Meleğim, biricik bebeğim. Öncelikle döküntülerin geçti. Sanırım el-ayak hastalığı geçirdin ve Mira'ya da bulaştırdın. Neyse ki ikiniz de hafif bir şekilde atlattınız. Biz bugün bayram tatili için Ayvalık-Ören yolcularıyız. 10-15 gün kadar kalırız herhalde. Sonra döneceğiz ve teyzenin düğün telaşı başlayacak. O da bitince sonbahar gelecek...
Dün ufacık bir hareketinle kalbimi öyle bir erittin ki gözlerim dolu dolu kalakaldım. Matında oynarken birden sırt üstü yattın ve yana dönüp "Inna ınna" diyerek yan tarafı gösterdin. Benim de oraya yatmamı istedin yani. Ben de yatıp sana doğru döndüm ve uzun bir süre öylece bakıştık, göz göze kaldık, sonra kıkırdadık. Bu basit bir şeymiş gibi durabilir okuyunca ama hadi şu klasik lafla sonlandırayım. "Anne olunca anlarsın." Dileğim de böyle anları sık sık yaşamamız olsun.
Bu blog aslında sadece bir kişi için açıldı. Şu an karnımda kendi kendine oyunlar oynayan ve her geçen gün hızla büyümeye devam eden bebeğim için. Her yazı, senin için tuttuğum bir dilek içerecek bebeğim. Bir gün okuyabilmen dileğiyle...
16 Ağustos 2018 Perşembe
6 Ağustos 2018 Pazartesi
118. Döküntüler yok olsun
Milakuşum, 15 gün yazmayarak rekor kırdım. Bu arada çok şey oldu ama. Mesela senin bir arkadaşın oldu, ismi Mira. Hatta annesi de benim arkadaşım oldu, ismi Jamie. Bizim parkta tanıştık ve kaynaştık. İki hafta önce doğum günü vardı, oraya gittik.
Doğum günü cumartesiydi ve biz babanla o gece saat 11 gibi aniden karar verip saat sabah 6'ya Bodrum bileti aldık. Sen yukarıda mışıl mışıl her şeyden habersiz uyurken ben telaş içinde bavul hazırlamakla meşguldüm. Bu tip ani tatilleri bekar ya da çocuksuzken çok yapardık, ama sen varken de yapabiliyor olmak acayip hoşumuza gitti. Bu arada o gün aynı zamanda odan boyanmıştı. Çünkü artık beşikte yatmıyorsun, onu açtık (bunu da Mira'nın babası yaptı aslında), duvardaki sticker'ları sökmeye, odaya yeni bir hava kazandırmaya karar verdim ben de. Dolayısıyla tek duvarı griye boyattım ve bazı yeni dekoratif objeler ısmarladım ama bu başka bir yazı ve dileğin konusu.
Neyse biz aniden 3 gecelik Bodrum tatilimize çıktık ve çarşamba günü döndük, ben ancak fırsat bulabiliyorum yazmaya. Tatil müthiş güzel geçti. Girdiğimiz en güzel denizlerden biriydi. Denizde bol bol balık besledik. Sen de daha alıştın denize ve yüzmeye.
İşte geldik bu dileğin konusuna... Döndükten 2 gün sonra hafif bir ateşle birlikte kollarında ve bacaklarında bir takım döküntüler çıktı. Kaldığımız otelin havuzu çok kalabalıktı ve güzelim deniz varken havuza girmeyi tercih etmedik tabii. Sadece bir kez seninle birlikte ve çok kısa bir süreliğine girdik. Umuyorum ki orada bir hastalık kapmamışsındır. Bu döküntüler ne ise hemencecik kaybolur gider hayatımızdan.
23 Temmuz 2018 Pazartesi
117. İz bırak
Bebeğim, minicik meleğim. Sen büyüdükçe hayat daha eğlenceli oluyor. Ve tabii daha yorucu. Ama bin kez değer. O kadar çok yeni şey yapıyorsun ki her ay, her hafta. Mesela ilk kez scooter'a bindin. Deden almıştı sana, ilk kez dondurma yedin ve bayıldın. İlk kez hortumla bahçe suladın. 18 ayı bitirmenle birlikte artık neredeyse her şeyi anlıyor, tüm komutları yerine getiriyorsun. Şaka yapıyorsun, taklit yapıyorsun, dans ediyorsun. Birçok yeni kelime öğrendin. Ay'ı çok seviyorsun, "anne" "baba" diye hitap ediyorsun artık bize. Sağlıklısın, mutlusun. Daha ne isterim, ne isteriz... Çok şükür.
Bugünkü dileğin konusu da iki ilkle ilgili. İlk kez evin bir mobilyasını boya kaleminle boyadın. Bu da klasiktir ya, her çocuk yapar sanki bunu. Mutfak çekmecelerini seçtin bunun için. İkinci bıraktığın iz de kendi bedeninde. Düştün ve dizlerin yara oldu, kabuk bağladı. Bu da bir klasiktir. Annen de öyle büyüdü, baban da... Sen de biraz daha büyüyünce o kabukları koparma isteği duyacaksın belki içten içe... Dizlerindekinin hemen geçmesini istiyorum tabii ama çekmecedeki o kadar hoşuma gitti ki silmedim bile.
Bugünkü dileğin konusu da iki ilkle ilgili. İlk kez evin bir mobilyasını boya kaleminle boyadın. Bu da klasiktir ya, her çocuk yapar sanki bunu. Mutfak çekmecelerini seçtin bunun için. İkinci bıraktığın iz de kendi bedeninde. Düştün ve dizlerin yara oldu, kabuk bağladı. Bu da bir klasiktir. Annen de öyle büyüdü, baban da... Sen de biraz daha büyüyünce o kabukları koparma isteği duyacaksın belki içten içe... Dizlerindekinin hemen geçmesini istiyorum tabii ama çekmecedeki o kadar hoşuma gitti ki silmedim bile.
Dileğim, karşına çıkacak insanların kalbinde de güzel izler bırakman bebeğim.
13 Temmuz 2018 Cuma
116. Anlık gülüşlerin kıymetini bil
Kızım, Ören'den bugün döndük. Güzel geçti, hem dinlendim hem de aileyle hatta sülaleyle bolca vakit geçirdik seninle. Fotoğrafları aşağıda bulacaksın ama öncelikle bugünün konusu bir liste ile ilgili. Hayatımdaki en güzel zaman dilimlerini sıraladım:
En güzel yılım: Babanla geçirdiğim ilk yıl. Aşkın ilk yılı, gezme, tozma, heyecan.
En güzel mevsimim: Çocukluğumun yazları. Ailemle, sıcacık, dolu dolu, eğlenceli.
En güzel ayım: Teyzenle Floransa'da ayakkabı tasarımı eğitimi aldığımız ay. Özgür ve lezzetli.
En güzel haftam: Seninle geçirdiğimiz ilk hafta: Aşırı ama aşırı mutlu, sarhoş gibi yorgun ve mutlu.
En güzel günüm: Babanla evlendiğimiz gün. Coşku, stres ve heyecan bir arada.
En güzel saatim: Seni ilk günler 1 saate yakın emziriyordum. O saatlerden biri.
En güzel dakikam: Kalp atışını duyduğum dakika. Neredeyse seninki kadar hızlı attı benimki de.
En güzel saniyem: Hamile olduğumu öğrendiğim saniye. Anlatamam...
En güzel anım: Baban, sen ve benim aynı anda güldüğümüz tüm anlar. Bu aralar çok olmaya başladı. Komik bir şey oluyor ve üçümüz aynı anda kopuyoruz. Senin komikliği anlamana mı bayılsam aynı anda gülmenin güzelliğine mi şükretsem... Bu anlar çok olsun ve kıymetini bilelim kuşum. Hep şükredelim.

En güzel yılım: Babanla geçirdiğim ilk yıl. Aşkın ilk yılı, gezme, tozma, heyecan.
En güzel mevsimim: Çocukluğumun yazları. Ailemle, sıcacık, dolu dolu, eğlenceli.
En güzel ayım: Teyzenle Floransa'da ayakkabı tasarımı eğitimi aldığımız ay. Özgür ve lezzetli.
En güzel haftam: Seninle geçirdiğimiz ilk hafta: Aşırı ama aşırı mutlu, sarhoş gibi yorgun ve mutlu.
En güzel günüm: Babanla evlendiğimiz gün. Coşku, stres ve heyecan bir arada.
En güzel saatim: Seni ilk günler 1 saate yakın emziriyordum. O saatlerden biri.
En güzel dakikam: Kalp atışını duyduğum dakika. Neredeyse seninki kadar hızlı attı benimki de.
En güzel saniyem: Hamile olduğumu öğrendiğim saniye. Anlatamam...
En güzel anım: Baban, sen ve benim aynı anda güldüğümüz tüm anlar. Bu aralar çok olmaya başladı. Komik bir şey oluyor ve üçümüz aynı anda kopuyoruz. Senin komikliği anlamana mı bayılsam aynı anda gülmenin güzelliğine mi şükretsem... Bu anlar çok olsun ve kıymetini bilelim kuşum. Hep şükredelim.
4 Temmuz 2018 Çarşamba
115. Spontaneye güven
Milakuşum, biz ani bir kararla tatile kaçtık. Ölüdeniz ve Kaş'a gittik. Aslında başka bir plan yapmıştık ama ben ehliyetimi unuttuğum için onu gerçekleştiremedik ve her şey spontane gelişti. Böylesi çok daha güzel oldu. Ölüdeniz'de bir karavanda kaldık, denize girmeyi sevdin ve ilk kez lunaparka gittin, paraşütleri gördün. Kaş ise benim için çok özel bir yerdir, 5 senedir gitmemiştim ve senin de görmeni çok istiyordum. Üçümüzün orada olması inanılmaz değerliydi. O yüzden bugünkü dileğim şudur ki, yaptığın plan bozulursa ve gerçekleşme ihtimali yok olursa üzülme. Belki de seni çok daha güzel anlar yaşayacağın bir gelecek bekliyordur. Hemen yeni bir rota çiz ve çok düşünmeden harekete geç. Bu arada yarın da Ören'e gidiyoruz dedenlerle. Şimdi hazırlık yapmam gerekiyor. Muckkkkkk.
24 Haziran 2018 Pazar
114. Soruların bitmesin
Mila, bugün çok önemli bir seçim var. Türkiye'nin kaderini, hepimizin hayatını, siz çocukların geleceğini etkileyecek çok önemli bir soru yanıt bulacak. İnşallah ama inşallah kalbimizdeki olur. Gerçekten heyecanlıyım.
Bugünkü dileğimin konusu da senin soruların. Her şeyi ama her şeyi soruyorsun bize kızım. Her şeyin ne olduğunu öğrenmek istiyorsun. Bu? demiyorsun ama Iı? diye soruyorsun. Önemi yok nasıl sorduğunun. Hep sor kuşum. Çocukluktaki bu müthiş öğrenme iştahın daim olsun. Seni seviyorum. Sorularını asla cevapsız bırakmayacağım.
Bugünkü dileğimin konusu da senin soruların. Her şeyi ama her şeyi soruyorsun bize kızım. Her şeyin ne olduğunu öğrenmek istiyorsun. Bu? demiyorsun ama Iı? diye soruyorsun. Önemi yok nasıl sorduğunun. Hep sor kuşum. Çocukluktaki bu müthiş öğrenme iştahın daim olsun. Seni seviyorum. Sorularını asla cevapsız bırakmayacağım.
17 Haziran 2018 Pazar
113. O bahçeyi unutma
Bebeğim... Bugün Ramazan Bayramı'nın 3. günü, aynı zamanda Babalar Günü. Sen uyuyorsun şu an ama az sonra uyanırsın. Mangal yapacağız birazdan. Sabahtan çok şiddetli yağmur yağdı ama şimdi kurudu yerler. Bugünkü yazı konusu ne bayram ne de babalar günü ama. Geçen hafta evde ilaçlama olacaktı o yüzden seninle Pendik'te kaldık 2 gün. Annanemin evinin bahçesiyle de bu vesileyle tanışmış oldun sen işte. Deniz abinle orada bol bol koşturdunuz, eğlendiniz.
Teyzelerin, dayıların ve annen hep bu bahçede büyüdü kuşum. O yüzden çok kıymetlidir her metrekaresi. Değerini bil, koru ve tadını çıkar isterim.
Babanla ve dedenle bir fotoğrafınızı koymadan da bitmesin bu babalar günü.
Teyzelerin, dayıların ve annen hep bu bahçede büyüdü kuşum. O yüzden çok kıymetlidir her metrekaresi. Değerini bil, koru ve tadını çıkar isterim.
Babanla ve dedenle bir fotoğrafınızı koymadan da bitmesin bu babalar günü.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
