Bebeğim, canım kızım, biriciğim...
Bugün 21. hafta da bitiyor ve bu haftanın başından itibaren içimde nasıl kıpır kıpırsın anlatamam. İlk tekmeni hissettim. İnanılmaz güzel bir duyguydu. Gerçekten, hem müthiş bir rahatlama hissi, hem çok hafif bir ürkme, hem de gıdıklanma... Her hissettiğimde yüzüme kocaman bir gülümseme yayılıyor. Resmen bağımlısı oldum içimdeki dansının. Öyle ki, ilk tekmeyi fıstık ezmeli ekmek yedikten sonra atmıştın, o yüzden haftanın neredeyse her günü fıstık ezmesi yiyip sırt üstü uzandım. Ve genelde işe yaradı. Son iki gündür ise, bir şey yiyip uzanmama gerek kalmadan, sabah uyandığımda, ya da akşam TV izlerken, babanla konuşurken karnımda seni, hareketlerini, minik tekmelerini hissediyorum. O kadar tatlısın ki daha şimdiden... Henüz babana gösteremedim maalesef ama o günler de kapımızda çok şükür.
Bu haftayı özel kılan bir başka güzellik de seni ilk kez rüyamda görmüş olmamdı. Tabii ki belirgin bir şekilde yüzünü hatırlamıyorum ama sendin işte. Acaba sen de beni görüyor musun? Bebeklerin rüya görüp görmediği hakkında bir araştırma ve kanıt yoksa şayet, istediğime inanmakta özgürüm öyle değil mi? Üstelik doğumu da gördüm. Normal doğum yapıyordum. Bu da yavaş yavaş ciddi anlamda düşünmeye başladığım bir konu. Normal doğumun ikimiz için de daha sağlıklı olduğunu biliyorum. Ama doktoruma güvenmekten başka yapacak bir şeyim yok. Yapamayacağımı söylerse, sezaryen de olurum sakıncası yok. Sonuç, iki şekilde de sana çıkıyor, yol önemli değil. Bu arada, doktorumuzu değiştirmeye karar verdim bebeğim. Detaylı ultrasonumu yapan Cem Batukan'la yola devam edeceğiz. Hem, yeni evimize daha yakın, hem de birçok açıdan iyi bir elektrik aldığım, güven veren bir hoca. Umarım seni dünyaya ve kucağıma o getirir.
