24 Haziran 2018 Pazar

114. Soruların bitmesin

Mila, bugün çok önemli bir seçim var. Türkiye'nin kaderini, hepimizin hayatını, siz çocukların geleceğini etkileyecek çok önemli bir soru yanıt bulacak. İnşallah ama inşallah kalbimizdeki olur. Gerçekten heyecanlıyım.

Bugünkü dileğimin konusu da senin soruların. Her şeyi ama her şeyi soruyorsun bize kızım. Her şeyin ne olduğunu öğrenmek istiyorsun. Bu? demiyorsun ama Iı? diye soruyorsun. Önemi yok nasıl sorduğunun. Hep sor kuşum. Çocukluktaki bu müthiş öğrenme iştahın daim olsun. Seni seviyorum. Sorularını asla cevapsız bırakmayacağım.






17 Haziran 2018 Pazar

113. O bahçeyi unutma

Bebeğim... Bugün Ramazan Bayramı'nın 3. günü, aynı zamanda Babalar Günü. Sen uyuyorsun şu an ama az sonra uyanırsın. Mangal yapacağız birazdan. Sabahtan çok şiddetli yağmur yağdı ama şimdi kurudu yerler. Bugünkü yazı konusu ne bayram ne de babalar günü ama. Geçen hafta evde ilaçlama olacaktı o yüzden seninle Pendik'te kaldık 2 gün. Annanemin evinin bahçesiyle de bu vesileyle tanışmış oldun sen işte. Deniz abinle  orada bol bol koşturdunuz, eğlendiniz.




Teyzelerin, dayıların ve annen hep bu bahçede büyüdü kuşum. O yüzden çok kıymetlidir her metrekaresi. Değerini bil, koru ve tadını çıkar isterim.

Babanla ve dedenle bir fotoğrafınızı koymadan da bitmesin bu babalar günü.




12 Haziran 2018 Salı

112. Yaz aşkı yaşa

Kuzucum, gittik geldik, tatilimiz güzel ve sorunsuz geçti. Sadece ilk gece çok fazla uyandın ve huzursuzdun ama sanırım yerini yadırgadığın içindi o. Bir de yaşadığın adrenalinden... Hem denize hem de havuza girdin mesela, yine ağlayarak ve istemeye istemeye de olsa. Sonlara doğru alışır gibi oldun çıkmak pek istemedin gerçi ama yine de denizden de havuzdan da hoşlandığın söylenemez. Ama asıl heyecanın bence yeni arkadaşlıkların nedeniyleydi. Kayra, Roni, Vrek, Oriello şu an hatırladığım isimler sadece. Nerede bir çocuk görsen yanına koştun. Siz çocuklar, biz yetişkinlerin algılayamayacağı şekilde birbirinizle anlaşıp bir ilişki kuruyorsunuz bence. Birbirinizin dilinden anlıyor, hemen bir oyun kuruyorsunuz. Bu aslında çok büyüleyici bir şey... 

Sanırım arkadaşların arasında seni en çok etkileyen ve en iyi anlaştığın Kayra'ydı. İlk yaz aşkını yaşadın diye bir şaka yapabiliriz. Yemek öncesi flörtler, yemek yerken masadan masaya bakışmalar, gülüşmeler ve yemek sonrası dans. Daha ne olsun işte! Blogumun sıkı takipçisi Füsun teyzenin de önerisiyle, bugünkü dilek yaz aşkı ile ilgili olsun madem. Dileğim çok kısa ve net. Yaz aşkı yaşaman sadece... Evet kısa, evet kalp kırıcı ve evet sonu yok. Ama aynı zamanda o kadar heyecan verici ve karşı konulmaz ki... Belki de biteceğini (muhtemelen) bildiğimiz için, yaşanılan her an çok daha kıymetli olduğu içindir bu çekim. Ne olursa olsun, bir yaz aşkı hikayen olsun kalbinde.


Bu arada hiç bu kadar yorulduğum bir tatil hatırlamıyorum. Gece çıkmadığım ve içki içmediğim halde üstelik! Çünkü sürekli peşindeydik. Baban da ben de... Akşamları da tavuk gibi 9:30'da odaya çıkıp seni uyuttuktan sonra balkonda eski gece kuşu tatillerimizi anarak şu halimize inanamadık. Ama yine de çok eğlenceli seninle her şey... Hem tatil, hem de hayat kuşum.


1 Haziran 2018 Cuma

111. Uyku düzenini koru

Milam, yarın tatile gidiyoruz. Side'de 4 gece kalacağız. Heyecanlıyım, çünkü yürümeye başladıktan sonraki ilk tatilimiz olacak bu. Eminim çok daha yorucu ama çok daha da eğlenceli geçecek. Kova kürek bile aldık sana. 

Tam 1 ay önce, 1 Mayıs'ta uyku eğitimin ile ilgili harekete geçmeye karar verdim ben. Birebir uygulamadım hiçbir metodu. Kendi kafama göre bir yön çizdim. Amacım kendi kendine uyumayı öğrenmendi. Öncesinde emzirmeye de vardım. Ve şu an geldiğimiz nokta muhteşem. Sabah 7-8 arası uyanıyorsun. Öğlen 12:30 gibi parktan gelir gelmez emziriyorum seni ve memede uyumadan yatağına yatırıyorum. Beyaz gürültüyü açıyorum. Gerekirse, "herkes uyudu, baba uyudu, kedi uyudu, havhav uyudu" diyorum. Bazen buna bile gerek kalmadan sen tavşanına sarılıp uyuyorsun. Tam 3 saat! Akşam ise 9'da banyo sonrası yine meme ve dalmadan yatak. Sorunsuzca uykuya geçiş. Gece 1 ya da 2 kez uyanma. Ne diyim, bundan iyisi Şam'da kayısı. 

Ama şimdi tatil, bambaşka bir mekan, bambaşka yatak, ses, hareket! Neler olacağını tahmin edemiyorum. Korkum orada sorun çıkmasından çok dönüşte bir daha asla bu düzeni yakalayamama ihtimali... Neyse bakalım gidicez, dönücez, görücez. Veni, vidi, vici baby! Hadi bize iyi tatiller.

28 Mayıs 2018 Pazartesi

110. Hayal kırıklıklarının etkisi çabuk geçsin

Kuzum, içimi hafif burkan (itiraf ediyorum, aslında beni neredeyse ağlatan) bir olay yaşandı geçen gün parkta. Çiçek toplayıp insanlara verme huyun var malum bu ara. Parktaki çocuklara da veriyorsun zaman zaman. Yine parkta senden az büyük bir kıza vermek istedin elindeki papatyayı. Ancak kız almaya yanaşmayınca bakıcısı aldı. Sen pes etmedin, bir papatya daha kopardın ve gülümseyen yüzünle tekrar uzattın. Ve kız yine almadı. Geçen gün iftar yemeğinde dedenle dolanırken yine bir çocuğa uzatmışsın almamış, koşup peşinden önüne çıkıp tekrar vermeye çabalamışsın, yine almamış çocuk... Niye almıyorlarsa! Çok ilginç... Neyse bunlar sende hayal kırıklığı yaratmış mıdır acaba? Henüz o duygusal olgunluğa ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Ancak her insanın hayatında hayal kırıklığı denen şeyin olduğunu gayet iyi biliyorum. Dileğim az sayıda ve az hasarlı hayal kırıklıkları yaşaman olacak canım kızım.

Bu arada bugün ilk futbol maçını da izlemiş oldun bizim buradaki Çilekli Tesislerinde yapılan maçta. Simurgspor'un yakışıklı futbolcusuna verdiğin gül, eğer yaşadıysan eminim ki o hayal kırıklıklarını unutturmuştur. 




Not: Ben Galatasaraylıyım, baban Fenerbahçeli, acaba sen hangi takımlı olacaksın...


17 Mayıs 2018 Perşembe

109. Sözcüklerini iyi seç

Kuzum, galiba ilk kez 2 gün ard arda yazıyorum ama üstünden fazla geçmeden not edeyim bunu da dedim. Çünkü Anneler Günü'nde benim için en güzel hediyeyi verdin bana ve "ANNE" dedin. Yani aslında tam olarak anne değil "NNINNA" ama olsun. İlk kez "Anne" de dediğim zaman karşılık veriyorsun, çabalıyorsun söylemeye. Bu vesileyle şu zamana kadar söyleyebildiğin sözcüklerin hepsini aşağıya not alıyorum. Çünkü söz uçar, yazı kalır. Naçizane dileğim ise hayatta hep doğru sözcükleri seçmen. İletişimde kullandığın sözcükler o kadar önemli ki tüm ilişkilerinde seni bambaşka noktalara taşır. Mutluluğunda da hüznünde de kendini güzel ifade edebilmeni, öfkelendiğinde sonradan üzüleceğin sözcükler kullanarak sevdiklerini kırmamanı dilerim yavrum.

Sözcük                                 Söylediğin

Nerede                                  Neyde
Neredesin                              Neydesi
Kedi                                       Tısstıs
Köpek                                    Havav
Gel                                         Ge
Al                                           A
Cici                                        Jiji
Baba                                      Baba
Dede                                      Dede
Anne                                      Nnınna
Çiçek                                     Jije
Meme                                    Meme
Mama                                    Mama
Araba                                     Duuduu
Kuş                                        Pu
Top                                        Boa
Uç                                          Çu



16 Mayıs 2018 Çarşamba

108. Bir yol bul

Milakuşum, seninle birlikte 2. (aslında 3. denebilir, ilkinde karnımdaydın ama henüz mutlu haberi almamıştım) Anneler Günümüz geldi de geçti bile. Çok da güzel geçti. Bir mangal partisi yaptık ve anneannen, deden, teyzen ve Cem, Cem'in annesi, Zinkler ve Esra teyzenler de geldi.



O gün aynı zamanda hastanede hamile olduğumu öğrendiğim günün tam 2. yıldönümü oluyordu. Ama kesin emin olmak için iki gün sonra bir test daha yapılması gerekiyordu ki o da Salı gününe yani düne denk geldi. Benim için özel olan bu gün için bir plan yapmıştım bir süre öncesinden. Çocukluğumdan hatırladığım kırlarda koşup gelincik toplama hayalimi yeniden, bu sefer çocuğumla gerçekleştirmek istedim. İstanbul'a yakın gelincik tarlalarını araştırdım. En uygun seçenek Çatalca civarıydı. Orada İnceğiz köyünde pek çok gelincik tarlası olan fotoğraf gördüm Instagram'da. Ve sabah, daha kahvaltı bile etmeden atladık arabaya, köşedeki simitçiden bir simit alıp paylaştık seninle, yiye yiye koyulduk yola. Navigasyonu açmıştım tabii. Yaklaşık 1 saat sonra Çatalca sapağından saptık. Otoyol kenarında bile gelincikler görmeye ve havanın mis kokusunu duymaya başlayınca heyecanım arttı. Fakat Çatalca sapağından sonra navigasyon saçmalamaya başladı. Birden u dönüşleri yaptırmaya başlattı bana, İstanbul yönüne yönlendirdi falan. Tam artık ne yapacağımı şaşırmışken patika bir yol çıktı karşıma. Ve ben de bir an düşünüp navigasyonu kapadım ve saptım oraya. O kimsenin olmadığı toprak yol kenarında gelincikler, papatyalar ve sarı, mor farklı renklerde kır çiçeklerinin olduğu bir arazi çıktı karşıma. İşte aradığım buydu ve bu kadar basitti aslında. Navigasyonu tekrar çalıştırıp illa ki o köye gitmeye çalışabilirdim ya da panik olup aniden dönüş kararı alabilirdim (sen de huysuzlaşmaya başlamıştın artık). Yapmadım. Pratik düşünüp hızlıca karar verdim. Ve istediğimi aldım. Orada ikimiz çiçeklerin, böceklerin, taşın, toprağın, ağaçların, çalıların arasında çok güzel bir yarım saat geçirdik. Çiçek topladık, fotoğraflar, videolar çektik, sen toprak yola ellerini sürterek çok eğlendin. Hatta biraz emzirdim bile seni. Acaba yılan çıkar mı korkusu olsa da kırlara daldık beraber, çekinmedim. Yani diyeceğim o ki Mila, her zaman planladığın şeyi birebir uygulamak en doğru ve güzel yol değildir. Bazen en güzel yol patikadır. Sen yeter ki sapağı kaçırma.