26 Ağustos 2019 Pazartesi

150. Tuvalete kolayca alış

Ah bebeğim... Bebekliğin son izi olan beze vedanın da zamanı geldi işte. Bugün üçüncü günümüz. Nasıl gidiyor dersen, kakada sorunumuz yok ama çişte biraz sıkıntı yaşıyoruz diyebilirim. Sadece fiziksel değil aynı zamanda psikolojik de bir süreç bu. O yüzden sakince yaklaşmak ve sabır çok önemli. Elbette er ya da geç öğreneceksin. Umarım bu, ikimiz için de en az yıpratıcı şekilde olur.

Bezsiz Miloş

Bir de bu arada önemli bir gelişme oldu: Okula başlıyorsun! Taa tammmm! Evet bizim mahalledeki Hayat Anaokulu'na kaydediyoruz seni 5 yarım gün. Çok mutluyum, çünkü çok seveceğini, sana iyi geleceğini düşünüyorum. Öğleden önce boş birkaç saat bana da iyi gelecek laf aramızda! Haftaya, ilk gününde daha detaylı yazarım. Peş peşe yaşanan bu iki yenilik, artık iyice büyüdüğünün kanıtı gibi... Öptüm çıplak popişinden.

7 Ağustos 2019 Çarşamba

149. Doğanın değerinin bilindiği bir ülkede yaşa

Minik farem, 

Bu ara Kaz Dağları ile ilgili iç sıkıcı gelişmeler oluyor. Umarım kısa zamanda son bulur bu vahşet. Çünkü #kazdağlarınınüstüaltındandeğerlidir. Bugünkü dileğim insana, hayvana ve doğaya değer veren bir ülkede yaşaman. Burası şu an öyle bir yer değil.




Artık o kadar iyi konuşuyorsun ki, seninle gerçekten iki arkadaş gibi muhabbet etmeye, espriler, şakalar yapmaya, gezerken çok daha fazla eğlenmeye, birlikte keşfetmenin ve öğrenmenin keyfini daha çok çıkarmaya başladık. Bu inanılmaz güzel bir şey. Ne diyeyim, şükürler olsun bu günlerimize. Çok zor ve yorucu ama bin kat şahane! 



Şu an sen babanla yukarıda uyuyorsun. Evet inanılır gibi değil ama 3 gecedir akşam uykuya babanla geçiyorsun, beni aramadan. Bu da daha çok büyüdüğün, özgürleştiğin ve kendine güvendiğin anlamına geliyor. Tabii bana da daha fazla özgürlük demek oluyor. Bunun şerefine bir mojito yaptım kendime, içiyorum şu an. Yarın bayram tatili başlıyor, 15 gün yokuz, Ayvalık-Ören.

Canımsın.

17 Temmuz 2019 Çarşamba

148. Paylaşımlarımdan hoşlan

Bebeğim, benim minicik meleğim... Bugün tam 2 buçuk yaşına bastın. Seni o kadar çok seviyorum ki sana sarılırken bazen tekrar karnıma sokasım geliyor. Çok sıkmaktan korkup bırakıveriyorum sonra. Öpmeye, koklamaya asla doyamıyorum. Kişiliğinin günden güne oluştuğunu fark etmek nasıl mucizevi bi bilsen... İpek gibi yumuşacık yönlerin de var, sert ve keskin köşelerin de.... Esprilerin, gözlemlerin, merakın, aklın... Keşfetmek öyle zevkli ki. Gün içinde beni çok zorladığın anlar da oluyor kimi zaman. İnat ediyorsun mesela öğlen uyumamak için, ağlıyorsun ya da hiç yoktan aksileşebiliyorsun. Çoğunlukla iyi idare etsem de bazen sabrımın taştığı olabiliyor. Sana azıcık sesim yükselebiliyor. Sonra bunun hiçbir işe yaramadığını fark edip pişman oluyorum. Önce kendime kızsam da sonra affediyorum. Çünkü insanım ve gerçekten çalışmayan anne olmak, bu birliktelik müthiş güzelliklerinin yanında zorluklarıyla da sarsıcı. Sen zaten öyle masumsun ki her çocuk gibi, bana hiç küsmüyorsun. Neyse zaten nadir yaşanan bir şey ama yine de kendime bu ani tepkilerimi daha da azaltmak için söz verdim. Bugün bir yazı okudum. Şöyle bir şeyden bahsediyordu: "Eğer o an sizi çok zorluyorsa çocuğunuz, 'şu an buna ihtiyacı var' diye tekrarlayın." Çok doğru geldi bu yaklaşım. Uygulayacağım.

Bu arada uygulayacağım bir başka karar da sosyal medyada bundan böyle daha az paylaşmak olacak seni. Çünkü artık büyüyorsun, bir birey olduğunu günden güne daha çok hissettiriyorsun. Senin hayatından herhangi bir bölümü fütursuzca göz önüne sermeye, annen olarak bile hakkım olmadığını düşünüyorum. Umarım bundan öncekiler için bana kızmazsın! Ayrıca o benim kişisel sosyal medya hesabım, bir anne-bebek hesabı değil. Bundan böyle daha az ve öz paylaşımlarım olacak sana dair. Öpüyorum ballardan ve kaymaktan.




11 Temmuz 2019 Perşembe

147. Yıllarca sürsün bu dilekleri okuman

Bebeğim neredeyse 1 ay olmuş. Hem fırsat bulamadım hem de bir kafamı toparlayamadım yazmak için. Belki böyle böyle yazıların arası açılacak sen büyüdükçe. Ne zamana kadar yazarım bilmiyorum, hiç düşünmedim. 1001 dileği bulunca mı (baban bunun sembolik bir sayı olduğunu düşünüyor, illa 1001 anlamında değil de çok anlamında yani), sen ilkokula başlayınca mı, artık buraları okuyunca mı, bana artık yazma diyince mi, ömrüm yetinceye kadar mı... Neyse şimdilik oluruna bırakalım. İçimden geldiğince ve zaman buldukça yazmaya devam... Dileğim bu dileklerin yıllarca sürmesi...

Şimdi tek fotoğraf ve tek cümleyle geçtiğimiz aydaki önemli gelişmeler.

1. Mithat ve Efsane'nin düğünü.

Gerçekten eğlenceli ve şık bir düğündü, mutluluklar!



2. Kız kıza Bodrum tatili

Bol bol muhabbet, bol bol deniz, bol bol yakınlık...

3. 1 hafta ikimiz Adyar.

Hem ikimiz başbaşa güzel vakit geçirdik
hem de ailelerle kucaklaştık.






15 Haziran 2019 Cumartesi

146. Arkadaşcanlısı ol

Milakuşum... Uzun zaman olmuş. Bu arada biz üçümüz bayram tatilini fırsat bilip 5 günlüğüne Bodrum'a kaçtık. Aslında bu yaz pek tatil planımız yok. Finansal olarak pek parlak günler geçirmiyoruz. Bazı keşkelerimiz mevcut ama o bu yazının konusu değil. Belki başka bir yazıda anlatırım ya da anlatmama fırsat kalmadan çözülür.



Bodrum'da olduğumuz sürece ve artık İstanbul'da da arkadaşlığa ve arkadaşlarına düşkünlüğün çok arttı. Çok önemsiyorsun onları, çok kolay arkadaşlık kuruyorsun ve sıcak, paylaşımcı bir ilişki yaşıyorsun. Bu o kadar hoşuma gidiyor ki... Umarım bu güzel özelliğin hayatın boyu seninle olur. Bu arada Mito'nun düğünü dün geceydi. Oradan da çok güzel fotoğraflar var ama şimdi ekleyemeyeceğim çünkü şu an anneannenlerdeyiz ve yarın kızkıza yine Bodrum yolcusuyuz. Ayrıntılar sonra. Öptüm yanaklardan.




24 Mayıs 2019 Cuma

145. Dalından bol bol meyve ye

Canım kuşum... Dün seninle Misbahçe'ye gittik. Pek çok meyve ve sebzeyi doğal, ilaçsız yetiştiren, temiz tarım yapılan bir yer. Biz de çilek tarlasına çilek toplamaya gittik. "Tarla" sözcüğü de böylece kelime dağarcığına yerleşti. Böyle yeni sözcükleri yaşayarak öğrenmen çok hoşuma gidiyor. 


Orada geçirdiğimiz bir buçuk saat boyunca
o kadar mutluydun ki...
Temiz hava, doğa ve taze yemişler insana,
özellikle çocuklara çok iyi geliyor.




















Dileğim, dalından koparıp meyve yediğin günlerin çok olması kuzum. Çünkü bu, insana tarifi zor bir mutluluk ve canlılık veriyor. Ve günümüzün GDO ve tarım ilacı dünyasında lüks sözcüğünü karşılıyor.

14 Mayıs 2019 Salı

144. Geniş aileyle daha çok bir arada ol

Kuşum... Evvelsi Anneler Günü'ydü. Bir anne olarak yaşadığım 3. Anneler Günü. Nicelerini kısmet eder inşallah Allahım, seninle ve annemle bir arada. Üstüne yazılmış tüm kitapları oku, birçok anneden deneyimlerini, hissettiklerini dinle, yine de yaşamadan anlaşılmayacak şeylerden biriymiş gerçekten. Bu sonsuz adanmışlığı, sınırsız şefkat ve sevgiyi nasıl bilebilir insan yaşamadan, bilemiyorum. 

Dün Anneler Günü yazılarından birinde 19 yaşında annesini kaybetmiş bir kadın, "40 yaşında olup hala 'anne' diye seslenebilenleri duyunca çok kıskanıyorum onları.' yazmış. ben 41 yaşındayım ve hala o sözcüğü kullanabiliyorum çok şükür. Başka bir 41 yaşındaki kadın da "Şu yaşımda hala anne olmayacağım aklıma gelir miydi?" yazmış. Geç oldum ama anne de oldum ben işte. Şükretmekten başka ne yapabilirim... Ve dua etmekten, tüm isteyenler için.




O gün ayrıca geniş aileyi iftara aldım. Anneanne, dede, babane, dede, teyze, hala, enişte... Hep beraberdik ve sen çok mutlu oldun. Dileğim daha çok seneler böyle bir araya gelebilmemiz tüm en sevdiklerimizle, sağlıkla, huzurla...