24 günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2017 Perşembe

50. Gaz sancıların yok olsun

Bebeğim... Sen benim mi bebeğimsin sahiden? Ben senin annen miyim şimdi? Şu an karşımda beşiğinde hafif kıpırtılı, homurtulu uyuyan yamuk yumuk elleri, ağzı, minik burnu, şaşkın gözleri olan şirin şey bundan 25 gün önce karnımda mıydı? Biliyor musun hep senin gibi tatlı ve komik bir kızım olsun diye hayal etmiştim. Allah çok şükür nasip etti. Sen aslında o kadar tanıdık geliyorsun ki gözüme. Ama yine de, buna rağmen inanamıyorum gerçekliğine... O derece güzel bir şey yaşıyorum çünkü. Allah, isteyen herkese versin, babanla bana senin sağlıkla büyüdüğünü nasip etsin artık. En büyük duam bu.

Kuzucuğum, 19. gününün akşamı anneannenle vedalaştık. Kaldık mı baş başa... İyi idare ediyoruz ama. Baban da hep destek, tam destek. Geceleri maşallahın var. Annenin uykularına kıyamadığından olsa gerek, mışıl mışıl uyuyorsun. 2 kez seni emzirmek ve altını değiştirmek için kalkıyorum. Bazen zorla uyandırıyorum, o kadar ağır uykuların... Gündüzlerin birazcık sıkıntılı ama. Ah o gazlar... Elimde olsa hepsini tek tek üfler yok ederim karnından. Öyle çok kıvrandırıyorlar ki seni. Elimden pek bir şey gelmiyor, üzülüyorum, her pırtında bir oh çekiyorum. Baban sırtına vurup duruyor çıkarmak için gazını, çoğu zaman da işe yarıyor. Havalar hala soğuk gidiyor. Seninle dışarıda gezeceğimiz günleri iple çekiyorum. Sokaklar vardı biliyorsun sana göstermek istediğim. Kuşlar, evler, ağaçlar vardı. Hepsi bizi bekliyor kızım. Bizi ve baharın gelmesini... Sen biraz büyü de... Aslında hemen büyü de istemiyorum, her gününün, her anının tadını çıkarmak istiyorum. Öyle karışık ki hislerim... Hah işte uyanıyorsun. Bugün aslında doğum hikayeni yazacaktım ama zaman kalmadı. Zaten o kadar az boş zamanım var ki artık. Doğumun bir sonraki yazının konusu olsun. Bakalım ne zaman fırsat bulabileceğim... Şimdi doğru seni koklamaya...