24 Şubat 2018 Cumartesi

97. Kendine verdiğin sözleri tutmaya çalış

Bir tanecik kuzucuğum... Benim ve babanın doğum günü de geçti işte. Yılbaşı, senin doğum günün, Sevgililer Günü derken Ocak ve Şubat ayları kutlama ayları oluyor bizim için. Şimdi sakince baharı beklemenin vakti geldi. Bu kış kar yağmadı maalesef. Sadece biraz atıştırdı bir gün. Onu bile şaşkınlıkla izledin, kim bilir her tarafı bembeyaz görseydin nasıl bir tepki verirdin. Gerçi hala yağabilir belki de, ama muhtemelen seneye kaldı kar heyecanı. 

Doğum günüm için babanın sürpriziyle Antalya'ya gittik 2 geceliğine. Ve inanılmaz güzel bir tatil yaşadık beraber. Geçen seneden sonraki en güzel geçen doğum günümdü. (Geçen sene sen 1 ay 3 günlüktün ve beraber ilk kez parka gitmiştik o gün.) Antalya'da hava müthişti, 22-23 dereceler arasındaydı ve biz ısıtmalı açık havuzda yüzdük beraber. Gerçi sen çok korktun hem kendinin hem de bizim girmemizden. Etrafta çocuk varken biraz daha cesaretliydin ama kısa süreliğine de olsa açık havuza da kapalıya da girdin. Her tatilde daha çok deneyim kazanıyoruz ve çok daha mutlu anlar yaşıyoruz, hem büyüdüğün için hem de birbirimizle gittikçe daha çok eğlenmeye başladığımız için. Biz çok güzel bir üçlü olduk kuşum. Çok seviyorum seyahat eden bizi. Dün de babanın doğum günüydü ve ilk kez meyhaneye gittin! Bizim buradaki Leyla Meyhanesi'ne gittik yine sadece 3'ümüz. Sen sıkıldığın için kısa sürse de tatlı bir anı oldu işte.





Gelelim bu dileğin konusuna. Artık iyice hareketlendiğin ve bazen gündüz tek sefer uyuduğun için boş vaktim gittikçe azaldı. Okumak istediğim dergiler, kitaplar, izlemek istediğim filmler var ama hiçbiri için zamanım yok. Sen uyurken ya sırada bekleyen ev işini yapıyorum ya da bir dizi izleyip kafamı dağıtıyorum. (Fringe izliyorum bu ara 2. kez) Bazen bu bloga yazmak bile zor geliyor, kafamı toparlayamıyorum. Geçici bir dönemdir belki ama enerjim azaldı. 40 yaş sendromu mudur nedir! Ama asıl beni rahatsız eden, doğum günümden sonra başlamaya karar vermeme rağmen hala yazmak istediğim masal kitabına başlayamamış olmak. Kendimi o disipline sokamıyorum. Aslında günde 1 saat bile yazsam yeter. Ama hangi 1 saat? Belki de geceleri 1 saat az uyumayı göze alıp, kendime bir kahve yapıp yazacağım. Ama bunu mutlaka yapacağım. Diğer tutamadığım söz ise seninle ve uykularınla ilgili. Sanırım herhangi bir şekilde "uyku eğitimi" ya da "emmeden uyutma" gibi bir çabaya giremeyeceğim. Oluruna bıraktım, çünkü bu yaz da emzirmeye karar verdim seni. Hazır sütüm varken, sen emmeye bu kadar düşkünken ve sayısız yararını bilirken seni ondan ayıramam. Zaten benim için de kolay olmayacaktı. Belki sen 20-21 aylık olduğunda daha kolay olur vazgeçmemiz ikimizin de... 

Neyse, sadece başkalarına değil kendine verdiği sözleri tutamayınca da rahatsız olur insanlar kızım. Dilerim sen bu sıkıntıyı hiç yaşamazsın ya da mümkün olduğu kadar az yaşarsın. Öpüyorum ve yatıyorum, çok uykum var. 

13 Şubat 2018 Salı

96. Ev kazalarından korun

Miniğim, sana bu dileği tek elle yazıyorum. Çünkü bugün küçük bir ev kazası geçirdim! Elimde halı, üst kattan inerken takıldım ve merdivenlere düştüm. Allahtan bileğimde ve dirseğimde sadece ezilmeyle atlattım. Sen de yürüme arifesindesin, artık elimizden tutarak yürüyebiliyorsun ve biliyorum düşeceksin de çokça. Ama umuyorum ki ciddi sonuçlar yaratmayan düşüşler olur bunlar. Birkaç gün sol elimi kullanamayacağım ve bakımını çoğunlukla baban üstleniyor. Çok şükür ki bunlar geçici ve küçük sorunlar. Hasta olmam en çok seni etkileyecek diye korkarım her zaman. Büyük kazalar ve ciddi hastalıklar vermesin Allah, gerisi kolay.

1 gece kalmalı Şile tatilimizden birkaç fotoğrafla bitiriyorum bu yazıyı. Öpüyorum burnundan. 




8 Şubat 2018 Perşembe

95. Emmeden uyumayı öğren

Kuzum, 1 yaşa tabir-i caizse fırtına gibi başladın. Algıların inanılmaz açıldı son 2-3 haftada. Neredeyse söylediğim her şeyi anlıyorsun, basit komutları yerine getiriyorsun. Nasıl öğrendiğinin farkına bile varmadığım sözcükler mevcut hafızanda. İnanılmaz heyecan verici bunlar babanla benim için. Henüz yürümeye başlamadın ama yürüme arkadaşıyla ilerliyorsun pıtır pıtır. Artık bizimle aynı tencereden yiyorsun çoğu şeyi. Bu da mükemmel bir değişim hem senin hem benim için. Su içmekse halen bir sorun. Ama pipetli bardakla öğrendin sayılır onu da. 

Uyku dersen o bir kara delik işte. bazı geceler 1 kez, çoğu geceler 3-4 kez bazı geceler ise neredeyse 10 kez uyanıp ayağa kalkıyor, yatağın korkuluklarına dayanıp kapıya bakarak ağlıyorsun ya da bağırarak beni çağırıyorsun. Ben gelip emziriyorum, çünkü başka şekilde sakinleşemiyorsun. Ancak öyle uykuna devam ediyorsun. Emmeyi tamamen kesince gece uykuların düzene girermiş, doktor öyle dedi. Henüz seni emzirmeyi bırakmak istemiyorum. Hem erken daha hem de hazır değilim. Yalnız memeyi kesince nasıl uyuyacaksın işte onu hiç bilemiyorum. Büyük bir alışkanlık bu senin için. İlk 6 ay için kolay, sihirli bir yöntemdi emzirerek uyutmak. Ancak şimdi büyüdün ve bu yaptığımız doğru değil. Sana emmeden, kendi kendine uyumayı öğretmeliyim. Bunun için hazırlık yaptım. Çeşitli biberonlar ve kitaplar aldım, bir gün belirledim kafamda. 20 Şubat. Yani doğum günümün ertesi günü başlıyorum denemeye. Umarım başarılı oluruz bebeğim. Kararlı ve sabırlı olacağım, sen de güçlü ol ve sana emmeden uyumayı öğretmeme yardımcı ol kuşum.





30 Ocak 2018 Salı

94. Teşekkür etmeyi unutma

12 ay çekimi bittiyse, 1 yaş doğum günü partisi yapıldıysa ve aşılar, kan almalar atlatıldıysa artık ikinci yılımızı dolu dolu yaşamaya geçebiliriz kuşum. Şimdi sana teşekkür etmeliyim unutmadan. Sen de dilerim yeri geldiğinde teşekkürlerini sunmayı unutmazsın sevdiklerine.

Öncelikle bu 1 yıl içinde hiç hasta olmadığın için... Gerçekten de rutin kontroller dışında hiç doktora gitmek durumunda kalmadık çok şükür. Ateş ölçeri bile hiç kullanmadık diyebilirim. 1 kere şüphelenip kullandık, onda da ateşin yokmuş zaten. Bunun için kocaman bir maşallah sana.

Annelik ve babalık yorucu ve fedakarlık istiyor. Ama sen, gelişinle bizim düzenimizde çok da büyük değişiklikler yaratmadığın, bize uyum sağladığın, sana uyum sağlamamıza yardım ettiğin için...

Büyük gaz sancıları, büyük ağlama krizleri (sadece 1 kere oldu, Murat dayının nişanında) yaşamadığın, bizi zor durumda bırakmadığın için...

Güzel emdiğin ve güzel yediğin için...

İlk 7-8 ay güzel uyuduğun için... 

Komik olduğun, bizi çok eğlendirdiğin için...

İnatçı, tutturan bir bebek olmadığın için...

Tehlikeli hareketlerde bulunup düşerek bir kaza geçirmediğin için...

Yeri geldiğinde kendi kendine oynamayı, kendini oyalamayı bildiğin için... Mesela şu an bu yazıyı yazarken ben, sen de toka kutusunu dağıtmakla meşgulsün.

Tatillerde ve uçaklarda hiçbir sorun çıkarmadığın için...

Bana sıkı sıkı sarılarak muhteşem bir his yaşattığın için...

Sana çok teşekkür ederim kızım. Bunlar ilk aklıma gelenlerdi. Mutlaka daha çok vardır hayatın içinde minnet duyduğum özelliklerin. İyi ki bizim kızımızsın, başkasının olsan çok kıskanırdım. 







 

23 Ocak 2018 Salı

93. Güzel doğum günü partilerin olsun

Vee doğum günü partin de geldi geçti kuşum. Tam hayal ettiğim gibiydi. En yakınlarımız, en sevdiklerimiz bizimle, sıcacık bir ortam, kırmızılar, orman ve sen küçük kırmızı başlıklı kızım benim. İyi ki iyi ki doğdun, iyi ki bize doğdun. Daha nice yaşgünü partileri beklesin seni, en eğlencelisinden... 

Not: Bugün 1 yaş aşılarını oldun, perşembe de kan vereceksin, cuma doktoruna göstereceğiz. Onları da atlattığımız zaman gerçekten derin bir nefes alacağım. 








x







16 Ocak 2018 Salı

92. Allah güzel günlerini göstersin

Sen şimdi bugün 1 yaşında mı oldun kuşum? Uzun, zorlu bir doğumu mu yaşadık beraber, karlı bir Ocak’tan mı çıktık seninle? Kokuna doyamayacağımı hangi ayda farkettirdin? Şubat? Bundan sonra, büyüdüğünde bile galiba güvercin uykularıyla yetineceğimi ilk ne zaman hissettirdin peki? Mart? Nisan’da ilk bahar çiçeklerini beraber koklamıştık hatırlıyor musun? Hem ilkbahar hem ilk bahar... Mayıs’ta ilk tatil, baban, sen, ben... İyotlu suyla ilk tanışması yemelik ayak parmaklarının. Güneşin kemiklerini ilk ısıtışı nasıl bir histi anlatsana Haziran’da. Sütüm dışında diline değen ilk şeyin tadı peki Temmuz’da? Koltuk altların terlediğinde şaşırdın mı Ağustos’ta. Onları öpmeye hiç kıyamıyorum bilsen... Rüzgarı yanaklarında hissettin mi Eylül’deki ilk salıncakta? Ekim’de sen de anladın mı acaba sonbaharda büyüklerin hissettiği nefis hüznü? Kasım’da ayaklanıp etrafa baktığında güçlü ve büyümüş hissettin mi kendini? Benim seni o günlerde gördüğüm gibi... Peki Aralık’taki yılbaşı pırıltısı kamaştırdı mı senin de boncuk gözlerini? Şimdi yine Ocak’tayız. İlk kelimelerin, ilk adımların, ilk yılın ve bize ilk yaşattıkların o kadar güzel ki... İyi ki geldin kızım. Beni daha cesaretli ve daha ürkek, daha güçlü ve daha kırılgan, daha çocuk ve daha anne yaptığın için teşekkür ederim. Çok komik bir kız olduğun için de... Seni o kadar çok seviyoruz ki. Bunu hissettiğini çok iyi biliyorum. Birlikte nice aylara, mevsimlere, yıllara yavrum. Allah güzel günlerini göstersin. İpek kızım, Mila’m. 







12 Ocak 2018 Cuma

91. Şükrettiklerin, dilediklerinden fazla olsun

Tatlı kuşum... Bu aralar bir telaş içindeyim. Malum, ilk doğum gününe çok çok az kaldı. Bugün cuma, salı 16 Ocak. Önce 12 ay fotoğraf çekimini yapacağım tam gününde, pazar günü de geniş ailemizin davetli olduğu doğum günü partin gerçekleşecek! Sürekli hazırlıkları, pastanı, kıyafetini, dekorasyonu düşünürken bu ilk doğum gününün bendeki duygusal boyutunu göz ardı ettiğimi sanma, ama o başka bir yazının konusu. Bir sonraki dilek yazısının, yani salı akşamının. Belki biri iki kadeh şarap eşliğinde... Seni uyuttuktan sonra... Uyku demişken, bu aralar o konuda çok zor günler yaşıyoruz, şimdilik doğum günü sonrasına öteliyorum onun üstüne eğilmeyi. 

Bugün 12. ay kontrolü ve göz muayenesi için hastaneye gittik. her şey yolunda gözüküyor. Aşıların ve kan alımın var, onu da doğum günü sonrasına attım gitti. Şükredecek şeyler, dilediklerimden çok daha fazla. Bu da böyle bugünün spontane dileği olsun bebeğim. Seni çok seviyorum Milakuş.