Meleğim,
Soğuk, yağmurlu bir pazar sabahı, sen yanımda telefonun haritasına bakarken yazıyorum bu yazıyı. Gerçi günün pazar olmasının bir önemi ya da özelliği kalmadı bugünlerde. Tarihler, sayılar, umutlar, üzüntüler, özlemler birbirine karıştı. Dünden itibaren 0-20 yaşa da sokağa çıkma yasağı geldi. 65+ zaten uzun zamandır çıkmıyordu. Yani demek oluyor ki seninle uzunca bir süre sadece bahçede ve bizim sokak çevresinde takılacağız. Gerçi zaten öyle yapıyorduk. Bekliyoruz. Ailece, sülalece, hatta tüm dünya insanları olarak bekliyoruz. Bu günler geçecek biliyorum. Bunu yaşamamız gerekiyormuş demek ki. Kayıplarımız olmasın yeter ki, iyi anlamda bir şeyler çıkaracağımız kesin bu salgından. En önemlisi de aslında ne kadar mutlu olduğumuzu fark etmek olacak. Eminim ki insanlar bundan sonra doğaya karşı daha saygılı olacak, hayvanlara daha çok şefkat duyacak, gereksiz tüketim yapmayacak ve ailesine daha çok, sıkı sıkı sarılacak.
24 saati bir arada geçirdiğimiz bugünlerde seni daha iyi tanımak ve her gün yeniden keşfetmek, bana en iyi terapi. Hafızan o kadar şaşırtıyor ki beni... Bazen benim bile unuttuğum olayları hatırlamana inanamıyorum. Her an yeni bir oyun kurabilirsin. Yaratıcılığın sıra dışı. Ve bazen olaylarla ilgili öyle bağlantılar kuruyorsun ki akıl süzgecinden geçirip, büyüleniyorum. Ama aynı zamanda duygusallığın ve kırılganlığın seni çok özel kılıyor. Benim gökkuşağımsın sen. Renklerini koru her zaman dilerim. Şimdi olan bir şeyi aktarayım. Ben bunu yazarken sen masada kuşburnu reçeli ve ekmek yiyordun. Sonra bana dönüp dedin ki: Anne güzel geçiyor! Bi yandan konuşalım mı? Seni seviyorum bebeğim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder