17 Mart 2026 Salı

253. Ayşe Anne gibi bir kayınvaliden olsun

Canım kızım...

İkinci haftadan kendime verdiğim sözü unutup geçen pazar yazmadım. Ama son bir hafta öyle koşturmalı, o kadar iniş çıkışlı, duygusal yoğunluğu öyle yüksek bir haftaydı ki... Pazar günü ise bir dakika bile bilgisayar başında geçirecek zamanım yoktu diyebilirim. 





Öncelikle ayağımızın tozuyla teyzenin Omorika isimli sergisine gittik. Anneannenlerin 1966'da Yugoslavya'dan Türkiye'ye göçü ile göç eden bir Balkan ladini olan Omorika'nın birbirine teğellenmesiyle oluşan hikayesi, ilk kez resim dışında farklı disiplinler sunan teyzenin heyecanı, kuratör ve galerinin özeni muhteşemdi. Duygusal anlar yaşadığım oldu. Özellikle anneannemin yaptığı dantelleri teyzenin ağaç formunda yeniden yaratmasını görmek tarif edilemez bir duygu.



Sonra gerçek hayata döndük. Babaannen, halan ve babanı Beşiktaş'taki evden Kozyatağı'ndaki eve taşıdık. Pazar akşamı da baban ve halan tedavi başlangıcı için hastaneye yerleştiler. Ben de iki gece babanenle Kozyatağı'nda kaldım yalnız kalmasın diye. Şimdi eve döndüm, bir duş aldım ve yazma fırsatı buluyorum. Zor süreçler hepimiz için ama en çok Atiye için. Baban da çok yoruluyor, ona da üzülüyorum. Belki yarın ben kalırım halanla, eğer nezlem geçerse.

Gelelim bu dileğin konusuna, daha doğrusu nev-i şahsına münhasır kişisine... Ayşe Anne, Cem'in annesi, teyzenin kayınvalidesi yani. Ben genelde insanların isimlerinin önüne ya da arkasına, akrabalık lakaplarını kolay yapıştıran bir insan değilim. Kolay kolay Ayşe Teyze demem mesela arkadaşımın annesine. Ama Ayşe Anne'de öyle olmadı, üstelik "anne" gibi duygusal yükü en ağır ve kıymetli sıfatı pat diye, kendiliğinden öyle doğallıkla yapıştırdım ki Ayşe'nin peşine... Elbette teyzen de ona öyle sesleniyor. Zaten benim de onun gibi seslenme ihtiyacımın sebebi bu. Ama tek neden bu değil, kendisi gerçekten bir dream kayınvalide! Çok özel, şefkatli, incelikli, düşünceli ve aynı zamanda çok eğlenceli, nüktedan, kafa dengi, açık fikirli, yaratıcı bir kişilik. Rakı sofrasında muhabbet etmişliğimiz de var, beraber okuduğumuz kitabın filminin kritiğini (Hamnet) birer kadeh -yoksa iki mi?- şarapla yapmışlığımız da... Onu çok seviyorum, fikirlerini çok önemsiyorum, çevresine yaydığı enerjiye bayılıyorum. Teyzeni ve İnci'yi çok şanslı buluyorum bu nedenle. Ama biz de onlar kadar şanslı sayılırız Ayşe Anne'nin habitatında olduğumuz için. Umarım senin kayınvaliden de sana bu şekilde hissettirir. Öpüyorum.


Not: Kendisi ayrıca dünya üzerinde bu blogu baştan sona okuyan ilk kişidir. Ben bile o şekilde okumadım, öyle söyleyeyim. Bu da kendisinin nasıl bir insan olduğu hakkında ipucu verebilir sana.


 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder