen büyü gözümde hep öyle kalacaksın. Şimdiden bunun gibi annelik klişelerini yaşamaya ve hissetmeye başladım iyi mi! Olsun, klişeleri severim. Evrensel duygu durumlarını da...

Cuma günü doktordaydık. Kısa sürdü muayene, her şey yolunda çok şükür. Sen bu sefer yüzünü göstermedin ama bize maalesef. Sadece bir an elini ağzına götürdüğünü gördüm ama onu da doktor yakalayamadı. Acayip tatlıydın. Olsun dedim içimden, nasıl olsa artık 15 günde bir görüşeceğiz. Belki iki hafta sonra yeni bir fotoğrafını yakalarız. Aylık kontrollerden sonra, iki hafta ne ki? Hemencecik geçebilecek bir süre. Aralık sonundan itibaren de haftada bire düşecek. Sonra da sen geleceksin zaten. İnşallah, sağlıkla... Bir süredir düşünüyorum da bana öğrettiğin ilk şey sabır oldu bebeğim. Benim gibi aceleci, tez canlı bir kadın ancak böyle dizginlenebilirdi. Beklemek, gün saymak, özlemek, düşünmek, umut etmek, istemek, hayal etmek ancak sabrın huzurlu kollarında yaşanabilirdi. Tevekküldü sanırım yaşadığım. Sen bana bu gücü verdin. Sabrederek ulaşabileceğim mutluluğu gösterdin. Günler uçup gitti avuçlarımdan, haftalar un ufak oldu, aylar süzülerek çıktı. Şimdi ben 32. haftama girmişken, senin sayende aynı bedendeki her anımızın tadını çıkardığımı biliyorum. Daha çıkaracağım da... Gelmen için acele etmiyorum. Zamanı gelince kollarımda olacağını bilmek yetiyor. O günün hayalini kurmak bile o kadar heyecanlandırıyor ki beni, kendimi engelliyorum ister istemez. Duruyorum ve gözlerimi kapıyorum. Sen karnımda kıpırdanırken seni hissetmeyi hissediyorum. 

Böyle büyük konuştum birazcık ama son iki-üç haftada ne olurum bilemem. Belki de sabırsızlığım tutar yine, sana kavuşmaya o kadar yakınken. Ama şu anki halimden memnunum. Peki ya sen annene mi çekeceksin bu konuda? Pır pır kanatlanan bir sabırsız kuş mu olacaksın bilmiyorum ama tavsiyem ve dileğim sabrın insana yaşattığı güzellikleri erken fark etmen. Bunu yaşamak için, annen gibi hamile kalmayı beklememen!