24 Eylül 2018 Pazartesi

123. Güzel bir düğünün olsun

Minik kuzum... Teyzenin düğünü de geldi geçti. Hem de öyle güzel geçti ki... Dilerim senin de o kadar şık ve eğlenceli bir düğünün olsun. İşte fotoğraflar...











15 Eylül 2018 Cumartesi

122. İyi bir hatip ol

Bebişim... Yarın 20 günlük oluyorsun. Ve yaklaşık 18. aydan itibaren müthiş bir zihinsel ve sosyal gelişim içindesin. Gerçekten büyülüyorsun beni. Artık toplam kaç kelime konuşabildiğini sayamıyorum bile çünkü her gün yeni, birkaç kelime ekliyorsun o küçük ve güzel depoya. İnanılmaz zevkli benim için bu macerana tanık olmak, destek olmak. Artık kelimeleri de yavaş yavaş birleştirmeye, şirin cümleler kurmaya bile başladın, seninle sohbet etmek şu sıralar en sevdiğim şey. Beraber kahve içip iki lafın belini kıracağımız günler yakın, çünkü zaman hızlı geçiyor. Bugünkü dileğim babam, yani deden gibi iyi bir hatip olman, her konuştuğunu dinletme yeteneğine sahip olabilmen ve ağzından bal damlaması... İnanılmaz güzel bir özellik çünkü bu ve pek az insana nasip olur. 

Bu arada havalar soğumaya başladı hafiften ama teyzenin düğünü de yaklaştı. İnşallah hava güzel olur o gün. Öpüyorum ensenden.




5 Eylül 2018 Çarşamba

121. Gününü anlamlandır

Kuzum benim, her şeyim... Artık tatiller sona erdi, sonbahar kapıda. Biz de yazın son günlerini şehirde seninle doya doya değerlendiriyoruz. Bir gün Yıldız Parkı'na koşuyoruz. Ve sen bir sincabın ağaca tırmanışını görüyorsun, göl ne demektir anlıyorsun.





Diğer bir gün Taksim'e gidiyoruz metroyla, sen tren kelimesinin anlamını yaşayarak öğreniyorsun, meydanda kuşları kovalıyorsun.




Başka bir gün Bebek Parkı'ndayız. Sonbaharın ilk sarı yapraklarını gösteriyorsun bana, kargaları çağırıyor, gak gak diye taklit ediyorsun onları.




Bir alışveriş merkezinde bebek gezdirdiğin de oluyor, bahçemizde babanla salatalık topladığın da...








Sonuç olarak bebeğim, günlerin dolu dolu, öğrenerek, yaşayarak, sevinerek, şaşırarak, heyecanlanarak geçiyor. Bunun için çabalıyorum. Senin için de dileğim yaşayacağın her güne küçük de olsa bir anlam katman. Bir gün daha önce tatmadığın bir çikolata olur o güne değer katan, başka bir gün belki yaşlı annenle bir gezinti! Öpüyorum minik burnundan, tatlı ensenden, koklamaya doyamadığım...



31 Ağustos 2018 Cuma

120. Yakınlarınla daha sık görüş

Bebeğim, bitanem...
15 günlük Ayvalık-Ören maceramız ve bu yılın son yaz tatili de sona erdi. Çok da güzel geçti  iki taraf da... Ayvalık'ta babane, dede ve halana doydun, Demir, Eylül, Ata ve Derin ablanla buluştun. Ören'de annanen, deden ve teyzene kavuştun, Leyla'yla coştun. Bu post fotoğraf ağırlıklı olacak ama demek istediğim çok açık. En yakınlarınla, seni çok sevenlerle bol bol zaman geçir. Her fırsatta...










16 Ağustos 2018 Perşembe

119. Kalbimi sık sık erit

Meleğim, biricik bebeğim. Öncelikle döküntülerin geçti. Sanırım el-ayak hastalığı geçirdin ve Mira'ya da bulaştırdın. Neyse ki ikiniz de hafif bir şekilde atlattınız. Biz bugün bayram tatili için Ayvalık-Ören yolcularıyız. 10-15 gün kadar kalırız herhalde. Sonra döneceğiz ve teyzenin düğün telaşı başlayacak. O da bitince sonbahar gelecek...

Dün ufacık bir hareketinle kalbimi öyle bir erittin ki gözlerim dolu dolu kalakaldım. Matında oynarken birden sırt üstü yattın ve yana dönüp "Inna ınna" diyerek yan tarafı gösterdin. Benim de oraya yatmamı istedin yani. Ben de yatıp sana doğru döndüm ve uzun bir süre öylece bakıştık, göz göze kaldık, sonra kıkırdadık. Bu basit bir şeymiş gibi durabilir okuyunca ama hadi şu klasik lafla sonlandırayım. "Anne olunca anlarsın." Dileğim de böyle anları sık sık yaşamamız olsun.


6 Ağustos 2018 Pazartesi

118. Döküntüler yok olsun

Milakuşum, 15 gün yazmayarak rekor kırdım. Bu arada çok şey oldu ama. Mesela senin bir arkadaşın oldu, ismi Mira. Hatta annesi de benim arkadaşım oldu, ismi Jamie. Bizim parkta tanıştık ve kaynaştık. İki hafta önce doğum günü vardı, oraya gittik.


Doğum günü cumartesiydi ve biz babanla o gece saat 11 gibi aniden karar verip saat sabah 6'ya Bodrum bileti aldık. Sen yukarıda mışıl mışıl her şeyden habersiz uyurken ben telaş içinde bavul hazırlamakla meşguldüm. Bu tip ani tatilleri bekar ya da çocuksuzken çok yapardık, ama sen varken de yapabiliyor olmak acayip hoşumuza gitti. Bu arada o gün aynı zamanda odan boyanmıştı. Çünkü artık beşikte yatmıyorsun, onu açtık (bunu da Mira'nın babası yaptı aslında), duvardaki sticker'ları sökmeye, odaya yeni bir hava kazandırmaya karar verdim ben de. Dolayısıyla tek duvarı griye boyattım ve bazı yeni dekoratif objeler ısmarladım ama bu başka bir yazı ve dileğin konusu. 

Neyse biz aniden 3 gecelik Bodrum tatilimize çıktık ve çarşamba günü döndük, ben ancak fırsat bulabiliyorum yazmaya. Tatil müthiş güzel geçti. Girdiğimiz en güzel denizlerden biriydi. Denizde bol bol balık besledik. Sen de daha alıştın denize ve yüzmeye. 







İşte geldik bu dileğin konusuna... Döndükten 2 gün sonra hafif bir ateşle birlikte kollarında ve bacaklarında bir takım döküntüler çıktı. Kaldığımız otelin havuzu çok kalabalıktı ve güzelim deniz varken havuza girmeyi tercih etmedik tabii. Sadece bir kez seninle birlikte ve çok kısa bir süreliğine girdik. Umuyorum ki orada bir hastalık kapmamışsındır. Bu döküntüler ne ise hemencecik kaybolur gider hayatımızdan.


23 Temmuz 2018 Pazartesi

117. İz bırak

Bebeğim, minicik meleğim. Sen büyüdükçe hayat daha eğlenceli oluyor. Ve tabii daha yorucu. Ama bin kez değer. O kadar çok yeni şey yapıyorsun ki her ay, her hafta. Mesela ilk kez scooter'a bindin. Deden almıştı sana, ilk kez dondurma yedin ve bayıldın. İlk kez hortumla bahçe suladın. 18 ayı bitirmenle birlikte artık neredeyse her şeyi anlıyor, tüm komutları yerine getiriyorsun. Şaka yapıyorsun, taklit yapıyorsun, dans ediyorsun. Birçok yeni kelime öğrendin. Ay'ı çok seviyorsun, "anne" "baba" diye hitap ediyorsun artık bize. Sağlıklısın, mutlusun. Daha ne isterim, ne isteriz... Çok şükür. 

Bugünkü dileğin konusu da iki ilkle ilgili. İlk kez evin bir mobilyasını boya kaleminle boyadın. Bu da klasiktir ya, her çocuk yapar sanki bunu. Mutfak çekmecelerini seçtin bunun için. İkinci bıraktığın iz de kendi bedeninde. Düştün ve dizlerin yara oldu, kabuk bağladı. Bu da bir klasiktir. Annen de öyle büyüdü, baban da... Sen de biraz daha büyüyünce o kabukları koparma isteği duyacaksın belki içten içe... Dizlerindekinin hemen geçmesini istiyorum tabii ama çekmecedeki o kadar hoşuma gitti ki silmedim bile. 



Dileğim, karşına çıkacak insanların kalbinde de güzel izler bırakman bebeğim.