Bugün sömestr tatilinden sonraki ilk gün ve ben seni okula bıraktıktan sonra eve geldim, çayımı yudumlayarak senin yatağında bunları yazıyorum. 1 haftalık tatilin her gününü öyle güzel değerlendirdik ki... Bir gün orman, bir gün müze, bir gün tiyatro, bir gün evde takılma, bir gün arkadaşlarla buluşma, bir gün Pendik derken geçti bitti. Birbirimizle olan bağımızın da tazelendiği, yoğunlaştığı, bol kucaklaşmalı, öpüşmeli yanak yanağa bir hafta idi. Tabii ki zorlukları da vardı ama düşündüğüm kadar değil. Sen eve, ben evde sana çok alıştık bu tatilde o yüzden okulun ilk günü biraz endişelendirmiyor değildi beni. Bu kısa ayrılık seni okuldan soğutabilirdi. Gerçekten de sabah gitmek istemedin pek. Evde kalmak, benimle oynamak senin için zaten en cazip aktivite her zaman. Neyse sonra ikna oldun ve güle oynaya gittik.
Bugünkü dileğimizin konusu da ayrılık olsun o zaman. Hayatta her zaman ayrılıklarla karşılaşacaksın. Bazen çok sevdiğin işinden ayrılacaksın, bazen bir arkadaşından ya da sevgilinden... Bazen de bizden ayrılacaksın mesela uzak bir yerdeki okula gitmek için. İnsanın alıştığı çevreden, kişilerden uzaklaşması, o yakıcı özlem duygusuyla başa çıkması bence hayattaki en zor şeylerden biri. Ancak insanların DNA'sında yeni çevreye, yeni insanlara uyum sağlama da mevcut. Hepimiz yeniliklere alışmak için doğmuşuz. Zaten doğduğumuzdan beri yaşadığımız da tam olarak bu değil mi... Senin için dileğim bu alışma sürecinin daha hızlı ve en az sancılı olması. Bazen geri dönüşü olmayan ayrılıklar yaşasan da... Zaten geçici ayrılıklarda sevdiğin yer ve insanlar seni her zaman burada bekliyor olacak. Babanla benim kalbimiz ise sen neredeysen hep orada atacak.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder