19 Eylül 2019 Perşembe

152. Güçlü bir insan ol

Minik kuşum... İşte o gün geldi. Seni okuluna bırakıp, öğretmenlerine emanet edip, kalbimi de orada bırakıp çıktım. Büyük bir boşluk hissiyle adımlarımı geri geri atarak uzaklaşırken senin aslında ne kadar büyüdüğünü düşündüm. Neler başardığını, başardığımızı hatırladım birlikte. Seninle gurur duydum içimde. Kulaklıklarımı takıp Rain Man soundtrack'i eşliğinde yürüdüm her zaman birlikte gezdiğimiz parkta. Sonra eve geldim ve meditasyon yaptım. 21 günlük meditasyonun ilk günü de bugüne denk geldi. Kahvaltımı yaptım, kahvemi içerken yazıyorum bunları. sen 12'de yemek yiyeceksin ve ben de seni almak için çıkacağım. Dileğim bugün kısa: Güçlü bir insan olman. Kendini tanıman ve kendine yetmen. Zorluklarla baş edebilmen benim güzel kızım.


Sınıfta arkadaşlarınla...

Çok sevdiğin Tuğba öğretmeninle...

Bu arada daha sen birkaç aylıkken karar verdiğim gibi, emzirme bitince o dövmeyi yaptırdım ve Mila kolyesini, ileride sana vermek için sakladım. Dövme yaptırmaya ikimiz gittik ve tüm süreç boyunca yanımdaydın, çok da olgun ve tatlıydın. Hatta sen de kuş dövmesi yaptırmak istedin. Belki 18'ine basınca, ne dersin?



9 Eylül 2019 Pazartesi

151. Okulunu sev

Benim canım, biricik Mila'm. Sen dokunmaya kıyamadığım miniminnacık bir bebekken ne zaman büyüdün de sırtında çantanla okul yolunu tutmaya başladın... Ebeveyn olmak öyle deli bir macera ki seni her dönemeçte yepyeni sorular ve harika cevaplarla başbaşa bırakıyor. Daha dün emzirmeyi nasıl bırakacağımı düşünüp dertlenirken şimdi o çok uzakta kalan bir anı sadece. 2 hafta önceki dileğim gerçek oldu, 1 haftada bez sorunumuz çözüldü. Çok rahat bir şekilde söylüyorsun, dışarıda bile konforluyuz portatif lazımlık sayesinde. Bir tek gece kaldı, onu da zamanla hallederiz diye düşünüyorum.

Şimdi gündemimiz ise okul. 1 haftadır gidiyorsun, yarın 2. haftan başlıyor. Isınma turları çok da güzel geçiyor diyemem. Her gün ağladın. Kah beni görünce, kah benden bahsedilince, kah bir arkadaşın anne diye ağlayınca... Zamanla alışacaksın ve seveceksin diye umuyorum, bunu diliyorum bu gece.




26 Ağustos 2019 Pazartesi

150. Tuvalete kolayca alış

Ah bebeğim... Bebekliğin son izi olan beze vedanın da zamanı geldi işte. Bugün üçüncü günümüz. Nasıl gidiyor dersen, kakada sorunumuz yok ama çişte biraz sıkıntı yaşıyoruz diyebilirim. Sadece fiziksel değil aynı zamanda psikolojik de bir süreç bu. O yüzden sakince yaklaşmak ve sabır çok önemli. Elbette er ya da geç öğreneceksin. Umarım bu, ikimiz için de en az yıpratıcı şekilde olur.

Bezsiz Miloş

Bir de bu arada önemli bir gelişme oldu: Okula başlıyorsun! Taa tammmm! Evet bizim mahalledeki Hayat Anaokulu'na kaydediyoruz seni 5 yarım gün. Çok mutluyum, çünkü çok seveceğini, sana iyi geleceğini düşünüyorum. Öğleden önce boş birkaç saat bana da iyi gelecek laf aramızda! Haftaya, ilk gününde daha detaylı yazarım. Peş peşe yaşanan bu iki yenilik, artık iyice büyüdüğünün kanıtı gibi... Öptüm çıplak popişinden.

7 Ağustos 2019 Çarşamba

149. Doğanın değerinin bilindiği bir ülkede yaşa

Minik farem, 

Bu ara Kaz Dağları ile ilgili iç sıkıcı gelişmeler oluyor. Umarım kısa zamanda son bulur bu vahşet. Çünkü #kazdağlarınınüstüaltındandeğerlidir. Bugünkü dileğim insana, hayvana ve doğaya değer veren bir ülkede yaşaman. Burası şu an öyle bir yer değil.




Artık o kadar iyi konuşuyorsun ki, seninle gerçekten iki arkadaş gibi muhabbet etmeye, espriler, şakalar yapmaya, gezerken çok daha fazla eğlenmeye, birlikte keşfetmenin ve öğrenmenin keyfini daha çok çıkarmaya başladık. Bu inanılmaz güzel bir şey. Ne diyeyim, şükürler olsun bu günlerimize. Çok zor ve yorucu ama bin kat şahane! 



Şu an sen babanla yukarıda uyuyorsun. Evet inanılır gibi değil ama 3 gecedir akşam uykuya babanla geçiyorsun, beni aramadan. Bu da daha çok büyüdüğün, özgürleştiğin ve kendine güvendiğin anlamına geliyor. Tabii bana da daha fazla özgürlük demek oluyor. Bunun şerefine bir mojito yaptım kendime, içiyorum şu an. Yarın bayram tatili başlıyor, 15 gün yokuz, Ayvalık-Ören.

Canımsın.

17 Temmuz 2019 Çarşamba

148. Paylaşımlarımdan hoşlan

Bebeğim, benim minicik meleğim... Bugün tam 2 buçuk yaşına bastın. Seni o kadar çok seviyorum ki sana sarılırken bazen tekrar karnıma sokasım geliyor. Çok sıkmaktan korkup bırakıveriyorum sonra. Öpmeye, koklamaya asla doyamıyorum. Kişiliğinin günden güne oluştuğunu fark etmek nasıl mucizevi bi bilsen... İpek gibi yumuşacık yönlerin de var, sert ve keskin köşelerin de.... Esprilerin, gözlemlerin, merakın, aklın... Keşfetmek öyle zevkli ki. Gün içinde beni çok zorladığın anlar da oluyor kimi zaman. İnat ediyorsun mesela öğlen uyumamak için, ağlıyorsun ya da hiç yoktan aksileşebiliyorsun. Çoğunlukla iyi idare etsem de bazen sabrımın taştığı olabiliyor. Sana azıcık sesim yükselebiliyor. Sonra bunun hiçbir işe yaramadığını fark edip pişman oluyorum. Önce kendime kızsam da sonra affediyorum. Çünkü insanım ve gerçekten çalışmayan anne olmak, bu birliktelik müthiş güzelliklerinin yanında zorluklarıyla da sarsıcı. Sen zaten öyle masumsun ki her çocuk gibi, bana hiç küsmüyorsun. Neyse zaten nadir yaşanan bir şey ama yine de kendime bu ani tepkilerimi daha da azaltmak için söz verdim. Bugün bir yazı okudum. Şöyle bir şeyden bahsediyordu: "Eğer o an sizi çok zorluyorsa çocuğunuz, 'şu an buna ihtiyacı var' diye tekrarlayın." Çok doğru geldi bu yaklaşım. Uygulayacağım.

Bu arada uygulayacağım bir başka karar da sosyal medyada bundan böyle daha az paylaşmak olacak seni. Çünkü artık büyüyorsun, bir birey olduğunu günden güne daha çok hissettiriyorsun. Senin hayatından herhangi bir bölümü fütursuzca göz önüne sermeye, annen olarak bile hakkım olmadığını düşünüyorum. Umarım bundan öncekiler için bana kızmazsın! Ayrıca o benim kişisel sosyal medya hesabım, bir anne-bebek hesabı değil. Bundan böyle daha az ve öz paylaşımlarım olacak sana dair. Öpüyorum ballardan ve kaymaktan.




11 Temmuz 2019 Perşembe

147. Yıllarca sürsün bu dilekleri okuman

Bebeğim neredeyse 1 ay olmuş. Hem fırsat bulamadım hem de bir kafamı toparlayamadım yazmak için. Belki böyle böyle yazıların arası açılacak sen büyüdükçe. Ne zamana kadar yazarım bilmiyorum, hiç düşünmedim. 1001 dileği bulunca mı (baban bunun sembolik bir sayı olduğunu düşünüyor, illa 1001 anlamında değil de çok anlamında yani), sen ilkokula başlayınca mı, artık buraları okuyunca mı, bana artık yazma diyince mi, ömrüm yetinceye kadar mı... Neyse şimdilik oluruna bırakalım. İçimden geldiğince ve zaman buldukça yazmaya devam... Dileğim bu dileklerin yıllarca sürmesi...

Şimdi tek fotoğraf ve tek cümleyle geçtiğimiz aydaki önemli gelişmeler.

1. Mithat ve Efsane'nin düğünü.

Gerçekten eğlenceli ve şık bir düğündü, mutluluklar!



2. Kız kıza Bodrum tatili

Bol bol muhabbet, bol bol deniz, bol bol yakınlık...

3. 1 hafta ikimiz Adyar.

Hem ikimiz başbaşa güzel vakit geçirdik
hem de ailelerle kucaklaştık.






15 Haziran 2019 Cumartesi

146. Arkadaşcanlısı ol

Milakuşum... Uzun zaman olmuş. Bu arada biz üçümüz bayram tatilini fırsat bilip 5 günlüğüne Bodrum'a kaçtık. Aslında bu yaz pek tatil planımız yok. Finansal olarak pek parlak günler geçirmiyoruz. Bazı keşkelerimiz mevcut ama o bu yazının konusu değil. Belki başka bir yazıda anlatırım ya da anlatmama fırsat kalmadan çözülür.



Bodrum'da olduğumuz sürece ve artık İstanbul'da da arkadaşlığa ve arkadaşlarına düşkünlüğün çok arttı. Çok önemsiyorsun onları, çok kolay arkadaşlık kuruyorsun ve sıcak, paylaşımcı bir ilişki yaşıyorsun. Bu o kadar hoşuma gidiyor ki... Umarım bu güzel özelliğin hayatın boyu seninle olur. Bu arada Mito'nun düğünü dün geceydi. Oradan da çok güzel fotoğraflar var ama şimdi ekleyemeyeceğim çünkü şu an anneannenlerdeyiz ve yarın kızkıza yine Bodrum yolcusuyuz. Ayrıntılar sonra. Öptüm yanaklardan.