24 Ekim 2018 Çarşamba

126. Benimle oyun oyna

Kuzucuğum kış kapıda... Çok sert hava koşulları olmadığı sürece seni her gün dışarıya çıkarmaya kararlı olsam da yaz aylarında olduğundan daha fazla evin içinde vakit geçireceğimiz açık. Seni arada bir oyun gruplarına götürüyorum, onların okul olduğunu öğrendin ve eğleniyorsun. Geçen gün de Zehra teyzenlere gittik. Ata, Eylül ve Demir'le buluştun yine. Artık birbirinizle daha güzel oynamaya başladınız, isimlerini biliyor herkes birbirinin ve eminim gitgide daha iyi olacak ilişkiniz. Ben de mümkün olduğunca seni eğlendirecek, aynı zamanda öğretici etkinlikler bulmaya ve uygulamaya çalışıyorum. Bunu sadece senin için değil kendim için de yapıyorum aslında. Zevk alıyorum hem bu araştırmadan hem de sana bir şeyler öğretmekten, birlikte bir şeyler öğrenmekten. Oyun bence anne babalara da bir şeyler öğretiyor. Mesela çocuklarının zorluklar karşısındaki tutumunu, sevincini nasıl yaşadığını, başarısızlık karşısındaki tutumunu. Kısacası çocuğunu tanımak istiyorsan onunla oyun oyna. Sen de benimle oyna bebeğim, kurduğum oyunlardan hiç sıkılma. Daima, şimdiki gibi...





16 Ekim 2018 Salı

125. Verdiğin sözleri tut

Minik meleğim... Daha önce buna benzer bir dilekte bulunmuş muydum hatırlayamadım şimdi belki çakışabilir bazen. Bu da o dileğe ne kadar önem verdiğimi gösterir aslında. Gerçekten de benim için birisine verdiğim sözü tutmak, mümkün olduğu kadar başarmaya çalıştığım bir şey. Hele o kişi bir çocuksa çok daha ciddileşiyor işler. Çünkü çocuklar kendilerine verilen sözleri asla unutmaz. Ben unutmazdım. Söz konusu benim çocuğumsa, yani sensen, o sözü tutmak benim için olmazsa olmaz artık. 

Cumartesi günü arkadaşım Nihal'in kız Mavi'nin 1 yaş doğum gününe gittik. Sen de tanıyorsun Mavişi, umarım daha uzun yıllar da arkadaş olursunuz. Sonrasında planım, evde seni uyutmak, uyanınca da 1903'teki Kids and Pets Festivali'ne götürmekti. Akşam da arkadaşım Esra'nın düğününe davetliydik. Sana tüm planı sabahtan anlattım. Neyse doğum günü sonrası eve geldik ve baban, sen, ben güzel bir uykuya daldık. Uyandığımızda festivalin bitmesine nereyse 1 saat kalmıştı. Daha kuaföre de gitmem gerekiyordu, o yüzden festivale gitmemeye karar verdim. Oysa sen, daha önce sana festivale (okul dedim) gideceğimizi söylediğim için soran gözlerle "okul? okul?" diye etrafımda dönmeye başladın heyecanla. Okulun bittiğini, başka zaman gideceğimizi söyleyip, seni babanla bırakıp kuaföre gittim ama içim hiç rahat etmedi. Kuaförden döndüğümde saat 5'i 10 geçiyordu, yani 10 dk önce bitmiş olması gerekiyordu festival. Ama dayanamadım atladık gittik arabayla 5 dakikada festivale. Görüntü hüzünlüydü, herkes toplanmıştı. Bir yerde bir köpek ve kafeste bir papağan görebildik sadece. Yeni yeni toplanmaya başlanan bir masa kalmıştı sadece. Onlardan boya yapabileceğimiz bir şey rica ettim. Bize bez bir çanta ve pembe boya verdiler. Oturduk onu boyadık. Ve sonuçta sözümü tutmuş oldum sana bebeğim. Bir tane de kitap hediye ettiler bize. Çanta, kitap ve aşağıdaki fotoğraflar o günün ve bu dileğin hatırası olsun. Senin de bu konuda hassas olman hayaliyle, öpüyorum bal yanaklarından.




2 Ekim 2018 Salı

124. Yaşam alanlarını sev

Melek kızım...
Daha önce de bahsetmiştim, odanda bazı değişiklikler yaptım. Yatağını açmıştık zaten, duvarı güzel bir griye boyattık, masa-sandalye ve kitaplık aldık babanenlerin verdiği bayramlık harçlıktan, duvara bir dünya haritası yapıştırdık seninle beraber. Duvara ayrıca ahşap ışıklı bir aydede lamba astım, yıldız sticker'lar ve ahşap Mila isimliği yapıştırdım.

Gerçekten çok güzel bir odan oldu. Masanda oturup boya yapmaya bayılıyorsun. Bazen gözümün içine muzipçe bakıp sandalyeleri de boyuyorsun ama olsun!



Çadırına yer kalmadığı için onu salona aldık ama oraya çok iyi oldu. Sığınağımız gibi o bizim. Ara sıra, özellikle yağmur yağarken orada kitaplara bakmak çok zevkli oluyor seninle. Bazen de babanla kudurma yeriniz orası!



Bu arada bir de mutfağın oldu senin. Onu da salona koyduk. Çok sevdin, uzun zaman geçiriyorsun tencere ve tavalarınla! Benim için de sabah kahvaltı hazırlamak daha kolaylaştı, sen kendi mutfağındayken...



İnsanın kendi yaşam alanlarında rahat etmesi ve keyif alması, yaşam kalitesi için çok önemli. Mesela koltuğunu seversen ve o gerçekten rahat bir koltuksa eğer, oturduğunda yorgunluğunu daha kolay atarsın, kendini içinde mutlu ve huzurlu hissedersin çünkü. Ya da balkonun temizse, düzenliyse, çiçekliyse, orada bir kahve içmek her zaman daha cazip olur. Yaşadığı ortama kendini, ruhunu ve emeğini katmalı insan, sahiplenmeli, benimsemeli. O zaman o koltuk, o yastık, o balkon, o ev onun olur. Senin de seveceğin yaşam alanları yaratmanı dilerim bebeğim.




24 Eylül 2018 Pazartesi

123. Güzel bir düğünün olsun

Minik kuzum... Teyzenin düğünü de geldi geçti. Hem de öyle güzel geçti ki... Dilerim senin de o kadar şık ve eğlenceli bir düğünün olsun. İşte fotoğraflar...











15 Eylül 2018 Cumartesi

122. İyi bir hatip ol

Bebişim... Yarın 20 günlük oluyorsun. Ve yaklaşık 18. aydan itibaren müthiş bir zihinsel ve sosyal gelişim içindesin. Gerçekten büyülüyorsun beni. Artık toplam kaç kelime konuşabildiğini sayamıyorum bile çünkü her gün yeni, birkaç kelime ekliyorsun o küçük ve güzel depoya. İnanılmaz zevkli benim için bu macerana tanık olmak, destek olmak. Artık kelimeleri de yavaş yavaş birleştirmeye, şirin cümleler kurmaya bile başladın, seninle sohbet etmek şu sıralar en sevdiğim şey. Beraber kahve içip iki lafın belini kıracağımız günler yakın, çünkü zaman hızlı geçiyor. Bugünkü dileğim babam, yani deden gibi iyi bir hatip olman, her konuştuğunu dinletme yeteneğine sahip olabilmen ve ağzından bal damlaması... İnanılmaz güzel bir özellik çünkü bu ve pek az insana nasip olur. 

Bu arada havalar soğumaya başladı hafiften ama teyzenin düğünü de yaklaştı. İnşallah hava güzel olur o gün. Öpüyorum ensenden.




5 Eylül 2018 Çarşamba

121. Gününü anlamlandır

Kuzum benim, her şeyim... Artık tatiller sona erdi, sonbahar kapıda. Biz de yazın son günlerini şehirde seninle doya doya değerlendiriyoruz. Bir gün Yıldız Parkı'na koşuyoruz. Ve sen bir sincabın ağaca tırmanışını görüyorsun, göl ne demektir anlıyorsun.





Diğer bir gün Taksim'e gidiyoruz metroyla, sen tren kelimesinin anlamını yaşayarak öğreniyorsun, meydanda kuşları kovalıyorsun.




Başka bir gün Bebek Parkı'ndayız. Sonbaharın ilk sarı yapraklarını gösteriyorsun bana, kargaları çağırıyor, gak gak diye taklit ediyorsun onları.




Bir alışveriş merkezinde bebek gezdirdiğin de oluyor, bahçemizde babanla salatalık topladığın da...








Sonuç olarak bebeğim, günlerin dolu dolu, öğrenerek, yaşayarak, sevinerek, şaşırarak, heyecanlanarak geçiyor. Bunun için çabalıyorum. Senin için de dileğim yaşayacağın her güne küçük de olsa bir anlam katman. Bir gün daha önce tatmadığın bir çikolata olur o güne değer katan, başka bir gün belki yaşlı annenle bir gezinti! Öpüyorum minik burnundan, tatlı ensenden, koklamaya doyamadığım...



31 Ağustos 2018 Cuma

120. Yakınlarınla daha sık görüş

Bebeğim, bitanem...
15 günlük Ayvalık-Ören maceramız ve bu yılın son yaz tatili de sona erdi. Çok da güzel geçti  iki taraf da... Ayvalık'ta babane, dede ve halana doydun, Demir, Eylül, Ata ve Derin ablanla buluştun. Ören'de annanen, deden ve teyzene kavuştun, Leyla'yla coştun. Bu post fotoğraf ağırlıklı olacak ama demek istediğim çok açık. En yakınlarınla, seni çok sevenlerle bol bol zaman geçir. Her fırsatta...