Şu sıralar neredeyse tek düşündüğüm doğum ve sonrası. Sana kavuşmanın hayalini kurmak bile inanılmaz mutlu ediyor beni. Gerçekten bunu yaşadığım anı düşünemiyorum bile... Doğum, elbette endişelendiriyor, hafiften de korkutuyor beni. Ama kitaplardan edinebileceğim tüm bilgileri edindim, seminerlerden de doğumu kolaylaştırmak için alabileceğim tüm tüyoları aldım. Artık bundan sonrası için dua etmek dışında yapabileceğim fazla bir şey yok. Yogaya ve yürüyüşe devam edeceğim son güne kadar. Normal doğum yapamasam da bunun pek bir önemi yok. Önemli olan senin sağlıklı bir şekilde kucağıma, kucağımıza gelmen. Dün yine kontrolümüz vardı. 35. haftadayız ve sen hem pozisyon hem de kilo olarak çok iyi durumdasın. Şimdi sabırlı olmaya devam etme zamanı. Bir sonraki kontrol 31 Aralık günü, tam yılbaşında görüşeceğiz yani bebeğim. Annenin yeni yılını kutlayacak mısın?
Hamilelik macerasının sonlarına yaklaşırken ve asıl büyük maceranın -anneliğin- eşiğindeyken fark ettiğim bir şey var. Sen karnıma düştüğün andan itibaren çoğalmaya başladım ben. Daha seni görmeden biliyorum aslında yüzünü, sana dokunmadan hissedebiliyorum tenini, kulaklarımın içinde duyabiliyorum sesini. İnsanın duygularında, anlama ve hissetme kapasitesinde böyle bir çoğalmaya yol açan başka bir takım durumlar da olabilir hayatta tabii ki. Aşık olma olabilir bu ya da müthiş bir empati yeteneğine sahip bir dost edinme. Bilemiyorum. Ama ben, seninle hissetmeye başladım bunu. Senin de yaşamanı diliyorum hayatının bir döneminde. Yaşamanı ve bunu yaşadığını fark etmeni en önemlisi. Çoğalmak, beraberinde çoğaltmayı da getiriyor aslında. Sana karşı duyduğum şefkati başkalarına da yansıtmaya başladığımı hissettim mesela bir anda. Daha şimdiden beni çoğaltıp kocaman yaptığın için teşekkür ederim kızım.
| Kocaman derken ciddiydim! |